11. Cumhurbaşkanı Gül’den ‘manifesto’ gibi çıkış: Mutlak otorite sürdürülemez!

Saadet Partisi, Çırağan Sarayı'nda D-8’in 22. Kuruluş Yıldönümü için bir program düzenledi.

© AA
11. Cumhurbaşkanı Gül’den ‘manifesto’ gibi çıkış: Mutlak otorite sürdürülemez!

Saadet Partisi'nin ev sahipliğinde Çırağan Sarayı'nda düzenlenen D-8’in (Gelişen Sekiz Ülke) 22. Kuruluş Yıldönümü programına Abdullah Gül de katıldı. Eski başbakanlardan Tansu Çiller ise mesaj gönderdi.  İyi Parti lideri Akşener’in de davet edildiği ancak Akşener’in bir önceki gece mazeret bildirerek toplantıya katılamadığı öğrenildi.

Abdullah Gül programdaki konuşmasında, "Mutlak yönetimlerde mutlak hâkim olan mutlak otoritenin sürdürülebilirliği mümkün değildir" ifadelerini kullandı.   

Milli Gazete'de yeralan habere göre programa 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, D-8 Genel Sekreteri Dato Ku Jaafar Ku Shaari, İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Bakhtiar Assdzadeh, Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, Saadet Partisi eski Genel Başkanı M. Recai Kutan ve üye ülke temsilcileri katıldı.

Programa eski Başbakan Tansu Çiller telgraf gönderdi. D-8’de görev alan siyasetçilerin davet edildiği toplantıya İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de davet edildiği ancak Akşener’in bir önceki gece mazeret bildirerek toplantıya katılamadığı öğrenildi. Akşener, Çırağan Otel'de gerçekleştirilen etkinliğe bir çelenk gönderdi.

Etkinlikte Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu konuşma yaptı.

Karamollaoğlu'nun konuşmasından başlıklar şöyle:

D-8'in altı temel prensibi dünyada barış ve huzurun tesisi için olmazsa olmazdır. İslam ülkeleri olarak yaşadığımız problemlerden kurtulmanın yolunun kendi içimizdeki muhkem değerlerden geçtiğini düşünüyorum. Sanayi ve teknolojide üstün olan ülkeler gerektiğinde uluslararası hukuku çiğnemekten çekinmiyorlar. Uydurma bahanelerle ülkeler işgal edildi, maalesef insan hakları ihlal edildi.

Üzülerek ifade etmeliyim ki, D-8’ler, kurucusu olan ülkeler tarafından gerekli ve yeterli itibar gösterilmediği için, bugün içinde bulunduğumuz dünyada etkisini gösterememektedir.

İran İstanbul Başkonsolosu Bakhtiyar Assdzadeh:

D-8'lerin asıl hedefi ülkeler arası ekonomi ve kültürel bağların geliştirilmesi ve üye ülkelerin dünyaki konumunun güçlendirilmesidir. Eğer herhangi bir çözüm üretmezsek, Amerika ve zalim anlayışı daha çok yayılacaktır. Umarım ki D-8'ler merhum Erbakan'ın hedeflerini yerine getirir ve onun amaçlarını gerçekleştirir.

SP eski Genel Başkanı Kutan: 

D-8'ler 8 ay gibi kısa bir süre sonra yoğun bir çalışmanın ardından kuruldu ve dünyaya tarihi bir vesika olan İstanbul Deklarasyonu ile ilan edildi. D-8 Erbakan Hocamızın önderliğinde kurulan, bütün dünyanın özlediği adil bir dünyanın temelidir. D-8, sömürülen ve ezilen bütün ülkelerin ayağa kalkması için bir atılan adımdır. D-8, 'geliniz bu dünyayı barış ve adalet içinde birlikte yönetelim, dünyanın nimetlerinden birlikte yararlanalım' diyerek yola çıkmıştır. Refah-Yol hükümetinin düşürülmesinin en önemli sebebi D-8'lerdir. Mazlumların hakkını koruyacak, dünyaya barış ve huzuru getirecek anlayış, D-8'lerin prensiplerinin kabul edilmesine ve uygulanmasına bağlıdır.

11. Cumhurbaşkanı Gül: 

Gül, konuşmasında, "Mutlak yönetimlerde mutlak hâkim olan mutlak otoritenin sürdürülebilirliği mümkün değildir" ifadelerini kullandı.   

Gül'ün konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: 

"Mutlak yönetimlerde mutlak hâkim olan mutlak otoritenin sürdürülebilirliği mümkün değildir; mutlak hâkimiyet sadece Allah’a mahsustur. Filistin, Irak, Suriye meseleleri hepsinin vekâletleri, savaşmaları... Bugün üzülerek ifade etmek isterim ki bu kadar şey İslam dünyasını bitirmemiş gibi çok daha büyük bir savaş bulutları üzerimizde dolaşmaktadır. İran- Arap savaşları.

Ne yazık ki şimdiye kadar ABD ve Avrupa'nın belirli gazetelerinde, belirli akademisyenlerin uyarıları hariç ciddi çaba sarf eden güç görmüyorum. Bunların olmaması için güzel düşüncelerle rahmetli hocamız Erbakan bu fikri ortaya atarak bu ülkelerin işbirliği yapmasını, ekonomi ve dünya barışına yardım edecek adımların atılmasını istedi. Her şeyin başı, herkesin kendi evinden geçiyor. Kendi evi düzenli olmazsa bir ülkenin, kendi evi itibarlı olmazsa dünya ülkeleri nezdinde o zaman kendisine bir faydası olmadığı gibi, bölgesine, komşularına ve İslam dünyasının meselelerine de bir katkısı olmuyor. Bununla da neyi kastettiğim gayet açık. İnsan haklarının, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, diyalogun, huzurun; bütün bunların sağlanması gerekir.

Silahlar, tanklar caydırıcılık anlamında önemli ama o ülkenin yumuşak gücü yoksa etkili olmaz. Hepimizin birbirimize yardım etmemiz gerekiyor. Dayanışma içinde olmamız gerekir. Şüphesiz ki hiçbirimiz naif olacak değiliz.

Önce kendi ülkelerimizi sağlam yapmamız gerekir. Kendi ülkelerimizin sağlamlığı da muhakkak ki huzur, mutluluk ve ekonomik refahtan geçiyor. Bunun yolu da medeni bir şekilde demokrasi ve hukuk standartlarının yükseltilmesi, insan hakları meselelerinin halledilmesi ile açık-şeffaf rekabet ortamlarının oluşturulmasından geçiyor."

SIRADAKİ HABER