Yeni Şafak yazarı Metiner: Siyasal akıl ve basiret, gerektiği yerde ve zamanda doğru bir biçimde devreye alınmazsa, tek başına hamaset sadece kaybettiriyor

Metiner şu ifadeleri kullandı:

© TWITTER
Yeni Şafak yazarı Metiner: Siyasal akıl ve basiret, gerektiği yerde ve zamanda doğru bir biçimde devreye alınmazsa, tek başına hamaset sadece kaybettiriyor

“Kudüs’ün kaybından asıl biz sorumluyuz” diyen Yeni Şafak gazetesi yazarı AKP’li Mehmet Metiner,  “Siyasal akıl ve basiret, gerektiği yerde ve zamanda doğru bir biçimde devreye alınmazsa, tek başına hamaset sadece kaybettiriyor. Üstüne bir de kendi iç kavgalarımız, kıskançlıklarımız, çekememezliklerimiz, ihtilaflarımız ve iktidar savaşlarımız binince zir ü zeber oluyoruz, vesselam.” görüşünü savundu.

Metiner yazısında,  “Filistin toprakları paylaştırılırken Kral Abdullah, İngilizlere yaslanarak Araplara bırakılan toprakların kendi ülkesi Ürdün’e bağlanması için görüşmeler yapıyordu. Tek derdi, o toprakların kendi ülkesine katılmasını sağlamaktır. Filistin pay edilmiş, Filistinli Araplar katledilmiş, umurunda bile değildi. Başkalarına kızmaya hakkımız yok. Asıl sorun bizde. Kudüs’ün kaybından asıl biz sorumluyuz. Biz biz olabilseydik bugün her şey farklı olurdu. Hep ayrı baş çekme sevdamız… İçimizden biri itibar sahibi olup güçlendiğinde onu kendimiz için tehdit olarak görüp tasfiye etme yoluna giden kötü huyumuz… Sürekli ihtilafları kaşıma hastalığımız… İktidar kavgalarımız için düşmanla dahi iş tutma ihanetimiz…" düşüncesini dile getirdi.

Metiner şu ifadeleri kullandı:

"Bir olup birlikte kazanmamız varken ayrı olup birbirimize kaybettirecek zararlı ihtilafların tarafı olmayı seçen muzır anlayışımız… Kudüs… Ey Kudüs kitabını okurken bir kez daha fark ettiğim bu yanlışlarımızın bugün de sürüyor olduğunu görmek, Kudüs’ün kaybı kadar yürek paralayıcı. 1947’deki haritaya bakın, bir de şimdiki haritaya.

O günkü paylaşımı kabul etmeyip direnen Abdülkadir Hüseyni’lere ihanet edenlerin çocukları bugün düşmanla aleni işbirliği yapmaya devam ediyorlar. Ve bugün biz BM’nin 1967 kararları doğrultusunda iki devletli bir çözümü savunuyoruz. 1947’deki paylaşıma razı olmayanların bugün 1967 sınırları dâhilinde iki devletli bir çözüm modeline razı olacak bir noktaya gelmeleri, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir olgudur.  Siyasal akıl ve basiret, gerektiği yerde ve zamanda doğru bir biçimde devreye alınmazsa, tek başına hamaset sadece kaybettiriyor. Üstüne bir de kendi iç kavgalarımız, kıskançlıklarımız, çekememezliklerimiz, ihtilaflarımız ve iktidar savaşlarımız binince zir ü zeber oluyoruz, vesselam."

SIRADAKİ HABER