Şam'a 'bıçak sırtı' diplomasi gerek!

Evrensel'den Hediye Levent, sekiz yıllık savaşın ardından Suriye'nin geleceğinin nasıl şekilleneceğini anlattı. Levent, Suriye'de müttefik durumundaki İran ve Rusya'nın önümüzdeki süreçte çıkarlarının çatışabileceğini belirtti.

© AN
Şam'a 'bıçak sırtı' diplomasi gerek!

Evrensel yazarı Hediye Levent, Suriye’de çatışmaların bitişinin ardından değişen dengeleri yazdı. İran ve Rusya’nın hesaplarını ayırmalarının zamanı olduğunu belirten Levent, iki ülkenin çıkarlarını korumak için yaptığı hamlelerin Şam’da bıçak sırtı diplomasi gerektireceğini anlattı.
 
Suriye’de ‘dostlar’ arası hesaplaşma mı?

Suriye’de şiddetli çatışmalar dönemi bitti, neredeyse sokaklarından anayasasına kadar ülkenin topyekun yeniden inşası dönemi başladı.

Çatışmaların sona ermesi ile birlikte 8 yıllık kanlı vekalet savaşı da siyasi platforma taşındı. Şimdilerde Suriye’nin geleceğinin şekillendirilmesi, 8 yılda elde edinilenlerin korunması ve hatta mümkünse daha fazlasının kazanılması için diplomasi koridorlarında yoğun mesailer yapılıyor.

Suriye sahasında aktif olarak bulunan ABD, Rusya, Türkiye ve İran arasındaki bu yoğun mesailerin ne kadarlık kısmı Suriyeliler için veya Suriyelilerin lehine bilinmez. Ancak Şam’ın yeni dönemin yeni ayak oyunları arasında yolunu bulmaya çalışması epey zor olacak gibi görünüyor.

Çünkü yeni dönemde birbirlerine karşılıklı (şimdilik dolaylı) mesajlar verenler arasında İran ve Rusya da var.

Suriye’deki kanlı sürece doğrudan dahil olan, Suriye ordusuna aktif destek veren, siyasi arenada arka çıkan iki ülkenin hesapları ayırma vakti yaklaşıyor gibi görünüyor.

Gerçi Rusya ve İran’ın Suriye’deki savaşa dahil oldukları günden itibaren farklı çıkarlar ve amaçlar gözettikleri açıktı. İki ülkenin de Suriye dahil bölgeye yaklaşımları, yürüttükleri politikalar da pek örtüşmüyordu. Ancak birçok ülkenin dahil olduğu sıcak savaş sürerken, 2011 öncesi kurulmuş pek çok ittifak bölgedeki çalkantılar nedeniyle neredeyse askıya alınmışken, bütün ülkeler yıllar süren sisli havada “dost kim-düşman kim” diye etrafı yoklarken Rusya ve İran’ın görüş farklılıklarının gündeme gelmesini gerektirecek şartlar da yoktu.

Ancak 8 yıllık dönemde her iki ülke de karşılarına çıkan fırsatları çok iyi değerlendirdi.

İran, IŞİD ile mücadele döneminde önceki yıllara göre çok daha aktif bir rol alarak Irak içinde ABD ve İsrail dahil bazı ülkeleri rahatsız edebilecek bir güce kavuştu.

Suriye’de desteklediği Esad yönetiminin ve Suriye ordusunun kazanması, Lübnan’da Hizbullah ve müttefiklerinin giderek artan gücü gibi gelişmeler de İran’ın hanesine kazanç olarak yansıdı.

Rusya ise Irak’taki veya Lübnan’daki süreçlere doğrudan karışmadı ancak bölgeye giriş kapısı olarak gördüğü Suriye’ye yoğunlaşarak yeni ittifakların önünü açtı. Suriye’deki askeri üsleri başlı başına büyük bir kazanımken buna ek olarak silah sanayisini uygulamalı olarak sergilediği uzun yılları oldukça verimli değerlendirdi. Sonuçta silah anlaşmaları müttefiklik ilişkilerinin en önemli ayaklarından. Nitekim bugünlerde bölge turu yapan Rus Dışişleri bakanı Lavrov’un görüşmelerinden anladığımız kadarıyla bölgede S-400 sistemini almak isteyen ülkeler de var.
Her iki ülkenin varlığı Suriye’nin 8 yıllık ağır dönemi ağır hasarla da olsa atlatmasını sağladı.

Çatışmaların iyice hafiflediği 2018’in ortalarında neredeyse 8 yıldır devam eden bu dengenin aslında uzun vadeli olmadığı belirginleşmeye başladı.

Şam’dan ve İran’dan İdlip’e yönelik askeri operasyonun sürekli ertelenmesine yönelik tepkiler artışa geçti. Rusya’nın Türkiye’nin hassasiyetlerini “gereğinden fazla” dikkate alarak hareket ettiği yorumları yapıldı ve hâlâ yapılıyor.

Sonuçta Suriye yönetimi bir an önce bütün ülkeyi kontrolü altına almak ve Türkiye’ye Suriye’den tamamen çıkması için baskı yapılmasını istiyor.
İran ile Türkiye arasında bölgedeki çekişmenin yüzlerce yıllık tarihi var. Bununla birlikte İran da Türkiye’nin Suriye’de varlığından hazzetmiyor haliyle.

Rusya ise bir süper güç olarak NATO ülkesi Türkiye ile ve elbette kendi lehine partner olmak amacında. Sonuçta ABD’nin bulunduğu Suriye sahasında Türkiye üzerinden NATO üyesi iki ülke arasında çatlaklar oluşması Rusya’nın kaçırmak istemeyeceği fırsatlar olarak önüne geldi defalarca.

Bunun için de Türkiye’nin beklentilerine mümkün olduğunca esnek yaklaşmayı tercih eden Rusya, ABD’nin Suriye’deki varlığından da rahatsız ancak ona karşı da dengeli bir siyaset güdüyor.

İsrail’in sık sık İran veya Hizbullah gerekçesiyle Suriye’yi vurması zaten epeydir rahatsızlık yaratıyordu. Ancak Rusya, İran ve Suriye’nin İsrail ile olan gerginliğine karışmayacağını daha sahaya girdiği ilk dönemde belirtmişti. İsrail’in Suriye’de bir Rus uçağını vurmasının ardından tırmanan Rusya-İsrail gerginliği Tahran ve Şam’ı memnun etti. Sonrasında Rusya’nın Suriye’ye S-300 sistemi vermesi “Rusya’nın İsrail’e karşı mesafe alacağı” gibi oldukça iyimser yorumlarla karşılandı.

Bir de Suriye’deki kanlı süreci alevlendiren, finansör olarak destek veren, çatışmalar sona erse bile Suriye’nin toparlanma sürecini pazarlıklar dönemine dönüştürmeye uğraşan bölge ülkeleri var. Sonuçta siyaset bu, her ülke kendi çıkarına göre hareket ediyor.
Rusya’nın Suudi Arabistan’dan Mısır’a kadar birçok ülke ile ilişkilerini yenileme ve güçlendirme hamleleri Tahran ve Şam’ın oyun dışı kaldıkları durumlara da sebep oluyor.

Aslında Rusya’nın süper güç olarak ve ABD’ye karşı pozisyon aldığını söylemek mümkün.

İran ise bölgesel güç ve en büyük rekabeti Suudi Arabistan ile.

Ancak Suriye hem Rusya’ya hem İran’a lazım, Suriye’nin her ikisini de ihtiyacı var hâlâ.

Velhasıl kısa süre önce Esad İran’a tam anlamıyla sürpriz bir ziyaret yaptı. Muhtemelen verilen mesajların birçoğu Rusya’ya yönelikti.
İki gün sonra da İsrail Başbakanı Netanyahu Moskova’daydı. Daha görüşmeler bitmeden Netanyahu “Suriye’den Rusya hariç bütün yabancı güçlerin çıkarılması için ortak çalışma yürütüleceğini” duyurdu.

Rusya günler sonra bu açıklamayı yalanlamayan “henüz detayları belirsiz” şeklinde bir açıklama yaptı. Yabancı güçler ifadesi ile İran ve Hizbullah’ın hedeflendiğini anlamak çok zor değil.

Rusya ve İran’ın birbirlerine açıktan cephe alması, gerginliğin “eski dostlar düşman oldu” şeklinde özetlenecek derecede tırmanması pek olası değil. Ancak Rusya’nın İran’ı ve belki de Şam’ı da “yola getirmek için” İsrail gerginliği gibi “araçlara” başvurması, saldırılar durumunda sessiz kalmak gibi hamleler yapması mümkün.

Suriye’de sular çekildikçe Rusya ve İran arasında enerji gibi konularda da fikir ve çıkar farklılıklarının belirginleşmesi beklenebilir.
İran da Rusya’ya karşı açık tavır almayacaktır ve dolaylı mesajlar vermesini sağlayacak hamlelere girişecektir.

Ancak bütün bunlar olurken Şam’ın bıçak sırtı bir diplomasi yürütmesi gerekecek gibi görünüyor. (KAYNAK)

SIRADAKİ HABER