Fehmi Koru: İsrail parlamentosunda bir oturumda baştan sona Arapça konuşuldu; neler oluyor orada?

"Her değişim onu öngöremeyen veya olduktan sonra fark edemeyenleri zorlama istidadını içinde barındırıyor"

© AP
Fehmi Koru: İsrail parlamentosunda bir oturumda baştan sona Arapça konuşuldu; neler oluyor orada?

Fehmi Koru*

İsrail Parlamentosu’nda (Knesset) geçen hafta farklı bir oturum gerçekleşmiş…

Olayı dünkü Jerusalem Post gazetesinden aktarıyorum.

Bizde olduğu gibi İsrail’de de inşaatlar için ruhsat almak gerekiyor. Ruhsatsız yapılan inşaatlara belediyeler elektrik, su bağlantısı yapmıyor, kanalizasyona bağlamıyorlar.

Ülke nüfusunun %20’si Arap. Bunlar aynı zamanda İsrail vatandaşı. Ancak genellikle ihmal edildikleri için hem genel hem de yerel hizmetlerin hepsinden Arapların yoğun olarak yaşadığı yerleşim yerleri istifade edemiyor.

Buna karşılık izinsiz veya ruhsatsız inşaatlar da çok aynı yerlerde.

Bir Arap partisinin de ortak olduğu yeni koalisyon hükümeti bu ikiliğe son vermeyi amaçlayan bir yasa teklifini Knesset’e sunmuş…

Önceki gün teklifin görüşüldüğü oturumda bir ilke tanık olunmuş…

Knesset’te o gün iktidar ortağı Arap cephesi Ra’am’ın lideri Mansur Abbas başkan vekili sıfatıyla oturuma başkanlık etmekteymiş. Başta Benjamin Netanyahu’nun partisi Likud olmak üzere muhalefet partileri teklif yasalaşmasın diye oturumu boykot etmekteymişler. Teklif üzerine konuşmaların yapıldığı oturumda hem iktidardan hem de muhalefetten yalnızca Arap milletvekillerinin hazır bulunduğu görülmüş.

Musevi milletvekillerinin oturuma katılmadığı belli olunca Arap milletvekilleri konuşmalarını kendi ana dilleriyle yapmaya başlamışlar. Oturumu yöneten Mansur Abbas da konuşacaklara söz verir veya müdahale etmesi gerekirken, onlara o da Arapça hitap etmiş. Oturum bu şekilde baştan sona Arapça cereyan etmiş.

Nerede?

İsrail parlamentosu Knesset’te…

Oylamaya geçileceği sırada protestocu milletvekilleri içeriye girmişler ve bu manzarayı görünce şaşırmışlar. Hatta sıralar dolu olduğu halde yasa teklifini savunmak için kürsüye çıkan Velid Taha adlı Arap milletvekili, karşısındaki kalabalığın çoğu Arapça bilmediği halde, konuşması sırasında bazı bölümleri Arapça anlatmış.

Jerusalem Post ‘milliyetçi’ diye andığı bazı Musevi milletvekillerinin bu tabloya verdikleri tepkileri derlemiş.

Biri, “Baklava mı istersiniz yoksa kahve mi? Sizde hiç utanma yok mu? Şu halimize bakın; iki Arap kendi aralarında konuşuyor, bizimle de kafa buluyorlar” diye bağırdıktan sonra hiddetini başkanlık makamında oturan Mansur Abbas’a yöneltmiş; “Neler oluyor farkında mısın? Burası sizlerin köyü mü?” diyerek…

Likud Partisi’nden bir başkası “Bir İsrail bayrağını indirip Filistin bayrağı çekmedikleri eksik kaldı; onu da yaparlarsa tamamını ele geçirecekler” sözlerini videoya çekip sosyal medya takipçilerine göndermiş.

Gazetenin ‘aşırı sağcı’ diye andığı bir milletvekili de, yasayı savunan Velid Taha’ya ‘terörist’ diye hitap ettikten sonra “Sen burada değil Suriye’de olmalısın” demeyi de ihmal etmemiş.

Buraya kadar aktardıklarımdan Jerusalem Post gazetesinin muhalif Musevi milletvekillerine hak verdiğini düşünmenizi istemem. Tam tersine, gazete başyazısında, olan-biteni ayrıntılarıyla aktardıktan sonra, şahit olduklarından çılgına dönen milletvekillerine had bildirmekte.

Jerusalem Post’un başyazısından İsrail’e ait gerçekleri bu vesileyle öğrenmiş oluyoruz.

Sözgelimi şunu: Naftali Bennet’in başbakanlığı üstlendiği şimdiki hükümette yer alan Arapları temsil eden Ra’am cephesine “Gelin koalisyonu birlikte kuralım” teklifini ilk Netanyahu yapmış.

Gazete “İsrail’de anadili Arapça olan İsrail vatandaşı insanlar yaşıyor; ayrıca Arapça bu bölgede en yaygın kullanımda olan dildir. Sonra Knesset’te ilk kez Arapça konuşulmuyor, daha önce de Arap ve Arap olmayan milletvekillerinden kürsüde Arapça konuşanlar olmuştu. İtirazcı milletvekilleri Arapça’nın ülkemizde özel bir statüsü bulunduğunu, Knesset’te konuşulabilecek iki dilden biri olduğunu unutmuş görünüyorlar” diye de yazıyor.

Likud, tarihi İsrail’in kuruluşu öncesine giden Siyonist akımı günümüzde temsil ediyor. İlk lideri Ze’ev Jabotinsky (1880-1940) gazeteci kökenli biriydi; İngilizleri Filistin’den kovma amaçlı şiddet hareketlerini başlatan onun kurduğu örgüttür.

Jerusalem Post, başyazısında, “Sizin öncünüz, manevi lideriniz Jabotinsky parlamentoda İbranice’nin yanında Arapça da konuşulmalı, mahkemelerde, okullarda, devletin bütün kurumlarında Arapça geçerli olmalı görüşündeydi, bunları yazdı da. Kurulacak Yahudi devletinde başbakan Musevi biri olsa da yardımcılığına bir Arap getirilmeli tavsiyesinde bulunan da odur” bilgisini de sunuyor.

Militan bir Siyonist bu görüşleri İsrail’in kurulmasından çok önce, 1940 öncesinde, bir yandan teröre başvururken yazılarında savunmuş. 

Geçmişe ait bu bilgileri Körfez’deki Arap ülkeleriyle yakınlaşmadan önce yazar mıydı Jerusalem Post, hiç sanmam. Yıllardır her gün göz attığım için bu kuşkumu paylaşabileceğimi sanıyorum. Başyazıda kuşkumu uyandıran bir bölüm de var zaten. Arapça’nın rahatlıkla konuşulduğu, Knesset’te oturumların Arapça da yapılabildiği bir ülke görüntüsünün İsrail’in Ortadoğu’da kendisine açmaya çalıştığı yeri daha kolay elde etmesine yarayacağını söylüyor başyazar.

Neden bu yazı?

Dünya hızla değişiyor; özellikle bizim doğal coğrafyamızda kendini belli eden değişim çok daha hızlı.

Her değişim onu öngöremeyen veya olduktan sonra fark edemeyenleri zorlama istidadını içinde barındırıyor.

İsrail’de baş gösteren tartışmaya bu gözle bakılmasını isterim.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden alınmıştır.

SIRADAKİ HABER