Macron'un beyin ölümünü ilan ettiği NATO'da hayat var mı, uzmanlar heyeti bakacak

NATO'nun 70. yaş zirvesinde, liderler, Macron'un NATO'nun beyin ölümünün gerçekleştiği ve kolektif savunma garantisinin kalmadığı iddialarına yanıt arayacak bir uzmanlar heyeti kurulmasını görüşecek. Önerinin kaynaklandığı Merkel'in Fransız lideri "Kırdığın fincanları her seferinde ben yapıştırmak zorunda kalıyorum" diye azarladığı öğrenildi.

Macron'un beyin ölümünü ilan ettiği NATO'da hayat var mı, uzmanlar heyeti bakacak

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), 70. yaşını, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un  'ABD yüzünden NATO'nun beyin ölümünün gerçekleştiği' teşhisinin yarattığı tartışmayla deviriyor. Aralık ayı başında Londra'da düzenlenecek NATO liderler zirvesinde, Macron'un NATO'nun beyin ölümünün gerçekleştiği ve kolektif savunma garantisinin kalmadığı iddialarına karşılık verecek bir uzmanlar heyeti kurulması önerisinin ele alınacağı belirtildi. 

İngiliz gazetesi The Guardian'a göre, uzmanlar heyetinin Kasım 2020'ye dek rapor yayımlamaması öngörülüyor. Bu tarihte, ABD başkanlık seçimi yapılacak ve NATO karşıtlığı sergileyen Donald Trump'ın göreve devam edip etmeyeceği belli olacak.

Uzmanlar heyetinin kurulması fikrini Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas gündeme getirdi. Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, NATO'nun beyin ölümünün gerçekleşip gerçekleşmediğini tartışmanın yanısıra geleceğiyle ilgili beyin fırtınası yapmanın vaktinin geldiğini belirtti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg öneriyi memnuniyetle karşıladığını söyledi. 

Ancak Avrupa çapında destek bir yana, Almanya'da bile öneriye şüpheyle bakılıyor. Pek çok siyasetçi, bunun Avrupa'nın geleceğiyle ilgili en nihayetinde uzmanların değil de siyasetçilerin verebileceği zorlu kararlardan kaytarmaya yönelik klasik bir sorumluluktan kaçma planı olduğunu söyledi. 

Yeşiller Dış Politika Sözcüsü Omid Nouripour, "Uzman komisyonları sıklıkla sorumluluktan kaçmak isteyenler için makas değiştirmek amacıyla kullanılıyor" tespitinde bulunurken, Meclis Dış İlişkiler Komisyonu'nun CDU'lu Başkanı şu değerlendirmeyi yaptı:

"Fransa Cumhurbaşkanı NATO'nun beyin ölümünü ilan ediyor ve şimdi de mezunların geleceğin ne olduğunu söyleyeceği bir çalışma grubumuz var. Sorumluluk üzerlerinde olan siyasetçiler bunları kendileri bilmek zorundalar: NATO'nun geleceği nedir, Soğuk Savaş'ın bitiminden sonra NATO'ya ne için ihtiyacımız var?"

İttifakı karıştıran yorumlarından pişmanlık göstermeyen Macron ise Avrupa entegrasyonunun daha güçlenmesi hedefinin AB'nin doğuya genişlemesinin askıya alınmasını gerektirecek kadar üstün olduğunu söyleyerek Kuzey Makedonya ile Arnavutluk'un AB üyeliğini de bloke etmiş bulunuyor. 

Fransa Cumhurbaşkanı, bu ay başında The Economist dergisine Trump'ın NATO'ya danışmadan Suriye'den askerlerini çekmesine tepkisini dile getirirken "ABD ile NATO müttefikleri arasında stratejik karar alma süreçlerinde hiçbir şekilde koordinasyon yok", "Türkiye'nin, çıkarlarımızın söz konusu olduğu bir bölgede, koordinasyonsuz saldırgan eylemleri var" diye yakınmıştı.

Ardından Paris Barış Forumu'nda Trump'ın politikalarına eleştirel konuşmuştu:

"Uluslararası istemimizde eşi benzeri görülmemiş bir kriz yaşıyoruz. Bu yeni ittifaklar ve yeni işbirliği yolları gerektiriyor."

"Tek taraflılığın baştan çıkarması çok risklidir. Biz geçmişte o seçeneği denemiştik: Savaşa yol açmıştı. Milliyetçilik savaştır."

Kamuoyuna açıklamalarında Fransız liderin bu yorumlarını yumuşak dille eleştiren Almanya Başbakanı Angela Merkel'in başbaşa görüşmelerinde ise Macron'a "Hakikatleri söyleyip ortalığı karıştırmandan yeterince çektim" dediği belirtiliyor. Hatta New York Times'a göre şansölye Macron'u "Senin kırdığın fincanları her seferinde ben yapıştırmak zorunda kalıyorum, sırf tekrar birlikte oturup çay içebilelim diye" sözleriyle azarlamış. 

Britanya'nın AB'den çıkış (Brexit) süreci tüm Avrupa için geleceği belirsiz bir yılan hikayesine dönerken Merkel'in Trump'ın izolasyonculuğundan beceriklice yararlanan Macron'un geleneksel Fransız de Gaullcü gündemi Avrupa'ya dayatmasından, bunun Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerini kızdırmasından korktuğu belirtiliyor. 

The Guardian'a göre, Elysée Sarayı ise başında Trump olsun olmasın ABD'deki değişimin uzun vadeli bir eğilimin parçası olduğunun ve Avrupa'nın güvenliği için daha fazla sorumluluk alması gerektiğinin farkında. 

SIRADAKİ HABER