Dini bayramlara ilişkin bazı yorumlar

İnsan toplulukları binlerce yıldır uygarlığı ve kültürü yaşıyor. Yani mağara ve orman yaşamından çıkmak, insan toplulukları için büyük bir ilerlemeye yol açmıştır. Tabi bu ilerlemenin kendi içinde artıları ve eksileri olmuştur. Din, insan topluluklarının aslında ıslah edilmesi demektir. Din demek, metafizik bir tanrıya inanmak ve her gün Tanrıya dua etmek demek değildir. Dini bayramlar olarak bilinen bayramlar, esasen insanlık tarihinin ilk toplumsal etkinliklerdir, kültürel aktivitelerdir. Din, hayatın kendisidir, kültürdür, yaşam tarzıdır, davranış şeklidir. Din, hayattan koparılırsa, hayat tanınmaz olur. Hayat dinden koparılırsa, din metafizikleşir.

© TWITTER
Dini bayramlara ilişkin bazı yorumlar

Bayramlar, toplumsal dayanışmayı, yardımlaşmayı, toplumsal kimliği yaşatmak içindir. Toplumu birlik halinde tutma, toplumsal dayanışmayı, yardımlaşmayı barışı güçlendirme, yaşanılır kılma ancak bayramlarla oluyor. Kurban, paylaşımı ifade eder. Toplum biraraya gelir, dayanışır, yardımlaşır ve kurban keserler, oturup beraber yerler. Kurban sofrasına bakıldığında, farklılık yoktur, sınıf yoktur, ayrıcalık yoktur, herkes insandır, herkes Allahın kuludur. Din de adı geçen Allah, evreni yaratan Allah değil, adalet ve haktır. Allahın bir diğer adı da haktır. Hak, adalet demektir. Adaletli olmak için, merhametli ve vicdanlı olmak gerekiyor.
***
Hak sahibi olmak, hak yolunda yürümek, bir Derviş gibi bir lokma bir hırka misali yaşamaktır. Dünya malında, parada, altında, mal ve mülkte gözü olmamaktır. Allahın verdiği nimetleri paylaşan herkes hak yolunda yürüyor demektir. Allaha kulluk yapmak demek, kimsenin kulu olmamak, kimsenin karşısında eğilmemek, kimseye kölelik yapmamak demektir. Allahın kulları demek, tabiatın çocukları demektir. Herkes insandır ve kimsenin kimseden bir üstünlüğünün olmaması, Allahın kulu olmak ve Allaha kulluk yapmak demektir. Günümüzdeki gibi, Kiliseye, Camiye, Sinagoga, Cemevine gidip, ellerini havaya kaldırıp, görünmeyen bir güce körü körüne tapmak ve dua etmek değildir.
***
Allaha kulluk yapmak, hayatın içinde kimseyi ezmemek, kimseyi hakir görmemek, kimseyi sömürmemek demektir. İnsana, insan olduğun için değer vermek, insanı yüceltmek Allaha inanmak ve kulluk yapmak demektir. Gerisi, Allaha kulluk yapıyormuş gibi görünüp, aslında görünmeyen bir puta tapmaktır. İnsanlar önceleri, taştan, topraktan ve ağaçtan, demirden yapılmış putlara Allah-Tanrı diye inanırlardı. Sonrada bu, görünmeyen bir puta tapmaya dönüştü. Yani görünmeyen bir güce inanmak, Allaha inanmak demek değildir. Din demek Allaha inanmak demek değildir. Din demek, hayatın adaletli olmasıyla, merhametli olmakla ilgilidir. Yani insan, ne kadar adaletli olursa, dürüst olursa, o kadar Allaha inanmış olur. Yani söylemde ben Allaha inanıyorum demekle olmuyor.
***
Allaha inanmanın ölçüleri, hayatın içinde doğru ve dürüst yaşamakla ilgilidir. Öldürmemek, hırsızlık yapmamak, yalan söylememek, zina ve ahlaksızlık yapmamak, kimseyi sömürmemek, kimsenin hakkını yani kul hakkını yememek, kimseye kötülük yapmamak. Bu saydıklarımız ve bunlara benzer ölçüler, insanların yapmaları ve hayatın içinde uymaları gereken ölçü ve kurallardır ve bu kurallar ve ölçüler insanlık içindir, adalet içindir. Yani hak ve adalet için yapılan herşey Allah için yapılmıştır. Allah için birşeyler yapmak demek, her gün Kiliseye, Camiye, Sinagoga, Cemevine gidip, dua etmek demek değildir. İnsanlık için çalışmak Allah için yani hak ve adalet için çalışmak demektir.
***
Bayramlarıda bu çerçevede ele almak, değerlendirmek gerekiyor. Bayramlar, görünmeyen bir Allah için değildir, insanların dayanışması ve yardımlaşması içindir. Bayramlar, Toplumsallığı diri ve canlı tutmak içindir. Yani bayramlar, hak ve adalatin yaşanılı kılınması içindir. Bu açıdan bakılırsa, adaletin ve hakkın olduğu her gün, insanlık için bayramdır. Önemli olan, adaleti, eşitliği, paylaşımı esas almak, yaşanılılır kılmaktır. Savaşlar varsa, insanın birbirini öldürmesi varsa, yolsulluk varsa, sınıflar ve sömürü varsa, orada bayramlar sadece bir kandırmadır, afyondur. Dinler afyonlaştırıldığı için, dini bayramlarda yozlaştırılmış. Bu bakımdan, dinin ne olduğunu doğru öğreneceğiz, hayatın içinde adaletli ve merhametli olacağız. Adaletli olmanın en önemli ölçüsüde paylaşmaktır. Allahın verdiği nimetleri, ekmeği, suyu, bilgiyi paylaşanlar, Allaha inanmış olurlar. Yani tabiatın verdiği maddi imkanları paylaşmak, dinin en önemli şartıdır. Çünkü paylaşımın olduğu yerde ne savaş olur nede sömürü olur. Paylaşımın olduğu yerde adalet ve hak olur...

Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER