Anayasa Komisyonu'nda AKP'den CHP'ye iltifat: 'Çok kıymetli'

Yassıada teklifinin görüşüldüğü Anayasa Komisyonu’nda CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın konuşması AKP’liler tarafından teşekkür ve övgü aldı.

© AA
Anayasa Komisyonu'nda AKP'den CHP'ye iltifat: 'Çok kıymetli'

Yassıada yargılamasının yasal dayanağını yürürlükten kaldırılmasına ilişkin yasa teklifinin görüşüldüğü TBMM Anayasa Komisyonu’nda, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın "Bana ‘27 Mayıs nedir?’ diye sorulsa şöyle derim: İzmir’in işgalini saymazsak Türkiye Cumhuriyeti’nin en kara günüdür. 27 Mayıs darbelerin anasıdır. 27 Mayıs olmasa 12 Mart, 12 Eylül, 15 Temmuz olmazdı" şeklindeki sözlerinin, AKP’lilerden teşekkür ve övgü aldığı bildirildi.

Hürriyet’ten Bülent Sarıoğlu’nun haberine göre Yassıada teklifinin görüşüldüğü Anayasa Komisyonu’nda, Altay’ın 27 Mayıs 1960’tan itibaren tüm darbelere karşı verdiği mesajın ardından AKP’li Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, “Sayın Altay’a bu konuşma için ayrıca teşekkür ediyorum. Son derece kıymetli” derken, AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin de “Sayın Altay çok önemli bir şey söyledi, arka arkaya bağladı. Aynen katılıyorum, 27 Mayıs darbelerin birincisidir, eğer o olmasaydı diğerleri olmazdı” dedi. MHP sözcüleri de Altay’ı kutladı.

‘TSK'NIN SİYASİ İRADENİN EMİR VE KOMUTASINDA OLDUĞUNU HERKES BİLMELİ, TSK DA BİLMELİ'

CHP'li Altay’ın "Bana ‘27 Mayıs nedir?’ diye sorulsa şöyle derim: İzmir’in işgalini saymazsak Türkiye Cumhuriyeti’nin en kara günüdür. 27 Mayıs darbelerin anasıdır. 27 Mayıs olmasa 12 Mart, 12 Eylül, 15 Temmuz olmazdı" şeklindeki konuşmasında dile getirdiği ifadeler özetle şöyle:

“16 yaşımı bitirmişim, 17 yaşımdan 8 ay, 27 gün almışım. 12 Eylül’de jandarma karakolunda hücrede G3 tüfeğin namlusunu benim ağzıma soktular. Yani bayağı zor nefes alacak hale getirdiler ve kurma kolunu çektiler. Yani darbe böyle bir şeydir, darbeci böyle bir şeydir. Her şeyi unuturuz ama hayatımızın o anı böyle halen canlıdır. Darbe yapanın insanlığı bitmiştir.

İsim vermeyeceğim, benim o karakolda işkence gördüğüm vakit, benim ona ‘faşist’ dediğim, onun bana ‘komünist’ dediği arkadaşımla biz şimdi oturuyoruz, sohbet ederek akşam yemeği yiyoruz. Dün birbirimize taş, sopa atıyorduk. Yazık, günah!

Bu, şunu gösteriyor: Demokrasimiz şüphesiz olgunlaşıyor. Her darbe sonrasında Türkiye’de demokrasi bilinci daha da arttı, artıyor. Demokrasiyi kutsar hale geliyoruz ekmek gibi, su gibi. Ayrışmamalıyız, kesinlikle sivilleşmeliyiz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, TBMM’nin emrinde olduğunu herkes bilmeli. Dolayısıyla, TSK’nın siyasi iradenin emir ve komutasında olduğunu da herkes bilmeli, TSK da bunu bilmeli. TSK’nın demokrasiyi korumak ve kollamak gibi bir haddi ve görevi yoktur ve bundan sonra da olmayacak."

SIRADAKİ HABER