AB'den Türkiye'ye: ‘Göçmenleri Sınıra Sürmekten Vazgeçin’

İdlib ve göç krizini konuşmak üzere AB dönem başkanı Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'de olağanüstü toplanan Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi, Türkiye'den "sınırların açık olduğunu söyleyerek göçmenleri Yunanistan sınırına sürme politikasına son vermesini" istedi.

© AFP
AB'den Türkiye'ye: ‘Göçmenleri Sınıra Sürmekten Vazgeçin’

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "İdlib'de ve Türk-Yunan sınırındaki insani durum acil harekete geçmek gerektiğini gösteriyor. Ama önce insanlara sınırların açık olduğu söylenerek yasadışı yollardan girmeye itilmelerine son verilmeli" diye konuştu. Borrell 28-29 Haziran'da Suriye için Brüksel'de bir uluslararası konferans toplanacağını da duyurdu.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Borrell, Zagreb'deki olağanüstü toplantının ardından, Hırvatistan Dışişleri Bakanı Gordan Grlic Radman ile ortak bir basın toplantısı düzenledi. Sözlerine, İdlib'deki çatışmalarla başlayan süreç ve göç krizi hakkında AB'nin görüşlerini Ankara'daki temasları sırasında net ifadelerle hükümete aktardığını belirterek başlayan Borrell, "Türkiye 4 milyon mülteci ile dünyada en fazla göçmen ağırlayan ülke. Üstelik 1 milyon kişi de sınırlarına dayanmış. Türkiye'nin yükünü anlamalıyız. Ama Yunanistan'daki durum, göçmenlerin durumu, Türkiye'nin bu konuda izlediği politika ile ilgili görüş ayrılıklarımız var. Toplantıda herkes bu tavrın kabul edilemez olduğunu açıkça ve yüksek sesle dile getirdi. Göçmenlerin, sınırın açık olduğu söylenerek, yasa dışı yollardan Avrupa'ya girmesi için kapıların açılması kabul edilemez" dedi.

Göçmenlerin Yunanistan'a denizden geçişini içeren uydu görüntülerini toplantıda gösterdiğini anlatan Borrell, İdlib'deki gelişmeler ve Türkiye sınırına dayanan 1 milyon Suriyeli sivil nüfusun durumunun da ele alındığını kaydetti. Borrell, Brüksel'de Suriye'nin geleceğine ve siyasi çözüme ilişkin 29-30 Haziran tarihinde bir uluslararası Konferans toplanacağını, tüm uluslararası toplumu, diyalog içinde Suriye krizine politik çözüm bulmak için bir masa etrafında toplamayı hedeflediklerini söyledi.

Mali yardım ve 'şantaj' tartışması

Suriye'ye acil yardımların hangi yoldan geçeceğinin sorulması üzerine İspanyol diplomat "Hangi yoldan geçeceği henüz net değil ama net olan bir şey var. Bir milyona yakın insan şu anda Türkiye sınırına doğru ilerliyor, aşsız ekmeksiz, ilaçsız, barınaksız, kışın ortasında savaşın ortasında, dağın ortasında hayatta kalabilmek için mücadele veriyor. Size uydu görüntülerini göstersem durumu daha iyi anlarsınız. Rusya ve Türkiye arasında imzalanan ateşkes, yerde ve havada mutlaka uygulanmalı. Sınırda yardımların geçmesi için daha fazla kapı açılmalı mı? Zaten kapılar mevcut. Geçişlerin kolaylaştırılması yeterli olacaktır" yanıtını verdi.

Dışişleri Bakanları toplantıda, Türkiye'ye göçmenler için ek mali yardım yapılıp yapılmayacağı konusunu tartıştı. Almanya, Avusturya ve Fransa gibi bazı ülkeler, Türkiye'nin sınırları açmasını "bir şantaj" olarak değerlendirerek, buna son verilmeden yardım yapılmasının "şantaja teslim olmak" anlamına geleceğini söylediler. Bu konudaki bir soruyu yanıtlayan Borrell, "Konsey kararını verdi. Yeni bir karar yok. AB Komisyonu Başkanı, Yunanistan'da son derece önemli bir miktar açıkladı yardım olarak. Daha fazla ne yapabiliriz? Öncelikle sınırların açık olduğuna inanan göçmenlere bunun doğru olmadığını anlatmalıyız. İnsanlara "gidin sınırlar açık" denmemeli. Bu oyuna bir son verilmeli" karşılığını verdi.

"Türkiye'nin AB'ye şantaj uyguladığı" yolundaki bir soruya da Josep Borrell, "Ben o kelimeyi kullanmamayı tercih ederim. Ama Türkiye'ye yapıcı ve olumlu bir işbirliği çağrısı yapmak isterim. Bu verilmesi gereken yapıcı mesajdır. Ateşkesten sonra, yapılması gereken sınırda durumun normalleştirilmesini sağlamaktır. Türkiye ve AB arasında çok sayıda problem var. Kıbrıs özel ekonomik alanında petrol arama çalışmaları, gümrük birliği, vize serbestisi gibi pek çok konu var. Bunların hepsiyle ilgili konuşmamız lazım. Ama Türkiye'nin de acı çektiğini anlamalıyız. 4 milyon göçmen var orada, dünyada başka bir ülkede bu kadar mülteci yok. Bunu anlamamız lazım. Ama önce sınırlarda durumu normalleştirmeliyiz, ardından da sorunları çözmek için çalışmalıyız" diye konuştu.

"Erdoğan Türkiye, Türkiye de Erdoğan değil"

Hırvat Dışişleri Bakanı Gordan Grlic Radman da, "Elbette Türkiye'nin göçmenler için yaptıklarını görmeliyiz. Ama Türkiye'ye imzaladığı anlaşmalara da saygı göstermesi gerektiğini söylemeliyiz. Şunu bilmemiz lazım. Erdoğan Türkiye değil, Türkiye de Erdoğan'dan ibaret değildir. Bunu anlamalıyız. Türkiye çok büyük bir ülke. Bir ayağı Avrupa'da, diğeri Asya'da. Türkiye ile yapılacak çok şey var. Ve bu da diplomatik yolla yapılmalı. Toplantımızın bu kadar hızlı bitmesini beklemiyorduk, diplomatik temaslar sonucunda bu kadar hızlı ilerledik. Partnerlerimizle konuşmalı, açıklamalıyız. Hırvatistan olarak, AB dönem başkanlığımız boyunca bunun için elimizden geleni yapacağız. Diyaloğu korumak önemli" dedi.

Toplantının ardından yayınlanan ortak bildiride de, çatışmaların bir an önce sonlandırılmasının önemine işaret edilerek, Türkiye ile Rusya'nın uzlaşma sağladığı ateşkesin sürdürülebilir olması ve bölgeye insani yardım ulaştırılmasını kolaylaştırması açısından çok önemli oluğuna vurgu yapıldı. Açıklamada ayrıca, sivilleri de hedef alan saldırıların kabul edilemeyeceği belirtilerek, Şam yönetimine acilen müzakere masasına geri dönme çağrısında bulunuldu. VOA

SIRADAKİ HABER