Dövizde yükseliş, ekonomide çöküş devam ediyor

Son günlerde dövizde tekrar yükselişin olması, ekonomideki gidişatı sorgular oldu. Türkiye'de hükümet ve hükümete yakın olan küçük bir çevre dışında, kimse ekonomik gidişattan memnun değil. Hükümete sorarsanız, ekonomik ve siyasi gidişat çok iyi ve herşey güllük gülistanlık. Bazıları, sadece bizim ekonomik durumumuz mu kötü, ekonomik durumu kötü olan çok ülke var deyip, işin içinde sıyrılıyorlar. Böyle söyleyenler, gidişatın kötü olduğunu biliyorlar ama aslında kendi kendilerini teselli ediyorlar. Hiçbir hükümet, kendi aleyhine olan şeyleri kabul etmez. Yani bir hükümet, gidişatın kötü olduğunu kabul ederse, kendi kendisini ele vermiş olmaz mı? Ama işin garip tarafı, sağır sultan'ın bile duyduklarını halktan gizlemeye çalışıyorlar.

© shu
Dövizde yükseliş, ekonomide çöküş devam ediyor

Türkiye'de işsiz kalmak demek aşsız kalmak demektir. Bazı gelişmiş ülkelerde insanlar işsiz kalsada aşsız kalmıyorlar. Bu ülkeler, paralarının değeri yükselen ülkelerdir. Türkiye'de son kırk yıldır uygulanan neoliberal toplum karşıtı politikalar, Türkiye'yi iyide iyiye çıkmaza sürüklüyor, günden güne toplum yoksulllaşıyor, hayat pahalılığı her gün artıyor, alım gücü her gün düşüyor. İnsanlar çalışsalar bile geçim sıkıntısı yaşıyorlar. Türkiye, yirmi yıldır betona yatırım yaptı. Tarım be hayvanlığın olduğu bir ülke, dışarıdan şeker, portakal, zentin yağı, pirinç alır hale geldi. Kırk yıl önce, küçük-büyük baş hayvan sayısı atmış milyonken, şimdi bu rakam yarı yarıya, otuz milyona inmiş durumda. Bu da, ekonomide ilermenin değil, gerilemenin olduğunu gösteriyor. 
***
Türkiye, kuruldu kurulalı bir ülkeyle savaşa girmediği halde, bütçeden büyük bir payı, sürekli savunmaya harcıyor. Durmadan, silahlanmaya para harcanıyor. Kamuya ait mülklerin hepsi özelleştirildi. Yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık korkunç boyutlara ulaşmış. Küçük bir sermaye sınıfı, paralarına para katarken, halk günden güne yoksullaşıyor. Halkın sorunlarına çözüm  bulunacağına, başka ülkelerde de aynı sorunlar var deyip, sorunlar geçiştiriliyor, görmezden geliniyor. Hasta bir insan, bir an önce hastalıktan kurtulmak için tedavi olur, ama sadece ben mi hastayım, benim gibi çok hasta insan var derse, durumu daha çok kötüye gider. Ve hırsızlık yapan birisi, sürekli başkalarını hırsızlıkla suçlar. 
***
AKP genel başkanı ve cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa ülkelerini, ekonomileri kötüye gidiyor, raflar bomboş diye suçluyor. İnsanlar, her gün geçim sıkıntısından şikayetçiler ama ülkeyi yönetenler, bir sorun yok, herşey iyidir deyip, kulaklarını kapatıyorlar. Hiçbir başbakan, cumhurbaşkanı ve hükümet üyesi, ülkenin gidişatı kötüdür demezler, derlerse, kendi iplerini kendi elleriyle çekmiş olurlar. İşte bu yüzden, kapitalizmde politikacılık yalancılık olarak bilinir. Çünkü kapitalizm yalan ve sömürü üzerine kurulmuş bir sistemdir ve sürekli kriz üretir ve bu krizlerin faturası fakirlere kesilir. Gelişemiş ülke halkları, bunun faturasını çok daha ağır öderler. 
***
Türkiye, gelişmiş ağır sanayi ülkesi değil. Dışarıya bağımlı montaj sanayiye ve tarıma, hayvancılığa dayalı bir ekonomisi var ama son yıllarda bunda da bir düşüş oldu. Emperyalizm, içteki işbirlikçi kliklerle, Türkiye'yi tarımsal olarakta bağımlı hale getiriyor. Son kırk yılda, açık ya  da gizli, bütün hükümetler, emperyalizmin acı reçetelerini uygulamışlardır. Bazıları, ülke ekonomisinin kötüye gidişini, dövizin yükselişine bağlıyorlar. Yani döviz yükseldiği için, ekonomi kötüye gidiyormuş. Halbuki ülkenin ekonomisi kötüye gittiği için, döviz yükseliyor. Yani ülke ekonomisi battığı için, döviz yükseliyor. Yani Türkiye'de demokrasi olmadığı için, insan hakları yerin dibine battığı için ekonomi gelişmiyor, paranın değeri bitiyor ve halk yoksullaşıyor. Türkiye, demokratik bir ülke olursa, insan haklarında iyileşme sağlarsa, üretime ağırlık verirse, ekonimide düzelme olur.  
Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER