HDP Türkiye'nin demokratik geleceğidir

Türkiye'de hem rejim ve hemde AKP hükümeti zor günler geçirip büyük bir kriz yaşıyor. İçte ve dışta karşı karşıya kaldığı siyasi çıkmazı, HDP'ye yönelik saldırı ve tutuklamalar yaparak aşmaya çalışmakta. Ülkeler, devletler, hükümetler karşı karşıya bulundukları krizleri, zorlukları ve çıkmazları aşmak için , ya sorunlarını çözüp, demokratikleşmeyi sağlayarak kurtulurlar yada yavaş yavaş ülkeyi daha çok büyük kriz ve zorluklarla karşı karşıya getirip bir tükenişi yaşarlar. Türkiye hükümetler tarihine baktığımızda, hiçbir hükümet ne sorunları çözmüşler nede demokratikleşmek için çalışmışlar. İktidar olan partiler hem holdinglere hizmet etmişler hemde devletin arpalığından beslenip kendi ceplerini şişirmişlerdir. Bütün hükümetler devletin belirlediği, siyasi sınırların dışına çıkmamışlar, çıkamamışlardır. Türkiye'de onlarca yıldır, küçük bir sermaye-bürokrat elit kesim, halkın, toplumun tepesine çöreklenerek asalaklar gibi yaşamaktalar.

© TWITTER
HDP Türkiye'nin demokratik geleceğidir

Devlet ve hükümetler hiçbir zaman değil ülkenin sorunlarının çözümünü, sorunların varlığını hiçbir zaman
kabul etmemişlerdir. Devlet aygıtı ve hükümetler, Türkiye'de gerçek bir muhalif gücün ortaya çıkmasını
hiçbir zaman hazmedememişlerdir. Türkiye'de devlet politikası iç düşmanlar ve dış düşmanlar zihniyeti
üzerine kuruludur. İç düşmanlar genelde muhalif kesimler olmuştur. Kürtler, Aleviler, solcular, sosyalistler
iç düşmanlar oluyor ve amaçları, dış güçlerle el ele verip, Türkiye'yi bölmek, zayıflatmak, güçten düşürmek
ve yıkmak. Ancak bu dış güçlerin kimler olduklarını açık bir şekilde hiçbir zaman gösterememişlerdir. Ama
etki altında bıraktıkları onmilyonlarca insana, onlarca yıl bu yalanları yuttumayı başardılar ve onmilyonlarca
insan, bu yalanları yuttular, bunların koltuk değnekleri oldular. Türkiye'de 1970'lerle beraber radikal
toplumsal mücadele öğrenci gençlikle başlamış, dalga dalga diğer toplumsal kesimlerede sıçramış bir kitle
mücadelesine dönüşmüştür.
***
Kürtlerin, ulus devletler çağında ilk kez modern olarak ulusal mücadeleye başlamasının ilk örgütlülükleride bu
yıllarda başladı, adım adım büyük bir ulusal başkaldırı halini aldı. 1990'larla birlikte, yasal zeminde ilk kez küçük
ama güçlü bir muhalif güç olarak HEP kurulmuştu. Kimi çevreler ve devlet, HEP'i,  farklı göstermeye çalışıp,
tutuklamalar, gözaltılar, olmuş, yıllara varan cazalar verilip, partliler kapatılıyor, siyasal cezalar getiriliyor,
partinin toplum içinde siyaset yapmasına ve geniş kitlelere gitmesine izin verilmiyordu. Yani son otuz yılda
HEP geleneğinden gelen hiçbir partiye asgari düzeyde bile olumlu yaklaşılmamıştır. Parti üyelerine öldürmeye ve
gözaltında kaybetmeye kadar birçok cezalar verilmiş, bu gelenekten partinin üyeleri, yöneticileri, eş başkanları,
çalışanları rakamsal olarak binleri bile aşıyor. Ama buna rağmen HDP hiçbir zaman yılmamış, yorulmamış ve
baskılara boyun eğmemiştir. HDP kapatıldıkça yeniden kurulmuş, yere düşürüldükçe yeniden güçlü bir şekilde
ayağa kalkmasını ve daha çok kitleye ulaşmasını, halk içinde kök salmasını bilmiştir. Günümüzde ise, Türkiye'de
3. büyük parti olmuştur. HDP'yi bölge ve Kürt partisi olmakla suçlayanlarda, büyük yanıldılar. Çünkü HDP son
yıllarda Türk halkından da hatırı sayılır bir oy ve destek almıştır.
***
HDP'nin son yıllarda Türk halkından da belli bir oy ve destek alması ve daha çok alacağının anlaşılması, rejimi ve hükümeti daha çok korkutmuşa benziyor. HDP yasal zeminde kitle desteğine sahip siyasi bir parti olarak siyaset yapıyor ve demokrasiyi, barışı savunuyor. Ve Kürt sorununuda Türkiye'nin sınırları içinde demoratik cumhuriyet
çizgisinde, eşit ulusal hakalr temelinde çözümünü hedefliyor. Yani HDP bütün Türkiye'nin sorunalarının çözümünü demokratik cumhuriyet sınıları içinde çözümünü istiyor ve bunu çalışmaalrını yürütüyor. Ancak buna rağmen, rejim ve AKP-MHP hükümet, HDP'yi kapatmayı akıllarına koymuşlar. HDP her alanda saldırı ve kuşatma altındadır. Partiye nefes bile aldırılmıyor. Parti kapatmanın çözüm olmadığını en çokta bu sistemin geleneksel sahipleri iyi biliyorlar. Çünkü bu partinin kökleri sağlamdır, halka uzanıyor. HDP'nin varlığı, bu sistem için korkulu rüyadır ve bunların uykularını kaçırıyor. HDP var oldukça ve halka gidip çalışma, faaliyet yürüttükçe, bu siyasal milliyetçiliğin ve siyasal islamın kitle nezdinde itibarları sıfırlanacaktır. Türkiye'de ne rejim nede dönemsel hükümetler, hiçbir zaman gerçek bir huhalif güç istememişlerdir.
***
CHP gibi Sistem içi sahte bir muhalafetle toplumsal mücadenin gelişimini durdurmuşlar, engellemişlerdir. HDP gibi, kökleri toplumun en ücra yerlerine kadar ulaşan bir partinin varlığı tabiki bunları korkutacaktır ve HDP'nin varlığı bunları sürekli rahatsız edecektir. Çünkü HDP demopkrasiyi ve barışı savunuyor. Bunlar ise savaş ve kandan beslenen vampirlerdir. Vampirler kan içmeden yaşayamazlar. Rüşvet, yolsuzluk, usulsüzlük, savaşlarda rant elde etme, kamu mallarını satma hepsi kan oluyor. Türkiye'de aslında onlarca yıldır bir savaş var. En büyük savaş, bir devletin kendi halkıyla savaşmasıdır, kavga etmesidir. Türkiye'de kendi halkıyla kavga eden bir devlet yapısı var. Son zamanlarda, HDP'nin kapatılması tartışılıyor ve özellikle MHP'li Delvet Bahçeli, HDP'nin kapatılmasında ısrar  ediyor. AKP de kapatılmasını istiyor ama bunun, HDP'nin daha çok güçleneceğini düşündüğü için, kapatmak yerine, çalışamaz duruma getirme, partinin kollarını, kanatlarını kırma ve halka gitmesini engellemeyle bitirmeyi planlıyor. Ama unuttukları birşey var, o da HDP tabanının politize olmuş bir taban olmasıdır. HDP'yi hiçbir zaman durduramayacaklardır. Çünkü HDP bir kitle partisidir ve bu kitle var oldukça, HDP daha çok güçlenerek var olacak ve bu kan emici vampirlerin yaşam alanını kurutacaktır. Çünkü HDP Türkiye'nin demokratik geleceğidir ve demokrasinin sigortasıdır. Şimdi bütün demokrasi güçlerinin bu saldırılar karşısında daha birlik olarak, HDP'yle birlik olar var güçle çalışmak ve AKP-MHP rejimini devirmektir.
Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER