Anayasa hukukçusu Prof. Süheyl Batum: İlk defa bir parti yargıç güvencesini kaldırmak istedi; insanlar sandığa daha nasıl sahip çıkacak!

"Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğunda AYM bunu iptal edecektir"

© AA
Anayasa hukukçusu Prof. Süheyl Batum: İlk defa bir parti yargıç güvencesini kaldırmak istedi; insanlar sandığa daha nasıl sahip çıkacak!

Seçim Kanunu'ndaki tartışmalı maddeleri değerlendiren anayasa hukukçusu Prof. Süheyl Batum, AKP ve MHP'nin seçim yasası değişikliğini eleştirdi; “İlk defa bir parti yargıç güvencesini kaldırmak istedi. Diyorlar ki ‘insanlar sandığa sahip çıkarsa hile olmaz', insanlar daha nasıl sahip çıkacak?” dedi. Batun, "Hazırladığı iddia edilen Fethi Yıldız ve Hayati Yazıcı diyorlar ki ‘Ne demek, en kıdemli hâkim en iyi bilen demek midir? Böyle olduğunda da birçok sıkıntı doğmuyor mu’” Hangi sıkıntı doğuyor bir açıklayın bakalım. Bu kanunda da kamu yararı yoktur" diyerek sitem etti, Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğunda bunun iptal edileceğini savundu.

Sözcü yazarı Ruhat Mengi’nin sorularını yanıtlayan Prof. Batum, AKP ve MHP’nin seçim yasası düzenlemesini şöyle değerlendirdi:

“Bu yeni seçim yasası da iktidarın amacının ne olduğunu gösteren, çok önemli ve hukuka, tamamıyla Anayasa'ya aykırı bir yasa değişikliğidir. Bu hükümet ittifakları kendisi getirdi. “Ben yeterli çoğunluğu alamayabiliyorum, MHP düştü, ben baş edemeyeceğim” dedi ve ittifaklar yasasını getirdi. “Tamam, güzel” dedik, şimdi 4 yıl sonra değiştiriyor.

Artık 7'yi aşan partilerle ittifak yapan daha küçük partiler için ‘kendisi de 7'yi aşarsa Meclis'e girebilir' diyor ama şunu getiriyor: Bir milletvekili bile çıkarmasına engel olmak için, ‘seçildikten sonra partiler kendi içlerindedir, ittifak yapmış-yapmamış ayırımı yoktur, kendi aldığı oya göre temsilci çıkarabilir' diyor. Mesela ‘bir yerde yüzde 3 alarak ittifaka girmişse, hiç milletvekili çıkaramayabilir' diyor. Eskiden toplam oy üzerinden milletvekili çıkarıyordu. ‘Sen gel ittifaka, milletvekili çıkarmayacaksın ama ben sana birtakım imkanlar sağlayabilirim ama senin oyun da bana yazılsın' demektir bu.

İktidar bugüne kadar bir şeyle oynayamamıştı ve en önemli hususlardan biri buydu; seçimlerin yargıç güvencesi altında olmasının sağlanması. İl seçim kurulları “en kıdemli 3 hakim” tarafından yönetiliyordu ve ilçe seçim kurullarında da “ondan sonra gelen en yetkili hakim” ilçe seçim kurulu başkanı oluyordu. Bugüne kadar bana bir tek kişi, hatta iktidar partisi dahi göstersin, desin ki “En kıdemli hakim olmasından kaynaklanan sıkıntılar şunlar, şunlardır, kıdemli hakim koyduğumuz için şöyle bir sorun oldu” desin, bir örnek göstersin kabul ederim. Şimdi bunu değiştirdiler. Bizde adet haline geldi, siyasetçiler genelde hukuku “Biz düzgün davrandıktan sonra hukuk olsa ne olur, olmasa ne olur” şeklinde değerlendirir oldular. Oysa Alman'ın, İngiliz'in, Fransız'ın bizden daha az sorunla karşılaşmasının nedeni onların hukuka bağlı olmasıdır.

Diyorlar ki ‘İnsanlar sandığına sahip çıkarsa hile olmaz’, insanlar daha nasıl sahip çıkacak, siz Türkiye'den başka sandığın üzerinde bir ay yatan bir halk gördünüz mü? Bir ay yatan halk görmedim ama görevini yapmayan siyasetçi gördüm, yargı güvencesi sadece Türkiye'ye verilmiş bir şey değildir, bütün hukuk devletlerinde vardır. Bu yargıç güvencesini ilk defa bir parti ortadan kaldırmak istedi. Hazırladığı iddia edilen Fethi Yıldız ve Hayati Yazıcı diyorlar ki ‘Ne demek, en kıdemli hâkim en iyi bilen demek midir? Böyle olduğunda da birçok sıkıntı doğmuyor mu’ Hangi sıkıntı doğuyor bir açıklayın bakalım. Bu kanunda da kamu yararı yoktur. Anayasa Mahkemesi'ne başvurulduğunda AYM bunu iptal edecektir."

"Seçimlerde Anayasa'nın gerektirdiği eşitliği, dürüstlüğü tamamıyla bozan bir madde bu"

Batum, Cumhurbaşkanı'nın propaganda yasaklarından muaf tutulmasıyla ilgili olarak da şunları kaydetti:

“Bu da bir yol temizliği hareketidir. ‘Erken bir baskın seçim olabilir, tüm önlemleri alalım' diyorlar bu belli. Şimdi başbakan olmadığı için o ifadeyi kaldırıyorsan cumhurbaşkanını koyman lazım, artık tarafsız bir cumhurbaşkanı değil ki parti başkanı. Dünyanın bütün demokratik ülkelerinde bırakın parti başkanı olmayı, bir partiden gelen cumhurbaşkanını aynı yasaklara tabi tutarlar, hatta onun konuşma süresi partisininkine eklenir. Dikkat edin ‘parti genel başkanı’ olmadıkları halde yapıyorlar, bizde ise üstelik parti genel başkanı. Seçimlerde Anayasa'nın gerektirdiği eşitliği, dürüstlüğü tamamıyla bozan bir madde bu. Hem bütün gün tek parti konuşacak, hem de bir yandan genel başkanı propagandaya devam edecek.”

Röportajın tamamını okumak için tıklayın.

SIRADAKİ HABER