Demokrat Parti-Biden dönemi başladı

Joe Biden, ABD'nin, Demokrat Parti'den 46. başkanı olarak, yemin edip göreve başladı. Trump, seçimlere hile karıştırıldığını, sonuçları kabul etmediğini söylemişti. Seçimlerin tekrar edilmesi için çeşitli oyunlar oynadı ama bunun işe yaramadığını görünce, kendi yandaşlarını sokaklara döküp, kongre binasına bile saldırmaya cüret ettiler. Bu işgal etme durumuda iki kişinin ölümü ve bazılarınında yaralanmasına ve tutuklanmasına kadar gitti. ABD'de başkanlık seçimlerinde ilk defa seçim sonuçlarını kabul etmeme ve şiddete yönelme gibi bir anormal durum yaşandı. Ancak seçimlerde bir hilenin olmadığı anlaşıldı ve Joe Biden'in seçimleri kazandığı resmiyet kazanınca, başkanlığı onaylandı ve Biden, yemin edip Beyaz Saray'a taşındı. ABD'de günümüze kadar, iki parti arasında seçimler yapılıyor. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar. Trump bir diktator gibi hareket ettiğinden, muhalif kesimler, Trump, gitsinde ne olursa oldun dediler ve Biden'in kazanmasını neredeyse bir devrim olarak bile değerlendirdiler. Aynı durum Türkiye'de çok daha kötü olarak yaşanılıyor. RTE'nin gitmesi, bir devrim olarak değerlendirilecek bir noktaya kadar gelindi. Kaldıki ABD ile Türkiye arasında bir kıyaslama yapılırsa, ABD'nin en azından kendi içinde Türkiye'deki gibi çok ciddi bir rejim sorunuda yok.

© TWITTER
Demokrat Parti-Biden dönemi başladı

Buna rağmen Trump gidince çok şey değişecek yorumları yapıldı. ABD'nin onlarca yıllık geçmiş
politikalarına bakıldığında, bir başkanın gidişi ve yenisinin gelişiyle, bir seçimle ciddi değişimlerin
olmadığı görülür. Devletlerde, devlet politikası uygulanır ve dönemsel hükümetler, devlet siyasetini
uygulamakla yükümlüdürler. Çok ciddi küresel ve bölgesel, toplumsal değişimler olmadığı sürece,
hükümetlerden ve başkanlardan ciddi bir değişim beklememek gerekiyor. Kaldıki değişimleri
hükümetler yapmaz, yapamaz, toplumsal direnişler karşısında devlet-ler yapmak zorunda kalırlar.
Hükümetler sadece kendi önlerine koyulan görevleri, ödevleri yaparlar. Bir değişim yapsalar bile,
bunu sistemin sınırlarını zorlamadan yaparlar. Sistemin sınırlarını aşarak bir değişim yapmak çok
zor ve bunun çok ciddi bedelleri olur. Kapitalizmde ülkeleri sermaye sınıfları yönetir yada ülkenin
nasıl bir siyasetle yönetileceğinin programını hazırlarlar ve bunuda hükümetlere uygulatırlar.
Devletlerin siyasetleri zaten önceden belirlenmiştir. ABD'nin dış siyaseti, 2. dünya savaşı sonrası
emperyalistleşmiştir. Bu açıdan hangi parti ve başkan gelirse gelsin, barışçıl bir dünya siyaseti
uygulamaz, uygulamayaz. Sadece bazı rötuşlar yapar, yapabilir.
***
ABD'nin onlarca yıllık siyasi geçmişi göstermiştirki, Cumhuriyetçiler-muhafazakarlar hükümet olunca,
ABD'nin dış siyaseti daha çok şiddete ve askeri operasyonlara, zora dayalı gerçekleşiyor. Demokratlar
iktidara gelince, bu siyaset biraz inceltilmiş bir tarzda yürütülüyor. Demokratlar, daha çokta siyasi
yaklaşımlarla, şiddete fazla bulaşmadan devlet siyasetini uyguluyorlar. Ancak Demokrat Parti
hükümetleri dönemlerinde de, ABD'nin birçok ülkeyle savaştığı, kanlı kavgalı olduğu çokça yaşanılmış
bir gerçekliktir. Yani Trump'un gitmesini ve Biden'in gelişini köklü değişimler olacakmış, ABD emperyalist
saldırganlıktan vazgeçecekmiş gibi görmemek gerekiyor. Devletler önceden hazırlanan siyasetle
yönetilirler, dönemsel hükümetlerin programlarıyla ve başkanların kişisel düşünceleriyle, duygularıyla
değil. ABD dünyanın en büyük ekonomilerinde biri olduğu halde, milyonlarca insan evsiz ve dışarıda  yaşıyor ve milyonlarca işsizin olduğu bir ülkedir. Bu kadar büyük bir ekonomide, insanların sokaklarda
yaşamaması ve işsiz olmaması gerekir. İşsiz olsa bile evsiz aşsız olmaması gerekiyor. Biden, bazı
konularda değişim yapacağız desede, bunun önceki Demokrat Parti hükümetlerinin icraatlarının bir
devamı olacağını belirtmek gerekiyor. ABD, egemenlik kurduğu ve kurmak istediği ülke ve bölgelerde
gerektiğinde askeri operasyonlar yapar ve savaşır. Biden'in başkan olmasıyla, ABD, emperyalist ülke
olmaktan çıkmıyor ve dünya barışının koruyucusu olmuyor. Ancak ABD başkanlarının hepside,
dünya barışını koruduklarını iddia ediyorlar. Aslında dünya barışını bozanlar ve savaşlar çıkararak
emperyalist hakimiyet kuranlar ABD ve Avrupa'dır. Demokrat Parti hükümeti ve Biden, ABD'de zenginlerle
fakirler arasındaki uçurumu kapatacak bir siyasi hedefe ve programa sahip değildir ve öyle bir amacıda
yoktur. Demokrati Parti ve Biden hükümeti, ABD'yi sosyal devlet yapmaz, yapamaz. ABD bu gidiaştla ne emparyalist ülke-devlet olmaktan çıkar nede sosyal devlet olabilir.
Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER