Erdoğan: 'Güvenli bölge'de takvim işliyor

Suriye'nin kuzey sınırında oluşturulması planlanan 'güvenli bölge' konusunda "Takvim işlerken biz de bütün tedbirlerimizi aldık.

© AA
Erdoğan: 'Güvenli bölge'de takvim işliyor

Suriye'nin kuzey sınırında oluşturulması planlanan 'güvenli bölge' konusunda "Takvim işlerken biz de bütün tedbirlerimizi aldık. Son dönemde bölgede uçaklarımızı da uçurduk. Uçaklarımızın burada uçuşu herhalde boşuna değil. Basit bir seyrüsefer değil" diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, F-35 konusunda ise ABD'ye 'teklifini' yaptığını söyledi. 

ABD ziyaretinin son günü  gündeme ilişkin açıklama yapan ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, YPG’ye karşı olası askeri harekat, İran’a yönelik yaptırımlar ve IMF görüşmeleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

NTV’de yer alan habere göre Erdoğan’ın açıklamaları özetle şöyle:

‘AYLAN KURDİ BEBEĞİN FOTOĞRAFINI GÖSTERDİM’

Hem Genel Kurula hitabımda hem de ikili görüşmelerimde önemli mesajlar verdiğimizi düşünüyorum. Bunları şu şekilde özetlemek mümkün: Küresel sistemin temel sorunu adaletsizlik ve eşitsizlik üretilmesidir. İnsan onuruna yakışır bir dünya sistemi kurmak zorundayız. Bunun için de her platformda “Dünya beşten büyüktür” diyorum. Mülteci krizi küresel boyutlara ulaşmış durumda fakat dünyanın ilgisi başka yerlerde. Bu noktaya dikkat çekmek için Genel Kurulda Aylan Kurdi bebeğin fotoğrafını gösterdim. Mülteci sorununa kökten kalıcı çözüm bulmak için Suriye’de akan kanın durması gerekiyor.

‘1-2 MİLYON MÜLTECİYİ YERLEŞTİREBİLİRİZ’

Hem Cenevre hem de Astana süreçlerinde Suriye’de siyasi çözüm için Türkiye olarak yoğun bir çaba harcıyoruz. Anayasa Komitesi’nin kurulması önemli bir adım olmuştur. Çalışmalarına bir an önce başlamalıdır. Hem ulusal güvenliğimiz hem de mülteciler için Güvenli Bölge’nin bir an önce kurulması gerekiyor. Bu konuda yaptığımız ön çalışmayı muhataplarımla paylaştım. Hatta bununla ilgili hazırladığımız kitapçıkları bütün liderlere bu vesileyle dağıttım. Eğer bu Güvenli Bölge kurulabilirse, 1 ila 2 milyon mülteciyi buralara yerleştirebiliriz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız bu konuya yönelik adımlarını attılar. Gerek planlama gerekse projelendirme çalışmalarını yapmak suretiyle işi ciddiyetle ele aldık.

‘GÜVENLİ BÖLGE 20 MİL DERİNLİKTE…’

Tabi 480 kilometre uzunluğundaki bu Güvenli Bölge planlamamız aslında Trump’ın da ifade ettiği 20 mil anlayışını kapsayan bir derinliktir. Planlı bir çalışmayla 1 ila 2 milyon civarında Suriyeliyi buraya yerleştirme şansımız olabilir. Burada 150 ila 400 metrekare arasındaki alanlarda yerel mimari ile yapılmış ve ekip biçilebilecek bahçenin, icabında hayvancılık yapılabilecek ahırların olduğu binalarla birlikte bu insanları çadırlardan ve konteyner kentlerden kurtaralım istiyoruz ki bizdeki Suriyelileri de buraya sevk edebiliriz. Burada özellikle başta ABD olmak üzere Rusya, Almanya, Fransa’nın bize gerekli desteği vermeleri lazım. Eğer bu destek gelirse biz de bunun inşaatla ilgili kısmını üstlenebilir ve yoğun bir çalışmayla burada bu işleri tamamlarız.

‘PLANLADIĞIMIZ ADIMLARI HAYATA GEÇİRECEĞİZ’

ABD ile Güvenli Bölge müzakerelerinde hangi noktadayız? ABD’nin bizi oyaladığına, oyalama taktiğine dair düşünceniz devam ediyor mu? Özellikle şunu sormak istiyorum; Güvenli Bölge somut adımların atılması için 2 hafta süre vermiştiniz, bu süre hâlâ işliyor mu?

Bir kere bu takvim şu anda işliyor. Bu takvim işlerken sınır boylarında bütün tedbirlerimizi almış bulunuyoruz. Bu tedbirlerin yanında son dönemde bölgede uçaklarımızı da uçurduk. Uçaklarımız da bölgede uçmak suretiyle zaten bu sürece devam etmekte olduğumuzun sinyallerini verdiler. Yani uçaklarımızın burada uçuşu herhalde boşuna değil. Bu basit bir seyrüsefer de değil. Bununla birlikte, döndükten sonra da hemen ilgili arkadaşlarımızla bütün değerlendirmelerimizi yapmak suretiyle ne gibi adımlar atacağımızı daha önceki planlarımız çerçevesinde uygulamaya koyacağız. Çünkü Türkiye oyalanacak bir ülke değildir.

Birleşmiş Milletler resepsiyonunda çeşitli ayaküstü de olsa temaslar kurabiliyor liderler. ABD Başkanı Trump ile resepsiyon sırasında herhangi bir temas kurdunuz mu? Kurduysanız nasıl bir diyalog geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu seneki resepsiyon çok kısa ve özet geçti. Zaten resepsiyon fotoğraf çekimlerinden önceydi. Hemen orada görüşmemizi yapıp fotoğraf çekimi esnasındaki görüşmeden sonra müsaade alıp ayrıldık.


‘F-35 HENÜZ TAM MANASIYLA ÇÖZÜLEMEDİ’

ABD’nin Türkiye’ye ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılması, F-35 programına yeniden döndürülmesi, Patriot alımı gibi başlıklarda yeni teklifle geleceği belirtiliyor. Bu konuda bir süreç işliyor mu?

O kadar detaylara henüz gelebilmiş değiliz. Bu daha çok bizim Ticaret Bakanımız ile ABD’nin Ticaret Bakanı arasındaki görüşmelerle bu kadar detaylı belirlenir. F-35 konusunda iş tam manasıyla henüz çözüldü diyemeyiz. Ama ben kendilerine teklifimi yaptım. “S-400 yanında sizden de Patriot alabiliriz” dedim. Bunu bizzat Sayın Trump’a söyledim. Kendileri de “Bu eğer ciddiyse bunun üzerine çalışalım” dediler. Size ciddi bir teklif yapıyorum. Siz bunu Kongreden geçirebiliyorsanız biz de onunla ilgili olarak çalışmalarımızı yaparız. S-400’leri nasıl aldıysak, bu konuda bize gelecek olan teklifin de gerçekten onu aratmaması lazım. Öyle bir teklif olması halinde biz bir alternatif savunma sistemini de Türkiye’ye kazandırmış oluruz.

CHP ve İYİ Parti’nin ekonomiden sorumlu iki ismi Faik Öztrak ve Durmuş Yılmaz’ın IMF heyeti ile görüşmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Siyasette tutarlı olmak önem arz ediyor. Bir taraftan hükümete, iktidara IMF ile münasebeti geliştirip IMF’den kredi vesaire almayı tavsiye edeceksiniz… IMF’den borç talebi diye hiçbir zaman bizim düşünce dünyamızdan geçen bir şey söz konusu olmadı. Bu bizim aklımızın ucundan geçmiş değil. Fakat muhalefet “İktidarı nasıl yaralarız? Nasıl Türkiye’deki ekonomiyi farklı bir şekilde gösteririz?” hesabı üzerinden sürekli yalan, iftira atıyor. Tabii bunlar bir kere bunun hastalığı içerisinde olduğu için… Şimdi IMF’ye herhangi bir borcumuz yok. Biz biliyorsunuz IMF’nin aynı zamanda ortağıyız. Bu da var. Öyle bir durum değil yani çok da fakir fukara değiliz. Medyanın söylediklerine, yazdıklarına baktığımız zaman gizlilikten bahsediyorlar. Ben niye görüştüler falan diye de bir derdin içerisinde değilim. Görüşmüşler, görüşmemişler o ayrı bir konu. Tamam da kimden neyi kaçırıyorsunuz? Bu noktada kaçmaya gerek yok ki… Bir defa IMF’nin temsilcileri sizi hakikaten muhatap alacaklarsa gelsin sizi makamınızda ziyaret etsin. Niye gidip otellerin odalarında, lobilerde -ki geçmişte lobileri biliriz- oralarda görüşmeler yapıyorsunuz. Tabii bizi üzen budur. Bunlar, bu milletin kimliğine kişiliğine yakışan şeyler değil.

‘HARİTA ONLARI ÇILDIRTIYOR’

BM Genel Kurulu’ndaki konuşmanızın İsrail ile ilgili bölümüne Netanyahu’dan tepki geldi. Sizi doğruları söylememekle suçladı. Netanyahu şu anda hükümet kurmaya çalışıyor orada bir lider değişimi bekliyor musunuz?

Ben şimdi Netanyahu’yu muhatap alırsam bu bizi küçültmez mi? Netanyahu şu anda başının çaresine bakıyor. Durum zaten pek hayra alamet değil. Çok rahatsız oluyor. Çünkü bu harita onları çıldırtıyor. İşin gerçeği ABD’de Yahudi kuruluş temsilcileriyle bir görüşme yaptık. Orada kendilerine dedim ki “Siz işgalcisiniz. 1947-1948’de siz neredeydiniz?” Onlara haritayı gösterdik ve dedik ki “Bak siz buradaydınız, bundan sonra Filistin küçüldü, siz büyüdünüz. Ne ile? İşgal ile… 1967 buradaydınız. Şimdi ise İsrail 1947-1948’deki Filistin’in büyüklüğüne kavuştu. Filistin ise maalesef o zamanki İsrail’in durumuna düştü. Ortada böyle bir tablo var. Bunlar bir de yalanı çok seviyorlar. Yüzleri kızarmadan yalan söylüyorlar. Söyleyecekleri bir şey yok ki. Söylüyorsun, gerçeği ortaya koyuyorsun. Bir hanımefendiyi şehit ettiler. “Elinde savunma ile ilgili bir silahı, bıçağı yok ama bir hanım silahlarla şehit edildi” dedim. Ne dediler biliyor musunuz; “Öyle bir şey yok.” Hemen onun da resmini kendilerine gösterdim. “Sen görmüyorsan, ben ne yapayım?” dedim. “Siz bir defa çocukları öldürüyorsunuz. Sizin askeriniz, polisiniz çocukları bile gırtlağına sarılarak sürükleye sürükleye cezaevine götürdü ve o çocuk sonra gelip beni ziyaret etti” dedim. Maalesef bunlar hain ve cani ve bunların dünya barışına bir katkısının olması asla söz konusu değil.

“Ama Erdoğan ödül aldı” diye oyuna başvurdular Birleşmiş Milletleri gölgelemek için…

Troller… Burada bir de FETÖ trolleri var. Biliyorsunuz onlar da kamyonet kiralamak suretiyle benim ismimi vererek benzer şeyler yapıyorlar. Sağ olsun reklamımızı yapıyorlar, teşekkür ediyoruz.

İRAN’LA İLİŞKİLER…

İran ile yaptırımlar devam ederken ticaret konusunda hangi noktadayız?

Bir defa şunu çok açık net söyleyeyim; yerli, milli para konusunda biz bu teklifimizi son Ankara Zirvesi’nde de yine İran tarafına söyledik. Yani bu konuda kararlılık hiçbir zaman bir kenara itilmemeli. Buna devam etmeliyiz. Merkez Bankası Başkanlarımız da bir araya geldiler, bu görüşmeyi yaptılar. Bunda devam edeceğiz. Bunun yanında bizim tabii şu anda gerek petrol gerekse doğalgaz noktasında İran ile olan ilişkimizi sıfırlamamız mümkün değil. Biz oradan yine doğalgazımızı alacağız. Ama petrolde bir sıkıntımız var. Petrolü daha ziyade özel sektör alıyordu. Ne yazık ki petrolü şu anda almıyor çünkü ABD’nin tehditlerinden çekiniyor. Ama biz bu konuda özellikle diğer birçok konuda İran’la ilişkimizi devam ettireceğiz. Şu anda ticaret hacmimiz 7,5 milyar dolar civarına düşmüş vaziyette. Biz 30 milyar dolar gibi bir hedef belirlemiştik. Bunun çok çok altındayız. Fakat biz İran ile bu stratejik ürün noktasında devam eden birlikteliğimizi koparmak istemiyoruz. Bu şekilde devam etmekte kararlıyız.

‘İDLİB’DE ŞU ANDA SIKINTI YOK’

İdlib’den yeni bir göç tehlikesi görüyor musunuz? Çözüme ne kadar yakın ya da uzağız? Bu konuda ABD’nin yaklaşımı nedir? Görüşmelerinizde gündeme geldi mi? TSK’nın İdlib bölgesindeki gözlem noktalarından bazılarının kapatılması söz konusu mu?

Bazı tacizler oldu malum ama o tacizlerden sonra bizim oradaki ekiplerimiz muhataplarıyla devamlı görüşmeler yapmak suretiyle işi belli bir noktaya getirdiler. Şu anda yaşanan herhangi bir sıkıntı yok. Çünkü gözlem noktalarındaki ekiplerimiz müteyakkız. Sürekli olarak da muhataplarla görüşmeler yapılıyor. Şu an itibarıyla herhangi bir sıkıntı yok. Şu anda İdlib’de bir sükunet ve suhulet görünüyor ama tedbiri elden bırakmamak lazım. Gıda yardımları konusunda AFAD, Kızılay olarak destekleri veriyoruz. O insanları da belli koruma altına almak durumundayız. Şu anda girişimlerimiz devam ediyor. Temenni ederim ki Rusya ile yaptığımız bu görüşmelerden netice alırız.

SIRADAKİ HABER