Ezilenler-fakirler için her gün kurtuluşa kadar 1 Mayıs olmalıdır

Özelde ezilen sınıfların ve üretici güçlerin, genelde de, halkların daha çok direnip, içinde yaşadıkları sömürü sistemi olan kapitalizmi ortadan kaldırmaları gerekiyor. Çünkü üretici güçler ve halkların hala zulüm altında yaşadıkları ve sömürüldükleri bir dünya gerçekliği yaşıyoruz. İşsizlik ve yoksulluk korkunç boyutlara ulaşmış.

© TWITTER
Ezilenler-fakirler için her gün kurtuluşa kadar 1 Mayıs olmalıdır

150-160 yıl önceki 1 Mayıs direnişleri çok haklar kazandı, kapitalizmi biraz dizginledi, 8 saatlik çalışma süresi, sigorta hakkı, hafta sonu tatil ve çeşitli sosyal-ekonomik ve siyasi haklar, büyük 1 Mayıs direnişlerinin bedelleriyle kazanılmış haklar olmaktadır. Ama o dönemin 1 Mayıs direnişleri günümüzün sorunlarına çözümleyici olamıyor. Çünkü günümüzde teknoloji çok gelişmiş ve buna bağlı olarak ihtiyaçlar çoğalmış. Kapitalizm sömürü ve artı değere, emeğe el koyma temelinde kurulan ve çalışan bir sistem olduğu için, toplumun sorunlarını çözme ve halkın refahını geliştirme gibi bir niyet ve hedefe sahip değildir.
***
Kapitalizmi kapitalizm yapan sömürüdür, emeğe el koymadır ve bu yolla maksimum kar elde etmedir. Tarih, kapitalizm ve sınıflı sistem bitmeden, emeğin kurtuluşunun gerçekleşmeyeceğini, sömürünün bitmeyeceğini, emperyalist savaşların süreceğini, toplumların zenginlik içinde fakirlik yaşayacağını bize göstermiştir. İlk 1 Mayıs direnişleri kapitalizmi ortadan kaldırmayı hedeflemiyordu, sistem içinde bazı reformlar yoluyla çalışma şartlarının düzelmesini ve yaşam koşularının iyileşmesini ve bir dizi hakkın elde edilmesini hedefliyordu. O koşullar içinde günümüzdeki hakları kazanmak bir devrim anlamına geliyordu. Çünkü işçiler gerçektende kölelik denecek çok ağır iş koşullarında hiçbir hakka sahip olmadan canlarını dişlerine takarak çalışıyorlardı. 15 saat ve haftanın yedi günü çalışma ve ne sigorta, ne hafta sonu tatili ve nede her hangi bir hak vardı.
***
İşte büyük 1 Mayıs direnişiyle 8 saatlik çalışma, hafta sonu tatil, yılda bir ay izin, sigorta ve tazminat gibi haklar kazanıldı ve bu haklar o günün şatlarında büyük bir değişim demekti. Ancak kapitalizmin ve sömürünün olduğu koşullarda fakirliğin devam edeceği de bir gerçektir. Günümüzde 1 Mayıs direnişleri bazı haklar elde etmekle yetinmemeli, iktidarı ele geçirmeyi hedeflemeli. İşçi sınıfı, işçi sınıfı partisiyle el ele vererek bu direnişleri yapmalıdır. İşçi sınıfı ve işçi şunu unutmamalı: İyi şartlarda yaşamak için birçok hakka sahip olunsa da, iyi şartlarda yaşansa da, eğer yaşadığımız sistem kapitalist sistemse, orada sömürü devam ediyor demektir. Yani iyi şartlarda yaşamak, refahın yüksek olması demek, bazı hakların olması, sömürünün olmaması demek değildir. İnsanlar, eğer iyi şartlarda yaşıyorsak, bazı haklarımız varsa, soframız zenginse, emeğimizin karşılığını alıyoruz ve sömürü bitmiştir diye düşünüyorlar.
***
Oysaki gerçek öyle değildir. İşçi eğer üretim araçlarına sahip değilse, yaptığı üretimin büyük bir bölümü üretim araçlarına sahip kapitalistin eline geçiyor. İşte sömürü dediğimiz olay, emeğin gaspedilmesidir. Bir işçi günümüzde sekiz saat çalışsa da, bu sekiz saatlik zamanın yarısıyla iyi şartlarda yaşasa da, yarısı kapitalistin eline geçiyor. Yani iyi şartlarda yaşayacak kadar hakkımıs olsa bile, emeğimiz hala gaspediliyor. Çünkü işçi üretim araçlarıyla üretim yapıyor, üretim araçlarına sahip olan, artı değere el koyarak zenginleşiyorlar. Günümüzde işçi sınıfı iyi bir emek bilincine sahip olmalıdır. Emek bilincine sahip olmak hem kendi kendini yönetmek için ve hemde kim için ve niçin üretim yaptığımızı ve ürettiğimiz maddi değerlerin nereye gittiğini ve ne işe yaradığını bilmek için çok önemlidir. Emek bilincine sahip olmayan bir işçi sınıfı, modern kölelikten kurtulamaz. Bir işçi artı değerin ne olduğunu bilmek zorundadır.
***
Artı değeri bilmek emek bilinci demektir. Emeğin nasıl oluştuğunu ve nasıl sermaye haline geldiğini bilmek olmazsa olmazdır. Sömürü emeğin sermayeleşmesidir. Emek üretici güçlerin elinde kalırsa değer haline gelir ve sahibini değerli kılar. Kapitalizmde işçinin değersizleşmesi, insan olarak bile görülmemesi, emeğinin gaspıyla ilintilidir. Çünkü emeğini kaybedenin bir değeri olmaz. Çünkü en büyük değer emektir. İşçi sınıfı-insan kendi emeğiyle değerlidir. Bu açıdan işçi sınıfı en başta kendi emeğine sahip çıkma mücadelesi verecek. Günümüzde işçi sınıfı, 1 Mayıs mücadelesiyle sadece bazı haklar kazanmakla yetinmemeli, emek bilincine sahip olarak, politikleşerek, örgütlenerek, işçi sınıfı partisiyle birleşerek, emeğinin kurtuluşunu sağlamalıdır. Emeğini kurtaran bir işçi sınıfı, ancak insanlığı sömürüden kurtarabilir. Kapitalizmde hiçbir hakkın garantisi yoktur. Sistem kriz koşullarında bu hakları kesmek isteyecektir. Tek kurtuluş emeğin kurtuluşudur. Emek ancak devrimle kurtulur. Dünya işçi sınıfının 1 Mayıs mücadelesini selamlıyorum, 1 Mayıs direnişlerinde hayatını kaybeden bütün işçilerin ve devrimcilerin önlerinde saygıyla eğiliyorum...

Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER