Britanya İşçi Partisi ve klasik İngiliz siyaseti üzerine

© REUTERS
Britanya İşçi Partisi ve klasik İngiliz siyaseti üzerine
KEMAL SOBE

Britanya'da devlet siyasetinin pratik yürütücü güçlerinden biri LABOUR-İngiliz İşçi Partisi olmaktadır. Labour, sosyal devletin devamlılığının sağlanmasında, muhafazakarlar karşısında büyük bir caydırıcı güçtür. Fakat, bu caydırısı güç olma rolünü daha çok burjuva-kapitalist sınırlar içinde kalarak yapıyor. Özelikle Blair'in başbakan olduğu 1997 yılından 2010'a, kadarki on üç yıllık iktidar sürecinde, partinin sağ sapma yaşadığı birçok kişinin hemfikir olduğu bir durumdur. Hatta, yeni bir işçi partisi kurulmasını bile gündeme getirenler hayli fazla oldu. Labour-İşçi Partisi, işçi sınıfının en çok ezildiği ve direndiği 1900'da kuruldu. İşçi sınıfının nitel gelişim sağladığı koşullarda, İşçi Partisi, işçi sınıfının ve halkın çıkarlarını temsil etme iddiasıyla kurulan ve bu konuda önemli kazanımlar ve gelişmeler sağlayan bir siyasi oluşumdur ve bugün bile önemli gelişimlar yapabilecek bir potansiyele sahiptir. İngiliz İşçi Partisi, Türkiye'deki işçi partisi ve diğer sol-sosyalist partiler gibi silik ve kitlesiz değildir, ülkede ve devlet içinde belli bir siyasi etkisi ve ağırlığı, yönelendiriciliği olan büyük bir siyasi güçtür.
***
Geleneksel İngiliz siyaseti deyip geçmemek gerekir. Kurnaz ve ne zaman ne yapacağı bilinmeyen bir siyaset tarzıdır, geleneksel İngiliz siyaseti. İngiliz devleti birçok eski sömürgeleri üzerinde etkisini devam ettirmektedir. Bunu, kendi içinde demokrasiyi uygulamakla başarıyor. İngiliz geleneksel devleti, kendi içinde demokrasiyi uyguluyor ama dış siyasettede hala emperyalist-yayılmacı bir siyaset uyguluyor. İngiliz İşçi Partisi, son yüz yirmi yılda birçok defa tek başına iktidara gelmiş ve bazende koalisyonlarla hükümete ortak olmuştur. Labour, iktidara geldiğinde, içeride sol-sosyal demokrat bir siyasetle ülkeyi yönetsede, halkın refahıyla ilgili önemli çalışmalar yaptıysada, yapsada, dış siyasette barışçıl bir siyaset izlememiş, devletin emperyalist dış siyasetinin bir parçası ve temsilcisi olmuştur. Özellikle 1980'den sonra, Tony Blair'in partinin lideri olmasıyla, partide sağ sapma yaşandı ve İşçi Partisi sol siyasetin temsil gücü olmaktan çıkıp, orta yolcu pasifist bir siyasi çizgi uyguladı. Birçok radikal İngiliz solcu, İşçi Partisinin 1945'li yıllardaki devrimci ruhunu arar oldu.
***
İşçi Partili hükümetin, ABD'nin yanında Irak savaşına girmesi, siyasi olarak kitle kaybetmesine yol açtı. Çünkü sol bir hükümetin emperyalist bir savaşta ne işi var diye eleştirenler çok oldu ve İşçi Partisinin kitlesinin tamamı Irak savaşına karşı çıkmışlardı. Ancak bu karşı çıkışlara rağmen, Tony Blair liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, Irak savaşına girdi, hemde devletin temsilcisi olarak. Devletin geleneksel siyaseti ve uluslar arası çıkarları söz konusu olduğunda, muhafazakarlar ve sol siyasi partiler-kesimler aynı ip üzerinde yürüyorlar. Yani iç siyasette halkın sorunlarını çözüyorlarsa ve refah seviyesi iyiyse, dış siyasettede bu şekilde halktan rızalık alıyorlar. Yani halkın refah seviyesi iyiyse, devlet halkla ilgileniyorsa, devletin dış siyasetinin iyi yada kötü olmasıyla pek ilgilenmeyen bir toplumsal realite var. Yani sol siyaset kadar halktanda bir pasiflik ve devletin geleneksel emperyalist siyasetine eklemlenme durumu var. Buda gösteriyorki gerek sol kitle gerek sol ideolojiye sahip işçi partisinin sosyal devletin sağladığı refah içinde rehavete kapılmaları ve siyaseten sistem içinde eridikleridir. İşçi Partisi, iktidarda olduğu dönemlerde sadece halkın kaba ekonomik sorunlarıya ilgilenmiş, halkın sol siyasetle eğitilmesiyle ilgilenmemiş.
***
Son zamanlarda Rusya-Ukrayna savaşında İşçi Partisinin barışçıl bir siyasetle halkların kardeşliğini ve hakların barışını savunup savaşa karşı çıkacağına, devletin emperyalist siyasetine destek olacak bir tavır içine girerek, NATO'cu bir tutum içine girmiştir. Yani içte sol ama dış siyasette sağcı bir eğilime sahip olmak İşçi Partisi için aslında kabul edilecek bir durum değildir. İşçi Partisinin yeni bir sol siyasi vizyona ihtiyacı olduğu açıktır. Bir elmanın iki yarısı olma durumunu aşmaları gerekiyor. Muhafazakar siyasetin bir parçası olmanın faturası ileride çok ağır olur. Çünkü muhafazakar siyasetin yükünün ve faturasının ağırlığını emekçi halk ve sınıflar çeker. işçi Partisi, dış siyasette eğer barışçıl bir siyaset izlerse, içtede sağ siyasetin etkisinde kurtulup sol siyasette yeni gelişmeler sağlarsa bir umut olmaya yeniden başlayabilir. Ama hayır, devletin geleneksel muhafazakar ve emperyalist siyasetinin bir parçası olmaya devam ederse, İşçi Partisi büyük bir taban kaybına uğrar ve bölünmekle bile karşı karşıya gelebilir. Zaten son seçimlerde, son seksen yılın, mecliste en büyük sandalye kaybına uğradılar. İşçi Partisinin sağ sapması, birazda halkın sahip olduğu refah seviyesinden dolayı bir siyasi rehavet içinde olmalarından kaynaklanıyor. Şimdiki siyasi duruma bakıldığında, İşçi Partisiyle muhafazakarlar arasında siyasi olarak pek bir fark kalmadı diyebiliriz.
Bir sol partinin sağ partiden farkı, iktidara geldiğinde belli olur. Muhalefette iken her siyasi parti halkın sorunlarıyla söylemde ilgilenir, çeşitli çözümler üretirler, birçok vaadde bulunurlar ama siyasi partilerin gerçek yüzleri iktidarda kendini gösterir. Avrupa'da Sol partiler güçlü olup sosyal devletin kurucuları olmuşlardır. Ancak, bir süre sonra devletin yedek bastonu olmuşlardır. Sol partiler içte sosyal devletin ve sosyal adaletin devamını sağlarlar ve dış siyasette de barışçıl bir dünya siyaseti uygularlar, uygulamak zorundalar. Avrupa'da bazı sol partilerin halkın sorunlarıyla ilgilenme konusunda bazen sağ partilerin gerisine düştükleri bile olmuştur, gözlemlenmiştir. 1990'lardan sonra, sol partiler Avrupa'da yükselişe geçtiler, iktidar oldular ama bu yükseliş, sağ sistemi ortadan kaldırma ve yeni bir sol sistemi kurma ve kapitalist sistemin etkilerini kıracak bir sol gelişme olmamıştır. Daha çokta, kazanılmış haklar üzerinde kendilerini yaşatacak bir siyasi durum yaşanıldı. İngiliz İşçi Partisi, 1997-2010'da, on üç yıl gibi uzun bir zaman hükümet oldu ama ne yaptı?
***
İşçi sınıfı ve halk için ne yaptı? Hiçbir şey yapmadı, tam tersi sosyal devlette aşınmalar ve bazı halklarda kesintiler bile oldu. İngiliz İşçi Partisinin sol siyasi çizgide kendisini yeniden yapılandırması ve devletin geleneksel sağ siyasetinin etkisinden kurtulması gerekmektedir. Kimse İşçi partisinden komünizmi getirmesini beklemiyor ama iç siyasette tam olarak sol ideolojinin etkili olduğu halkın refahının daha çok yükseltildiği, sosyal hakların daha çok geliştirildiği ama dış siyasettede demokratik ve barışçıl bir dünya siyasetini uygulaması gerekiyor. İşçi partisi muhalefette olsa bile, savaşı destekler şekilde hareket ediyor. bu, sol bir partinin tarzı olamaz. Sol bir parti koşullar ne olursa olsun savaşa karşı durması, barışı ve halkların kardeşliğini savunması gerekiyor. Ancak böyle olursa İşçi Partisi yeniden sol kimliğini kazanabilir. İşçi Partisinin burjuvazinin yedek bastonu olmaktan çıkması gerekmektedir. Yüz yıl önce, kazanılmış bazı haklarla yetinmek doğru değil ve bu hakları daha çok geliştirmek ve sosyal devletin sınırlarını genişletmek gerekiyor. İşçi Partisinin devrimsel nitelikle bir değişim yapabilecek potansiyeli ve gücü var ama bu gücünü işçi sınıfının ve halkın lehine olacak şekilde doğru kullanması gerekmektedir...
SIRADAKİ HABER