Halkların kardeşliği üzerine bazı notlar

Halkların kardeşliği sloganı son yüz yıldır sosyalistlerin yükselttiği devrimci sloganlardandır ve bu slogan kimi ülkelerde nispeten olsa hayat bulmuştur. Halklar birbirleriyle savaşmazlar, halklar elit kesimlerin ulus devlet maskesiyle ve sahte vatan sever düşünceleriyle birbirlerine düşürürürler. Her ulus devlet yönetimi yaptığı her savaşı ve işgali kendi ulusunun çıkarları için yaptığını savunur. Dolayısıyla ulus için yapıldığı iddia edilen savaşlar milliyetçi duygularla şişirilmiş ulustan bu şekilde destek almış olur. Ulus devletin elit yönetici kesiminin kamunun sonsuz desteğine ihtiyacı var, aksi durumda kamu desteğinden yoksun bir yönetim ne kısa, ne orta ve ne de uzun vade de siyasi hedeflerine ulaşamaz. Hem ulus içinde ve hem de uluslararası alanda siyasi ve ekonomik başarılara ulaşmak, ulus devlet sloganlarından etkilenmiş, egemenlik altına alınmış kitlelerle olur. 1 ve 2 dünya savaşları ve günümüzde devam eden ve dünyayı felakete sürükleyen bütün savaşların amacı işgal ve sömürü olduğu halde, bütün bunları kendi ulusunun güvenliği ve hatta demokrasi ve barış için yaptığını iddia eden devletler var.

© TWITTER
Halkların kardeşliği üzerine bazı notlar

Ulus devletler arasındaki savaşların ve dünya üzerindeki savaşların hepsi emperyalist ve sömürü

amaçlı savaşlardır, hiçbiri ne demokrasiyi, ne barışı ve ne de özgürlüğü hedefliyor. Ulus devlet

halkları hiçbir zaman kardeşlik ilkesini benimsememişlerdir. Avrupa'da belli bir demokratik

atmosfer ve kültür geliştiği halde bile kardeşlikten tam olarak söz edilemez, sadece eski klasik

sınırlar yok, o da ekonomik ve siyasi ilişkilerden dolayı yok. Halkların kardeşliği sınırların, sınıfların,

sömürünün ve savaşların olmadığı bir dünyada ulusların ve halkların çok yönlü eşitliğiyle

hayat bulur, gerçekleşir. Halkların kardeşliği eşit haklar temelinde ve halkların birbirlerinin

haklarına saygılı olmasıyla, birbirlerinin haklarını tanımasıyla olur. Kardeşliği benimsemiş halklar

arasında emperyalist ve sömürü savaşları olmaz, halklar elit kesimin ulus devlet aldatmacasıyla

çıkardığı savaşlara alet olmazlar. Demokratik uluslar başka bir ulusu asimile etmez, asimile

etmeye kalkan katı ulus devlet yönetimini engeller. Mesela Türkiye'de bu demokratik zihniyet

olmadığı için kardeşlik gelişemiyor, sadece sözde kalıyor. Kürt halkının dilini kimliğini kabul

etmeyenler, Kürtlerle kardeş olmazlar, olamazlar. Sadece bir ülkede bir arada yaşamak kardeş

olmak için yeterli değil. Bir halk başka bir halkın her türlü ulusal demokratik hakkına saygılı

olursa, kardeşlik gelişir ve aynı ülkede yaşamanın bir önemi anlamı olur. Ezen devletin ulusu, ezen

devletin soykırımcı özel savaş siyasetine alet olursa, kardeşlik olmaz, gelişmez. Bir ulus eziliyor,

kültürel soykırımla karşı karşıyadır ama ezen ulus hiçbir şey yapmıyor hatta ezen devletin yanında

yer alıyor, destek veriyor. Ezen devletin soykırımcı siyasetine alet olan bir ulus, ezilen ulusun kardeşi

olamaz.

***

Ezen devletin ulusu, ezilen ulusun her türlü ezilmişliğine karşı çıkarsa, sahip olduğu hakların aynısı

ezilen ulusun da hakkıdır derse ve bunun için direnir, mücadele ederse, bu durumda kardeşlikten

söz edebiliriz. Yani halkların kardeşliği öyle kolay olmuyor. Tarihten günümüze kadar halklar

arasında savaşlar olmadı, halklar bir birlerine düşman değiller ama son yüz yılda milliyetçiliğin

gelişimi ve katı ulus devletlerin varlığının etkisiyle halklar birbirlerine düşman edildiler. Halklar

birbirleriyle savaşmadılar ama elit kesimin ulus devlet adına çıkardığı savaşlara da alet oldular, çok

ağır bedeller verdiler. Dikkat edilirse bütün emperyalist ve yayılmacı savaşların hepsinin acısını

halklar yaşamıştır, ulus devlete hakim olan elit kesimlerde kasalarını doldurmuşlardı bu paylaşım

savaşlarında. Halkların kardeşliği her türlü geriliğin yok edilmesi, milliyetçiliğin ve günümüzde devam

eden sınırların, sömürünün, sınıfların ve savaşların ortadan kaldırılmasıyla ve bütün halkların eşit

ulusal haklara sahip olmasıyla mümkün olabilir. Faşizmin, linç ve saldırı zihniyetinin olduğu şartlarda

kardeşlik olmaz. Son yıllarda Türkiye şehirlerinde Kürtlere linç ve saldırılar oluyor. Bu saldırıları devletin

faşizan zihtiyetinden ayrı ele alamayız. Faşizmin olduğu bir ülkede egemen ulusun bir kesimi sürekli bu

faşizan zihniyetten beslenir.

***

Emperyalizm koşullarında halklar arasında sürekli çeşitli savaşlar, çatışmalar, sınırlar ve engeller olacaktır.

En büyük sınır esasen insanların beyninde gelişen, ruhuna yerleşen milliyetçiliktir, ırkçılıktır, efendi ve

köle ilişkilerini aşamamadır. Efendi ve köle ilişkilerinin varlığını devam ettirmesi savaşlara yol açıyor,

yaşamı felç edip cehemmene çeviriyor. Bundan dolayı efendi köle ilişkilerinin yani kapitalizmin

ortadan kalması gerekiyor. Kapitalizmde halklar birbirleriyle kardeş değil, düşman olurlar. Savaşların

olduğu koşullarda hangi kardeşliği yaşayacağız? Bu açıdan savaş karşıtı olacağız. Savaş karşıtı

olunmadan barış ve kardeşlik gelişmez. Barışçıl ve demokratik olmak ve insan haklarını içsel hale

getirip yaşama hakim kılmak, dünyayı halklar için yaşanılır kılar. Halkların kardeşliğini ancak barışçıl ve 

demokratik kültüre sahip olan, insan haklarını içşelleştiren ve birbirlerinin haklarına saygılı olan halklar

geliştirebilir. Bir kere daha yaşasın halkların kardeşliği diyoruz ama bunun nasıl inşa olacağı

bilincine sahip olacağız. Aksi durunda sadece sözde kalır. Halklar birbirlerinin her türlü hakkına

saygılı olurlarsa kardeş olurlar. Halkların kardeşliğinin nasıl olması gerektiğini, Kürt Halk Önderi

Sayın Öcalan'ın geliştirmiş olduğu demokratik uygarlık manifestosu bütün berraklığıyla açık bir

şekilde ortaya koymaktadır...

Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER