Titan’ın en büyük krateri yaşam için kusursuz olabilir

Satürn’ün buzlarla kaplı uydusu Titan, Güneş Sistemi’nde yaşam barındırabilecek ikinci bir gök cismi olmaya aday gibi görünüyor. Sonuçlanan yeni bir araştırma, Titan’ın asteroit çarpmalarıyla oluşan kraterlerinin, kısa süreliğine olsa bile yaşamın başlamış olması için uygun koşulları sağladığını ortaya koydu.

© NASA
Titan’ın en büyük krateri yaşam için kusursuz olabilir

Jonathan O'Callaghan

Satürn’ün soğuk uydusu Titan, uzun zamandan beridir Güneş Sistemi’nde yaşam arayan bilim insanlarının ilgisini çekiyor. Yüzeyi organik hidrokarbonlarla kaplı ve buzlu kabuğunun bir okyanusu örttüğü düşünülüyor. Yeni bir araştırmada aktarıldığı kadarıyla, uyduya çarpan bir asteroit veya kuyruklu yıldız, teorik olarak bu iki bileşeni karıştırabilir ve neticede oluşan darbe kraterleri yaşamın başlaması için kusursuz bir ortam sağlar.

BİR DARBE GEREKEN TEPKİMEYİ YARATMIŞ OLABİLİR
Paris Üniversitesi’nde gezegen bilimci ve Titan uzmanı olan Léa Bonnefoy, bu düşüncenin 'fazlasıyla heyecan verici' olduğunu ifade ediyor. “Uydunun yüzeyinde geçici bir sıcak havuz oluşturan çok fazla sıvı suyunuz varsa, bu durumda yaşam için elverişli şartlara sahip olabilirsiniz” diyor: “Eğer yüzeyden okyanusa doğru dönüşüm gerçekleştiren organik bir malzemeniz varsa, bu durum, okyanusu biraz daha yaşanabilir hale getirir.”

Bilim insanları, NASA’nın Cassini misyonunun uydunun gelgitlerindeki görünüm farklılıklarını ölçtüğü 2012’den bu yana, Titan’ın kabuğunun yaklaşık 100 kilometre altında bir okyanus bulunduğuna inanıyorlar. Campinas Üniversitesi’nde gezegen jeologu olan Alvaro Penteado Crósta, uydunun çok sayıda büyük darbe krateriyle kaplı olduğunu biliyordu. 

Darbelerden herhangi birinin kabuğu delecek ve yüzeydeki organik maddeyi aşağıdaki suyla karıştıracak oranda büyük olup olamayacağını merak ediyordu. Penteado Crósta, bunun 'yaşamın gelişmesi için ihtiyacınız olan ilkel bir çorba' üretmiş olabileceğini dile getiriyor.

KULLANILAN MODEL YAŞAM OLASILIĞINI GÖSTERİYOR
O ve meslektaşları, bunu öğrenmek için, 1 milyar yıl önce oluştuğu düşünülen ve uydunun en büyük krateri olan 425 kilometre genişliğindeki Menrva’nın yaşadığı darbeyi modellediler. Model, kraterin, 34 kilometre genişliğindeki bir uzay kayasının yüzeye saniyede 7 kilometre hızla çarpması neticesinde ortaya çıkmış olduğunu gösteriyordu.

Titan’ın en büyük krateri olan Menrva’yı yaratan darbe, uydunun buzlu kabuğunu delmiş olabilir. (Görsel: NASA)
Ekibin geçen hafta Ay ve Gezegen Bilimi Konferansı’nda sunduğu modele göre, çarpmanın sıcaklığı kraterde bir göl yaratmış olmalıydı. Göl, büyük ihtimalle Titan’ın düşük ısısında donmadan önce sadece 1 milyon yıl boyunca varlığını korumuş olabilirdi. Buna karşın Penteado Crósta bunun, mikropların sıvı sudan, organik moleküllerden ve darbenin yarattığı ısıdan yararlanarak evrimleşmesi için yeterli bir zaman dilimi olabileceğini söylüyor: “Bu koşullar bakteriler için oldukça iyi.”

Ekibin gerçekleştirdiği araştırma Menrva üzerine odaklansa da Penteado Crósta, Titan’ın buzdan kabuğunu kırmak için belki de yaklaşık 5 bin kilometre uzakta bulunan ve 90 kilometre genişliğinde bir krater olan Selk’te bile, daha küçük darbelerin yeterli olabileceğini söylüyor. 

ADAY BİR BÖLGE DAHA VAR
Selk’in Menrva’dan çok daha genç olduğu düşünülüyor; belki de sadece birkaç yüz milyon yaşında ve bu durum, oradaki yaşamla ilgili herhangi bir kanıtın daha taze olacağı anlamına geliyor. Penteado Crósta, “Selk’in, buzu içerisinde korunan bir çeşit fosilleşmiş bakteri içerme ihtimali daha yüksek olabilir” diyor.

Selk, NASA’nın 2027 yılında fırlatılması ve 2036’da Titan’a ulaşması planlanan 1 milyar dolarlık otonom ve nükleer enerjili insansız hava aracı Dragonfly görevi için planlanan iniş alanı. Eğer çarpışma buradaki buzdan kabuğu kırmışsa, araştırma görevinde bu öğrenilebilir.

Ne var ki Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’nca yürütülen Dragonfly misyonunun baş araştırmacısı olan Elizabeth Turtle, durumun böyle olduğundan pek emin değil. “Gerçekten de bir delinme yaşandığına ilişkin güçlü bir kanıt yok” diyor. Yine de, Dragonfly, uzatılmış bir görevde diğer kraterleri de ziyaret edebilir. Penteado Crósta, çok uzak olmasına rağmen, Menrva’nın gelecekte ilgi çekici bir iniş alanı olabileceğini dile getiriyor.


Yazının orijinali Science Mag sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

SIRADAKİ HABER