Mahsuni Karaman: Çok sürmez, Demirtaş serbest bırakılacak

Selahattin Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman’a göre AİHM'nin Demirtaş kararı çok geçmeden uygulanmak zorunda. Karaman, AİHM kararının Leyla Güven, Selma Irmak dâhil DTK faaliyetleri yüzünden tutuklanan siyasetçileri etkileyeceğini söylüyor. Anayasa’nın 90. Maddesi uyarınca Türkiye’nin AİHM kararlarına uymak zorunda olduğunu, bu düzenlemenin AKP döneminde eklendiğini hatırlatan Karaman, elinize taş alıp attıktan sonra ‘taşın düşüp düşmeyeceği beni bağlamaz’ diyebilir misiniz?" diye soruyor.

© DHA
Mahsuni Karaman: Çok sürmez, Demirtaş serbest bırakılacak

Türkiye’nin en etkili muhalif siyasetçilerinden, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş dört yıldır hapiste. Hakkında sayısız dava ve suçlama bulunan Demirtaş içeride tutuldukça daha da etkili, sözüne kulak kesilir hale geliyor. Siyasi iktidar bu yüzden Demirtaş’ın mümkün olabilecek en uzun süre içeride tutulmasını istiyor.

Fakat Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları tartışmasız Büyük Daire’si geçtiğimiz gün Demirtaş’ın haklarının ihlal edildiğine, hakkındaki suçlamaların siyasi olduğuna ve derhal serbest bırakılmasına hükmetti.

Siyasi iktidar “bu karar bizi bağlamaz” dese de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’nın 90. maddesi böyle demiyor. Karar Türkiye açısından bağlayıcı ve uygulanmak zorunda. Peki uygulanır mı? Başka bir “hamleyle” Demirtaş AİHM kararı uyarınca tahliye edilip tekrar tutuklanabilir mi? AİHM’in verdiği Demirtaş kararı diğer Kürt siyasetçileri nasıl doğrudan etkiliyor? Demirtaş hakkında kaç dava, kaç dosya, kaç soruşturma bulunuyor? Türkiye Demirtaş kararına uymazsa ne olur? Demirtaş’la ilgili tüm yargısal süreçleri yakından takip eden avukatı Mahsuni Karaman’la konuştuk…

AİHM Büyük Daire’nin aldığı karardan hemen sonra Edirne’ye gidip Selahattin Demirtaş’la bir görüşme gerçekleştirdiniz. Demirtaş’ın ilk tepkisi ve değerlendirmesi ne yöndeydi?

Kararı çok olumlu buldu elbette. Fakat Sayın Demirtaş, şu an iktidarın yaptığı açıklamaları da öngörerek şöyle konuştu: “Artık uluslararası bir yargı mekanizması nihai kararı vermiş durumda. Biz haklılığımızı tescilledik. Dolayısıyla bu saatten sonra benim bir gün önce ya da sonra tahliye olup olmamamın bir önemi yoktur. Önemli olan almış olduğumuz bu karardır.” En nihayetinde bu kararın gereği yapılmak zorundadır, bunu Demirtaş biliyor.

Peki Demirtaş önceki gün Erdoğan’ın, İçişleri Bakanı’nın, MHP başkanının “bu karar bizi bağlamaz” diyeceklerini, nihayetinde tahliyesinin engelleneceğini öngörüyor muydu?

Elbette, iktidarın bu tepkisi sürpriz olmadı. Sonuçta başından beri bu sürecin Erdoğan’ın kontrolünde yürüdüğü, AİHM’in verdiği karana kaynaklık eden ihlâller zincirinin mimarının bizzat Erdoğan’ın tutumu olduğunu en iyi bilen kişi de Demirtaş’tır. Elinize bir taş alıp attıktan sonra “taşın düşüp düşmeyeceği beni bağlamaz” diyebilir misiniz?

AİHM’in yapısını bilmeyenler açısından, Büyük Daire denilen merci nedir? Hangi aşamalardan sonra davalar bu dairenin önüne gider?

Bir kere Türkiye’nin AİHM’in zorunlu yargı yetkisini kabul etmesi 1989 yılına kadar gidiyor. Bu, Türkiye’nin uluslararası taahhüt gereği Avrupa Konseyi’nin bir organı sayılan AİHM’in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bağlamında vereceği tüm kararlara uymayı taahhüt etmek demek. Anayasa Mahkemesi’nin ya da Yargıtay’ın kararının bağlayıcılığı ne ise, AİHM’in kararlarının bağlayıcılığı da, Anayasanın 90. maddesi uyarınca bir tık daha üst yerde duruyor.

'AİHM KARARI BİZİ BAĞLAMAZ' DEMEK, 'ANAYASAMIZ BİZİ BAĞLAMAZ' DEMEK
Neden?

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. Maddesi, temel hak ve hürriyetlere ilişkin uluslararası sözleşmelerle iç hukukun, yani yasaların çatışması halinde uluslararası sözleşmelere öncelik verilmesini emrediyor. Dolayısıyla AİHM kararını elinizin tersiyle itmeniz, pek çok unsurun yanında, Anayasa’yı da elinizin tersiyle itmeniz, “kendi anayasamız bizi bağlamaz” demeniz anlamına gelir. AİHM bizi bağlamıyorsa, Anayasamız da bizi bağlamıyordur. Böyle bir şey mümkün mü?

Anayasa’nın 90. Maddesi’ndeki söz konusu hüküm ne zaman kabul edildi?

AKP’nin iktidarda olduğu dönemde kabul edildi bu. 7 Mayıs 2004 tarihli Anayasa değişikliklerinde, 90. maddeye aynen şu fıkra eklendi: “Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” Bitti! Bu değişikliği siz yapmışsınız, sonra siyaseten başka bir yöne savrulmuşsunuz ve hukuku, Anayasa’yı şimdi kendi siyasi pozisyonunuza göre hiçe sayamazsınız.

AZERBAYCAN AVRUPA KONSEYİ’NDEN ATILMA AŞAMASINA GELİNCE MAMMADOV KARARINA UYMAK ZORUNDA KALDI
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. Maddesine göre, AİHM’in kesinleşen kararının infazını denetleyecek olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi. Peki Komite’nin Türkiye’ye yaptırım yetkisi var mı? Türkiye, AİHM Büyük Daire’sinin verdiği Demirtaş kararına uymazsa ne olacak?

Büyük Daire kararları nihaidir, kesindir, açıklanmakla hüküm doğurur ve Konsey üyesi tüm ülkeleri bağlar. Öte yandan şimdiye kadar Türkiye’nin kararına direndiği, yani yerine getirmemekte ısrar ettiği ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yaptırım yoluna girdiği herhangi bir karar yok. Dolayısıyla Demirtaş ve Kavala dosyaları bu konuda ilktir. Kavala dosyasını da Bakanlar Komitesi gündemine aldı. Bununla birlikte AİHM’in kararlarını yerine getirecek ciddi, etkili bir icra organı yok. Dediğiniz gibi, Sözleşmenin 46. Maddesi'ndeki bir prosedürün işletileceğine yönelik düzenleme var. Bu düzenlemenin etkililiği tartışmalı.

Neden?

Çünkü, sadece Kavala ya da Demirtaş dosyalarında değil, daha önce Rusya, Azerbaycan, Ukrayna gibi ülkelerde bu pratikler sergilendi. AİHM kararlarının yerine getirilmesine direnen bu ülkeler karşısında sistemin bir miktar çaresiz de kaldığı anlaşılıyor. Örneğin Azerbaycan, muhalif İlgar Mammadov’la ilgili AİHM kararının uygulanmasını çok uzun bir zamana yaydığı halde, kararın uygulanması konusundaki mekanizmalar yetersiz kalmıştı. Fakat Mammadov konusundaki tutumu Azerbaycan’ın Avrupa Konseyi üyeliğinden atılma noktasına getirdi ve ancak o zaman Mammadov serbest bırakıldı, hakkındaki suçlamalar düşürüldü. Türkiye açısından henüz böyle bir durum yok ama gerek Demirtaş gerekse Kavala kararlarını uygulamamak, Türkiye’yi de Konsey’den atılma noktasına getirebilir.

Yazının tamamı için tıklayın...

SIRADAKİ HABER