Doğu Akdeniz enerji kıskacında

Doğu Akdeniz’deki potansiyel doğalgazın Türkiye için stratejik olduğunu anlatan Doç. Dr. Volkan Özdemir, tıpkı 100 yıl önce Kerkük ve Musul’da olduğu gibi Türkiye’nin yeraltı kaynaklarından koparılmak istendiğini söyledi.

Doğu Akdeniz enerji kıskacında

Doğu Akdeniz'deki doğalgaz arama faaliyetleri, hem bu coğrafyanın hem de dünya siyasetinin yönünü etkileyebilecek bir boyuta ulaştı. Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin davetiyle ABD, Fransa, İtalya ve Katar gibi ülkelerden şirketler Kıbrıs adası açıklarında doğalgaz sondaj çalışmalarına başlamıştı. Türkiye ve KKTC'nin haklarını gasp eden bu aramalara karşılık, Türkiye de uluslararası hukuka uygun olarak sondajlara başladı. AB ve ABD'nin tepkilerine rağmen geri adım atılmadı. Bilkent Üniversitesi Enerji Programı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Volkan Özdemir ile Doğu Akdeniz'deki son gelişmeleri konuştuk.

Buradaki arama faaliyetlerinin enerji ve jeopolitik olmak üzere iki farklı boyutu olduğunu anlatan Özdemir, enerji kısmında Batılı ülkelerin dediği gibi devasa boyutta kanıtlanmış rezerv bulunmadığını belirtti. Doğu Akdeniz'in çok geniş bir coğrafya olduğunu, Mısır, İsrail ve Kıbrıs sahalarının birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Özdemir, İsrail'de 1 trilyon metreküpün üzerinde, Mısır'da da İsrail'den fazla kanıtlanmış rezerv bulunduğunu ve buralarda üretime başlandığını kaydetti. Kıbrıs civarında yapılan sondaj çalışmalarında ise henüz bahsedildiği gibi büyük boyutlarda doğalgaz rezervlerinin bulunmadığını dile getiren Özdemir, doğalgaz keşfedilse dahi denizin altından Avrupa'ya naklin pahalı olacağından Türkiye'nin kilit rolde olduğunu söyledi.

MUSUL VE KERKÜK GİBİ
Doğu Akdeniz'deki jeopolitik gelişmelere bakıldığında ise Türkiye'nin yaptığı hamlelere dikkat çeken Özdemir, özellikle Deniz Kuvvetleri'nin bölgedeki varlığının, arama yapan şirketlere net mesaj taşıdığını vurguladı. Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin 100 yıl önceki Musul ve Kerkük'te yaşanılanlara benzer olduğunu söyleyen Özdemir, “Musul'a benziyor çünkü Türkiye potansiyel kaynakların olduğu bir bölgeden koparılmak isteniyor. 100 yıl önce karasal topraklarda petrol, şimdiyse mavi vatanda, yani denizde gaz bizim için önemli” dedi.
Enerji koridoru olmak katkı vermiyor
Türkiye'nin coğrafi olarak stratejik bir bölgede olmasına rağmen enerjide merkez değil, koridor ülke olarak kaldığını söyleyen Doç. Dr. Volkan Özdemir, “TANAP, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve TürkAkım gibi projelerde Türkiye koridor olarak kaldı. Türkiye ekonomisine doğrudan katkı sağladığını düşünmüyorum. Hep birileri gelsin üzerimizden taşısın götürsün denildi. Bir sürü boru hattı geçiyor ama Türkiye halen Avrupa'nın iki katı pahalı doğalgaz kullanıyor. Türkiye enerji ithalatına her yıl 40 milyar doların üstünde ödeyecek kadar zengin değil. Zaten dışa bağımlılığımız her yıl artıp yüzde 75'e çıktı. Türkiye'nin işi onun bunun gazını Avrupa'ya taşımak olmamalı, artık doğalgazda petrolde üretime odaklanmalıyız” dedi.

SIRADAKİ HABER