Birleşik Krallık İngiltere AB'den tam çıkar mı?

Birimi STERLİN kullanıyor, Schengen vizesi dışında kalıyor ve kendi iç işleyisi yönüyle bambaşka bir dünyaya benziyor. ingiltere'de trafik akışı yani gidiş solda, arabaların direksiyonu sağdadır ve yazılı bir anayasası yok. AB''yi AB yapan, esasen serbest dolaşım ve gümrük birliğidir.

© REUTERS
Birleşik Krallık İngiltere AB'den tam çıkar mı?

Serbest dolaşım ve gümrük birliği, Avrupa ülkeleri arasındaki her türlü ilişkiyi güçlendirmek ve eski çatışmalı günlere 
dönmemek için bir çeşit zorunluluktu. Avrupa ve Amerika bir bütünen askeri olarak zaten NATO çatısı altında 2 dünya
savaşı sonrası 75 yıldır toplanmış bulunuyorlar. Askeri birliktelikler siyasi ve ekonomik birlikteliklerin amaçları için 
yapılırlar. İngiltere gibi uluslararsı sahada her yönden güçlü bir ülkenin tam olarak AB'nin dışında olması düşünülemez 
ve böylesi bir durum Ne İngiltere'nin nede AB'nin işine gelir. 


İngiltere NATO'nun en güçlü kurucu üyesidir ve ABD ile birlikte NATO'nun lideri olma gibi bir misyona da sahiptir. 
Aslında bu Brexit meselesi, AB'den sadece kimi yönleriyle çıkma, daha doğrusu serbest dolaşımı engellemeye yönelik 
bir çıkış olma özelliğine sahiptir. İngiltere Avrupa ülkeleri içinde özellikle sosyal hakalr ve refah sweviyesi yönüyle bir 
çekim merkezidir. Son 12 yılsa, İzmir'in nufusu kadar bir nufus, AB'ye yeni üye ülkelrden İngiltere'ye geldiler. Ve her 
gün bu büyük nufusa yenileri ekleniyordu. 


Yeni üye ülkelerden gelenlere AB kriterleri gereğinde özellikle çocuklara çocuk yardımı zorunluluğu var. İngiltere'ye 
gelenlerin büyük bir bölümünüde aileler oluşturuyor. Bu büyük nufusa verilen yardımlar yüzmülyonlarca stelini aşıyor, 
milyarları buluyor. Bu büyük ödenek İngilizlerin cebinden çıkıyor ve bunun kesinlikle son bulmasını ve İngiltere'nin 
kapılarının özelliklede yeni üye ülkelerrden gelenlere kapatılmasını istiyorlardı. Ayrıva yeni üye ülkerlden gelenler, 
İnhiltere'de çok ucuza çalışıyor, genellikle İngilizlerin çalıştıkalrı işlerde çalışlıyorlardı. İngilizler '' yeni üye ülkelerden 
gelenler, ucuza çalışıyorlar, işimizielimizden alıyorlar '' diye şikayette bulunuyorlar.


İngilizler genellikle fabrika işleri, boya badana, temizlik işleri ve inşaat rektörüne çalışıyorlar. Yeni üye ülkelerden 
gelenlerde bu sektörlerde çalıştıkları için, İngilizle bu duruma çok öfkeleniyorlar. ingiliz hükümeti, sadece gezmek 
ve kısa süreli ziyeret için gelenlere birşey demiyor. Hatta ticaret yapmak yani kendi işini kurmak amacıyla gelenlere 
de onay veriyor. İngiizce bilen, nitelikli ve vasıflı meslek sahipalrini bazı kriterler ışığında kabul ediyor. Mesela, doktor, 
mühendis, öğretmen ve bu gibi meslekte insanların gelmesine ve çalışmasına birşey demiyor. Yani nitelikli meslekte 
insannalrın çalışmasına onay veriyor. Çünkü bu gruptakiler ne yardım alıyor nede devlete yük oluyor. 


İngilizlerin işine ortak olan, işlerini elinden alan ve aynı zamanda çocuk yardımı almak için yani daha iyi şartlarda 
yaşamak için, İngiltere'nin sosyal yardım sisteminden faydalanmak için gelenleri istemiyorlar. David Cameron'un 
başbakanlığı döneminde bu konuda yani yeni üye ülkelerden İngiltere'ye aşırı bir göçün olduğu ve buraya gelenlerin 
yerleşmek için geldiklerini AB yönetimiyle çok tartıştılar. Sadece gezmek ve turizm amaçlı gelebilirler. Sermayesi olan 
iş kuralları çerçevesinde kendi işyerlerini açmak ve kend işlerini yapmak için gelebilirler ama yardım almak için, 
ekonomik olarak yük olmaka için gelenleri kapıları kapatıyorlar.


Ayrıca son 12 yılda ev fiyatları ve kiralar yüzde yüz prim yaptı, yukarı çıktı. Yeni üye ülkelerden İngiltere'ye daha kimse 
gelmeden önceleri, İngiltere'de her şehirde yüzlerce boş ev vardı. Şimdi ise bir boş oda bile bulmak çok zor. 15 yıl önce 
Londra'da 3+1 bir evin fiyatı 200 bin sterlindi, şimd ise 500 bin sterline çıktı. Ve bu duruma İngililer çok öfkeleniyorlar. 
Nüfus aniden artınca, fiyatlar yukarı çıktı. Maaşlara zam olmayınca ama ev fiyatları ve kiralar yukarı çıkınca bu duruma 
doğal olarak öfke duymamak mümkün değil. İktidarda ister sol parti ister sağ parti olsun. Bu sorunlar karşısında kendi 
iktidarını korumak ve halk için çözüm politikaları üretmek öyle kolay değil. Theresa May hükümeti gerçektende zor bir 
sınav veriyor ve zor günler geçiriyor. Bu şartlarda eminim hiçkimse Theresa May'in yerinde olmak istemez. 


Geçen sene yapılan yerel seçimeri büyük oranda kaybettiler. İleride başbakanlık seçimlerinide kaybedeceğine kesin 
gözüyle bakılıyor. Yukarıda da belirttiğim gibi, İngiltere zaten tam olarak AB'de değildi ve Brexit tam olarak gerçekleşirse 
AB ile belli bir mesafe kendi aralarına koyarlar ama İngiltere'nin tam olarak her bakımdan AB'den çıkması ve her türlü 
alış verişi kesmesi mümkün değidir. Sadece serbest dolaşım biter. Yani yeni üye ülkelerden kimse elini kolunu sallayarak 
gelemez, gelsede yardım alamaz, sosyal haklardan faydalanamaz. İş yapmak için gelmek isteyenler, yeterli bir sermaye 
gösterebilirlerse ticari vize alarak belli kriterler dahilinde gelirler iş yaparlar, vergi verirler, kira öderler ama devlete yük 
olmazlar. Bu şartlarda kontrollü gelişlere izin veriyorlar. Ama yeni üye ülkeleden İngiltere'ye gelenler zaten sosyal yardımlar 
için geliyorlar. İngiliz hükümetinin amacı, devlete bu yönlü yük olan serbest dolaşımın önüne geçmek. 


İngiliz hükümeti daha önce, yeni üye ülkeleden insanların sadece turizm amaçlı kısa süreli gezinti ve ziyaretlere 
tamam dediler ama yerleşme çalışma sosyal yardımlara hayır dediler. AB yönetimiyle bu konuda yapılan 
görüşmelede olumlu sonuç alınmayınca, İngiliz hükümeti 2016'da referandumu gündeme getirdi ve son 3 yıldır 
Brexit sorunuyla meşgullar. İngiltere, Avrupa'nın en güçlü ülkelerinden biri olarak, bazı kriterler ışığında, Avrupa'yla
bir şekilde, askeri, siyasi ve ekonomik olarak ilişkilerini sürdürecektir. İktidardaki muhafazakar partiyi ve başbakan 
Theresa May'i zor günler bekliyor.
ANHANEWS Gazeteci Kemal Söbe

Güncelleme Tarihi: 08 Nisan 2019, 14:01
SIRADAKİ HABER