Fehmi Koru: MHP + İYİ Parti + Zafer Partisi ve CHP; sonuçta yeni cumhurbaşkanı onların eseri olabilir

"Cumhurbaşkanlığı da yine aynı çizgiden bir kişiye nasip olursa, bunu da yine, Devlet Bahçeli’nin yeni bir başarısı olarak değerlendirmek gerekecek"

© ANKA
Fehmi Koru: MHP + İYİ Parti + Zafer Partisi ve CHP; sonuçta yeni cumhurbaşkanı onların eseri olabilir

Fehmi Koru*

Meral Akşener başkanlığındaki İYİ Parti bu yılın başlarında oyunu %20 sınırına kadar yükseltmiş; bunu birden fazla kamuoyu yoklamasından anlıyoruz. Aynı partinin kamuoyu yoklamalarına yansıyan şimdiki oyu o zirvenin bir hayli altında.

Yılın başıyla sekizinci ay sonu oyları arasında en az dört puanlık bir fark var.

Bu yılın başlarında siyaset gündemine giren Ümit Özdağ liderliğindeki Zafer Partisi’ne kayan oylar büyük çapta bunun sorumlusu. Bir miktar oyun da AK Parti’ye geri döndüğü anlaşılıyor.

Gerçek bu, ancak bu gerçek bir başka gerçeği değiştirmiyor: Genellikle rahmetli Alparslan Türkeş’in mirasını paylaşan partilerin toplam oyları o çizginin yeni tarihi rekorunu teşkil ediyor.

İYİ Parti de, Zafer Partisi de vaktiyle MHP bünyesinde siyaset yapmış olan kadrolara sahip.

Siyasette bir partinin bölünmesinin o siyasi çizginin zararına olduğu düşünülür; oysa MHP örneğinde bunun tam tersi söz konusu. MHP + İYİ Parti + Zafer Partisi’nde temsil edilen (MHP 7 + İYİ P 15 + Zafer 3) o çizginin toplam oyu %25’e dayanmış durumda.

Elbette, her iki partiyi kuran ve kısa sayılabilecek sürede önemli oranlara kavuşturan lider ve kadroların, ana gövde sayılması gereken MHP’den cerrahi bir operasyonla kopartılmasını üzerinde iyiden iyiye düşünülerek hayata geçirilmiş bir planın sonucu olarak değerlendiremeyiz.

Ancak yine de bu sonucu doğuran işlemin mimarı Devlet Bahçeli takdiri hak ediyor. Bu yeni durum, Türk siyasi hayatında, MHP açısından, karizmatik Alparslan Türkeş’in liderliğinde bile gerçekleşmemiş bir başarı öyküsü.

Devlet Bahçeli hesabına bir başka başarılı hamle de sandıkta aldığı oy oranının çok üstünde bir iktidar gücüne partisini kavuşturmasıdır.

MHP çoktandır AK Parti’nin iktidar ortağı ve bu ortaklığın AK Parti’yi değiştiren -hatta dönüştüren- bir etkiye sahip olduğu da görülebiliyor. Hükümet icraatlarına kadar varan bir etkileme söz konusu. Daha da önemlisi, devlet kadrolarına da yansıyor ortaklığın etkisi.

Cumhur İttifakı içerisinde MHP’nin sahip olduğu oy oranının çok ötesinde etkileme gücünün izdüşümü, onun karşısında oluşmuş Millet İttifakı içerisinde İYİ Parti’de var.

İYİ Parti de, rakip ittifakta, oyu itibariyle kendisinden daha büyük olan CHP üzerinde etkili.

Zafer Partisi ise her iki ittifakın dışında üçüncü bir ittifak arayışına cevap verme yolunda ve bir yandan da devletin belli alanlardaki politikalarını etkilemeyi hedeflediğini belli ediyor.

Toplam oyları %25 ama ayrı ayrı oluşmuş olmakla birlikte beraberce ülke siyaseti üzerinde çok daha yüksek bir oranda iz bırakıyor bu üç parti.

Bu yöntem de aslında Alparslan Türkeş’ten miras.

Rahmetli Türkeş de, sınırlı oranda oy alabilen bir partinin lideriyken, devlet politikaları üzerinde etkili olmayı hedeflemiş bir siyasi şahsiyetti. Yalnızca sözlü açıklamalarıyla ve siyasi kavgalar vermekle yetinmez, ‘arka kapı’ denilebilecek bir yöntemi de uygulayarak, pek çok önemli konuda kilitlenme hissi veren devlet politikalarını açacak bir anahtar görevini de üstlenirdi.

O mirası günümüz ölçeğinde ustaca kullanan mirasçıları konumunda üç parti ve liderlerinin bu organize olma görüntüsünden uzak amaç birlikteliği, yapılacak ilk seçimde bir başka başarıyla taçlanabilir.

Ankara’da iki kez MHP’den aday gösterilmiş, sonrasında CHP adayı olarak girdiği seçimde Ankara’ya belediye başkanı olmayı başarmış Mansur Yavaş’ı Millet İttifakı adayı yaptırabilirlerse…

Zafer Partisi bu yolda ilk adımı attı ve Millet İttifakı onu aday göstermezse kendilerinin imza toplayarak bunu gerçekleştireceklerini açıkladı.

İYİ Parti ise, ittifak ortağı CHP’yi böyle bir gelişmeye ısındırma turlarında.

Herkesin ve bu arada CHP yönetim kadrosunun cumhurbaşkanı adayı olarak gördüğü Kemal Kılıçdaroğlu’na, genel başkan seçildikten sonra yaşadığı ve partisine yaşattığı yenilgilerin bir benzerini tekrarlatmamak istiyorsa, anketlerde en önde görünen Mansur Yavaş’la seçime gidilmesi kabul ettirilebilirse, her ay ‘6’lı masa’da buluşan diğer liderler bu yeni duruma ses çıkarmayabilir.

Sanki böyle bir hesap var gibi.

Mansur Yavaş aday olur ve Cumhur İttifakı’nın çıkaracağı aday karşısında seçimi kazanabilirse, günümüzde üç parti tarafından temsil edilen Alparslan Türkeş’ten miras çizgi, o çizgiyle irtibatını hiç saklamamış bir cumhurbaşkanına da kavuşmuş olacaktır.

Anketlere göre, Mansur Yavaş, Cumhur İttifakı tarafından desteklenen Tayyip Erdoğan anayasal engeli aşıp cumhurbaşkanı adayı olabilirse, onun 15 puan önünde olarak yarışa başlayacak görünüyor.

[AK Parti lideri Tayyip Erdoğan’ın adaylığı kendisi ve partisinden önce MHP lideri Bahçeli tarafından ilan edildi ama Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) adaylığa geçit vermesi şart. Peki ya YSK anayasayı öne sürerek onay vermezse? O zaman Cumhur İttifakı başka bir aday arayışına girecektir.]

Erdoğan aday olabilse bile, o 15 puan önde oluş seçim gününe kadar sürerse rakibinin seçilmesi garanti gibi.

Dün de yazdım, bugün yine tekrarlayacağım: Mansur Yavaş’ın aday olarak katılacağı seçimden cumhurbaşkanı olarak çıkması MHP’yi ve lideri Devlet Bahçeli’yi herhalde rahatsız etmez. Seçilmesi için desteklerinin gerektiğini anlarsa MHP kadrosu, sandıkta destek sağlamaktan geri duracaklarını da sanmam.

Çabalar sonuç verirse, yapılacak seçimde, Türkiye, Alparslan Türkeş’in mirasını günümüzde sürdüren siyasi çizginin cumhurbaşkanlığı makamında da temsil edildiği bir ülke haline gelebilir.

İYİ Parti’nin oyları zaman içerisinde yükselse ve düşse de, Meral Akşener, başında bulunduğu partiyle, kendi çizgilerinden birini cumhurbaşkanı seçtirme misyonunu başarıyla tamamlamlamış olacak.

Az bir başarı değil bu.

Bu yazının başlarında, partisi içerisinde yer alan ağır topları, hesaplı veya hesapsız MHP dışına iten Devlet Bahçeli’yi, kendisiyle aynı mirası paylaşan iki yeni partiyi siyasi hayatımıza kazandırmasından ötürü takdire şayan gördüğümü belirtmiştim.

Cumhurbaşkanlığı da yine aynı çizgiden bir kişiye nasip olursa, bunu da yine, Devlet Bahçeli’nin yeni bir başarısı olarak değerlendirmek gerekecek.

Hayatı boyunca karşısında yer aldığı CHP’ye, seçildiği takdirde orada da Türkeş Bey’in mirasını sürdürmesi beklenecek bir kişiyi cumhurbaşkanı seçtirmede rol aldırabilmek küçümsenemez.

Erken sayabilirsiniz, fakat bu yolda çaba gösterenleri ve bunu düşünen aklı şimdiden tebrik etmek istiyorum.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

SIRADAKİ HABER