Demokrasi tozlu raflada çok kirletildi

Demokrasinin işlevselliği bakımından, seçimler olmazsa olmazdır. Ancak sadece sandığa gidip oy kullanmak ve genel ve yerel yönetimin değişmesi, demokrasinin işlevsellik kazanması için için yeterli görmek büyük yanılgıdır. Devlet kurumları hiçkimsenin tekelinde değildir, öncelikle bunun bilinmesi gerekiyor. Demokrasi kültürünün yeterli olmadığı ülkelerde seçimler sadece sandık, yani temsili demokrasiden öteye gitmiyor ve demokrasi sokakta halkın yaşamında kendisini göstermiyor. Seçenler seçilenler üzerinde etkili ve yetkili oluyorsa, belediyeler ve benzeri devlet kurumları rant ve menfaat elde etme alanları olarak görülmüyorsa ve seçilenler halkın içinde halkla aynı şartlarda özgür bir ortamda yaşıyorlarsa, orada demokrasi var ve yaşıyor demektir.

© TWITTER
Demokrasi tozlu raflada çok kirletildi

Demokrasinin ancak sokakta, fabrikada, tarlada, yani hayatın içinde olabileceğini ve yaşanılacağını
bilmemiz ve öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü demokrasi küçük bir elit yönetici kesime ait değil, halka
ait yaşamın, özgür ve adaletli yaşamsal değerleri tümüdür. Kapitalizmde, özelliklede vahşi kapitalist
koşullarda demokrasi sadece sandık demokrasisi olarak kalır ve hiçbir toplumsal soruna çözüm gücü
olmaz, olmamıştırda. Vahşi kapitalizmin yaşamın her tarafına nufuz ettiği şartlarda, seçimler sadece
toplum üzerinde sermaye sınıfının iktidarını meşru hale getirmekten başka bir işe yaramaz ve geçmiş
yıla baktığımızda bu barizce görülmektedir.
***
Türkiye'de seçimler halka, memlekete hizmet için değil, rant ve menfaat elde etmek için yapılıyor.
Normalde gerçek demokrasilerde hangi parti kazanırsa kazansın, önemli olan halkın kazanmasıdır.
Kim kazanırsa kazansın, halkın iradesini temsil edilip edilmediğine ve toplumsal belediyeciğin gelişip
gelişmediğine ve memleket sorunlarının çözülüp çözülmediğine bakılır. Türkiye'de pastadan pay
kapma kavgasına giriliyor, seçimler gürültüsüz, kavgasız ve hilesiz yapılmıyor. Seçimlerde halka,
şu partiye vermeyeceksin, buna oy vereceksin deyip baskı yapılmaz, çünkü seçimler normalde
demokratik koşullarda yapılır. Toplumun demokrasiyi doğru öğrenmeleri ve yaşamaları gerekiyor.
Demokrasi yaşamın içinde yaşamın normal akışı içinde kendisini gösterir. Halk ve yönetim iç içemi,
ele el verip ülkeyi beraber yönetiyor mu? Seçilenler seçenleri emrinde mi? Seçilenler seçenlere
danışıyor mu? Bunların hepsi demokrasinin olmazsa olmazlarıdırlar. Devlet kurumlarını, belediyeleri
rant ve çıkar elde etme mekanları olarak görmemek gerekiyor.
***
Ceketiyle gelip, ceketiyle gitmesini bilmek gerekiyor. Devletin malı deniz, yemeyen domuz anlayışından
uzaklaşmak gerekiyor. Demokrasinin sadece her 3-5 yılda bir sandığa gidip oy kullanmak olmadığını,
gerçek demokrasinin özgürlüğün ve adaletin olduğu bir yaşam olduğunu bileceğiz. Demokrasiyi, sandık
demokrasisi olmaktan çıkarıp, doğrudan halk demokrasisi haline getirip, halka ve yaşama mal etmemiz
gerekiyor. Toplumsal sorunları, memleket meselelerini ancak halkın katılımın olduğu, doğrudan demokrasi
çözer. Demokrasiyi tepede duranlardan beklemek, demokrasiyi tozlu raflarda kirletir. Sokaklarda, üretim merkezlerinde, hayatın içinde kurulmayan bir demokrasi gelse bile, geldiği gibi gider. Yukarıdan verilen demorkasi, yukarından da alınır. Halkın katılımıyla sıcak hayat içince kurulan demokrasiyi kimse almaya cesaret edemez. 

Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER