"Erdoğan ve AKP şahinleri durumun farkında; yakında ikinci kez kaybedenin düştüğü durumu izleyeceğiz"

BirGün yazarı Acarer: Algı artık, ‘liderlik’ üzerinden akıyor

© AA
"Erdoğan ve AKP şahinleri durumun farkında; yakında ikinci kez kaybedenin düştüğü durumu izleyeceğiz"

BirGün yazarı Erk Acarer, 23 Haziran'da  tekrarı yapılacak olan İstanbul seçimine dair değerlendirmede bulundu.  "AKP açısından kaybedilecek olan sadece belediyeydi şimdi oturtamadıkları rejim de tehlikeye düştü" diyen Acaerer, "Binali Yıldırım, simit tepsisi taşıyıp, kanka muhabbetleriyle vakit geçirirken, gerçekte olanı analiz yeteceğinden yoksun olsa da Erdoğan ve AKP şahinleri durumun farkında" dedi.  Kendisine "İstanbul’u kaybeden iktidarı kaybeder ya ikinci kez kaybeden?" sorusunu yönelten Acarer, "Yakında ikinci kez kaybedenin düştüğü durumu da izleyeceğiz" dedi.

Acarer'in "İstanbul’u kaybeden iktidarı kaybeder ya ikinci kez kaybeden?" başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle: 
 
Ortada büyük bir beka sorunu olduğu doğru. Ancak bu söylendiği gibi toplum ya da ülkeyle ilgili değil. Siyasi iktidarın kendi geleceğine ilişkin. El değiştiren belediyelerde görülmemiş yolsuzluklar olduğu bir bir belgeleniyor.
Örtbas edebilmek mümkün değil. İstanbul’daki İSPARK vurgunu gibi emsaller, ne ile karşı karşıya olduğumuz konusunda net fikir veriyor. İBB CHP Meclis Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup Sözcüsü Tarık Balyalı, bunun ikinci Akbil yolsuzluğu olduğunu söylüyor.

Hükümet ise, hesap vermek yerine ‘bir kent üzerinden’, bundan sonra da kamu kaynaklarını dilediği gibi tüketmek ve halkın parasını çarçur edebilmek için kara propagandaya devam ediyor. Herhalde dünyada eşi benzeri ender görülür.

Belediyeler arpalık duruma düşmüş, liyakatin yerini akraba almış, insana hizmet makam aşkına dönüşmüş, kamuya yatırım yerine hesaba ya da yandaşa yatırım esas alınmış. Ülkenin neredeyse tamamı olan bitenin farkında.

Bunlar yetmezmiş gibi çağdışı propaganda faaliyetleriyle toplum geriliyor, tehdit ediliyor. AKP, Saray ve onun ‘Arka bahçesi’ hiçbir somut delili olmayan seçim iptalinin ardından sadece haksızlığı değil hukuksuzluğu da sürdürüyor.

Ne var ki hukuksuzluk da kara propaganda faaliyetleri de ters tepiyor. 23 Haziran’da yenilenecek İstanbul seçimleri süreci hafızalarımıza şimdiden tuhaf izler bırakmaya başladı. Sahi AKP belediye başkanı adayı olarak, halkın seçtiği Başkan Ekrem İmamoğlu’na karşı yarışan kim?

Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu mu yoksa ‘düşük profilli’, ‘vasıfsız siyasetçi’ Binali Yıldırım mı? Bu sorunun tersten okunması durumu, daha da karmaşıklaştırıp, AKP açısından da işleri içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Çünkü gelinen noktada, 2 liderin yarıştığı izlenimi ortaya çıkıyor. Biri parlamentoyu, diğeri tek adamlığı temsil ediyor. Eskisi; yasama yürütme ve yargıyı elinden düşürmemeye çalışıyor, alternatifi ise her fırsatta demokrasiyi yüceltiyor.

AKP açısından kaybedilecek olan sadece belediyeydi şimdi oturtamadıkları rejim de tehlikeye düştü. Binali Yıldırım, simit tepsisi taşıyıp, kanka muhabbetleriyle vakit geçirirken, gerçekte olanı analiz yeteceğinden yoksun olsa da Erdoğan ve AKP şahinleri durumun farkında.

AKP’nin kaybedip tanımadığı seçimin tekrar sürecinin havası tamamen değişti. Algı artık, ‘liderlik’ üzerinden akıyor. Erdoğan’ın henüz bir ay önce “İmamoğlu benim ayarımda değil” dediği ileri sürülmüştü. Bu ifadenin alt metini bile farklı bir düşünceyi yansıtıyor. Erdoğan kıyaslıyor.

Türkiye siyasi tarihinde, İstanbul’u kaybedenin iktidarı kaybedeceği İsmet İnönü’den bu yana tekrarlanır. İstanbul’un AKP ile ilişkisi kaynak ve rantın yanı sıra çarpık kodlarıyla da ilişkili. İstanbul, AKP için bir varoluş simgesi. Erdoğan’ın, Fatih’in bile deneyip tutturamadığı “İslambol” ifadesini kullanmasının altı boş değil.

Rantı, ideolojisi derken… Yenilen pehlivan güreşe doymazmış. “İstanbul’u kaybeden, iktidarı da kaybeder” sözü, Türkiye siyasi tarihindeki şaşmaz bir yargıydı ya… Yakında ikinci kez kaybedenin düştüğü durumu da izleyeceğiz.

SIRADAKİ HABER