Ekonomik-siyasi sorunlar toplumsal krizleri tetikler

Türkiye'de onlarca yıldır ekonomik ve siyasi sorunlar olsada, son yıllarda bu sorunlar daha çok derinleşmiş ve sistemi zorlar olmuştur. 30-40 yıl önceki koşullarda sadece işçiler, ücretlere zam için sokaklara çıkarlardı, grevler yaparlardı. Ancak şimdiki durum çok farklıdır. Şu anda, sistemin yapısal durumundan kaynaklanan sorunlar, bütün toplumsal kesimleri rahatsız edecek bir boyuta ulaşmıştır. Tarihe bakıldığında, derinleşen ekonomik-politik sorunlar ve krizler sistemlerin değişimine yol açmıştır. Türkiye'nin şimdiki sorunu bir hükümet sorunu olmaktan çıkmıştır, bir rejim sorunu haline gelmiştir. Sermayenin varlığını sürdürmesi, sistemin-rejimin ana sorunu haline gelmiştir. Emek-sermaye çelişkisi, yoksul köylülüğün sorunları, halktan her kesimin sorunları birike birike, rejimi tam olarak zorlayacak bir duruma gelmiştir.

© AA
Ekonomik-siyasi sorunlar toplumsal krizleri tetikler

 AKP hükümeti, Türkiye hükümetleri içerisinde en çok yolsuzluğa, hırsızlığa, rüşvete ve ranta bulaşandır. 1980'den sonraki vahşi kapitalist koşullarda bütün hükümetler ranta ve yolsuzluğa bulaştı, rejim korkunç bir şekilde bir kirlilik yaşadı, yaşıyor, her yerde çeteler türedi. Bu kirlilik bir şekilde toplumada yansıdı. Korkunç bir toplumsal yozlaşma oldu. Türkiye halkı, zenginlik içinde fakirliğe mahkum edildi. Yirmi yıldır iktidarda olan AKP hükümeti içerisinde bile, kendi içlerinde birçok bölünmeler ve gruplaşmalar oldu. En radikal AKP'li olan bazıları bile AKP zıtına döndüler. Aslında şimdi, RTE'nin çevresinde küçük bir kesim kalmış durumda. 
***
Bu gidişle ekonomik kriz daha çok derinleşecek ve insanlar sokaklara çıkmaya devam edecekler. Son bir aydır dövizde korkunç bir yükselme oldu, bazı şehirlerde insanlar, hükümeti istifaya çağırdılar. Doğrusu, hükümet, bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyemedi, eskisi gibi toplumu yatıştıracak şeyler bulamadılar, çünkü zamlar ve yoksulluk toplumu artık çileden çıkardı-çıkarıyor. Hükümet artık toplum nezdinde inandırıcığını tümden yitirmiş durumdadır. Rejimin kaderi söz konusudur. AKP hükümeti artık dikiş tutamaz hale gelmiştir. Türkiye'nin, çözümsüz kalmış sorunları bu adı geçen krizlere yol açıyor. Özellikle son 40 yılda, Türkiye'de mafyatik bir sistem kuruldu. Kürt sorununun çözümsüz kalması, ekonominin bitmek tükenmek bilmeyen bir kirli savaşa akması bu krizi tetikliyor.
***
 Devlete ait bütün mülkler özelleştirildi. Turizm öldü, tarım bitti. Yani devletin geliri sadece vergiye, zamlara ve trafik cezalarına indirgendi. Devletin parası savaşa akıyor, ranta gidiyor, çalınıyor. Sınıflar arasındaki uçurumlar korkunç büyüdü. Yani Türkiye, zenginin tam zengin olduğu, fakirinde tam fakir olduğu bir ülke haline getirildi. Türkiye'nin sorununun demokrasisizlik olduğu açıkça ortadadır. Türkiye'de yoksulluğun nedeni, üretimin azlığı ve kıtlık değildir. Kıtlık olsaydı, zenginler peydalanmazdı. Türkiye'de başta Kürt sorunu çözülse, bütün sorunları çözüm yoluna girer. Kürt sorununun çözülmemesi, Türkiye'yi sürekli savaş ve kaos sarmalında bırakmış, devleti zulüm yapan bir aygıt haline getirmiş, ekonomi savaşa akmıştır-akıyor. Ekonominin savaşa akması, krizin ana nedenidir. Beşyüz milyar dolar paranın son 35 yılda harcandığı biliniyor. 
***
Türkiye, birkaç milyar dolar kredi bulmak için, kapı kapı dolaşıyor ama beşyüz milyar dolar parayı savaşa akıttığını ve bu yüzden derin bir krize girdiğini unutuyor. Türkiye'de ekonomik krizin ana nedeni, Kürt sorunudur. Evet, kapitalizmin yapısından kaynaklı sorunlarda var ama krizin nedeni Kürt sorunudur. Kürt sorunu çözülse, sistem demokratikleşir ve yerli yerine oturur, toplumun bütün sorunları çözülür. Toplumsal sorunlar çözümsüz kalırsa, krizler bitmez. En büyük sorunda Kürt sorunudur. Türkiye, eğer sorunlarını çözmek, ekonomik yıkımı önlemek ve her bakımdan gelişmek istiyorsa, bunun yolu, demokratikleşme ve gelir sağılımının adaletli olmasıdır. Aksi durumda, ne dövizin yükselişi önlenir nede kriz engellenir. Türkiye, bütün sorunlarıyla yüzleşmek ve bütün sorunlarını çözmek zorundadır. Krizin ana nedeni, sorunların çözümsüz kalması ve ekoniminin savaşa akmasıdır.
***
 Sorunlar çözülürse, savaş ekonomisi sona ererse, Türkiye düze çıkabilir. Başka türlü, sorunlar daha çok büyür, kriz daha çok derinleşir ve ülke bir iç savaş tehlikesiyle yüz yüze gelebilir. Toplum, her an patlayacak bir bomba gibi duruyor. AKP hükümeti, son zamanlarda bunun ciddiyetini anlamışa benziyor ama çözüm üretmiyor, üretebilecek bir zihniyette de değil . AKP, sadece zam, zulüm, kriz ve yoksulluk üretiyor. Tek çözüm, halkın sokaklara çıkması ve köklü bir demokratikleşmedir, yeni bir sistemin gelişmesidir. AKP hükümetinden çözüm beklenirse, daha çok krizler yaşanılır ve Türkiye şimdiki durumunda daha beter bir duruma gelebilir. Demokratikleşmeyi, HDP ve bileşenleri halkla birlik olup inşa edebilirler. Yani ancak devrimci bir demokrasi müdahalesiyle Türkiye kurtulur. Rant-sermeye partilerinden çözüm değil, çözümsüzlük ve kriz gelir.

Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER