Figen Yüksekdağ telefonla HDK genel kuruluna seslendi

Ankara'da 9'uncusu düzenlenen Halkların Demokratik Kongresi'ne Kandıra Cezaevi'nden telefonla bağlanan HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ," Biz burada mecburi görev yerimizdeyiz ama yine görevdeyiz, emin olun" dedi.

© HDP
Figen Yüksekdağ telefonla HDK genel kuruluna seslendi

ANKARA – Halkların Demokratik Kongresi (HDK)’nin 9’uncu Genel Kurulu Ankara’da düzenleniyor. HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da, tutuklu bulunduğu Kandıra Cezaevi’nden haftalık telefon görüşü aracılığıyla genel kurula katılanlara seslendi.

‘AYNI ONURLU YOLDA YÜRÜMEYE DEVAM EDİYORUZ’

HDK kongresinin başarılı geçmesini dileyerek sözlerine başlayan Yüksekdağ, “Tabi ki bizler içeride de dışarıda da aynı bütünün parçaları, aynı yolun yolcuları olarak bulunduğumuz her yerde görevimizin gereğini yerine getirmeye çalışıyoruz. Bizler içeride sizler dışarıda, aynı onurlu yolda yürümeye devam ediyoruz” dedi.

“İnançla, cesaretle çıkılan yollar mutlaka hedefe götürmüştür insanlığı. Bugün de bu zor zamanlarda, bu karanlık koridorlarda aynı kararlılıkla yürüyenler kazanacak, buna inanıyorum” diyen Yüksekdağ’ın konuşmasında şu başlıklar öne çıktı:

MECBURİ GÖREV YERİMİZDEYİZ: Biz burada mecburi görev yerimizdeyiz ama yine görevdeyiz, emin olun. Bedenimizle de emeğimizle de size yoldaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmadık ve unutmayacağız. Belki biz burada yürüyüşleri daha kısa volta alanlarında yapıyoruz ama emin olun ruhumuzla, yüreğimizle sizlerle beraber olmaya, mücadelenin merkezinde olmaya devam ediyoruz. Kalbimiz sizlerle atıyor. Önemli olan bu bütünlüğü korumak. Direnenler kazandı bugüne kadar. Bizler de bu inancı yüreğimizden eksik etmiyoruz. Bugün genel kongreye sesleniyorum ama kadın kongresini gerçekleştiren tüm kadınları da selamlıyorum. İnanıyorum ki bugünkü genel kongremizde de aynı başarılı sonuçlar elde edilecek. Moralle halkımızın karşısına çıkacağız.

HAKLILIĞIMIZA GÜVEN EN GÜÇLÜ TARAFIMIZDIR: Bizde bu güven var. Nerede olursak olalım özgüven; kendimize, halklarımıza, haklılığımıza güven, bizim en güçlü tarafımızdır. Bunu unutmamak, o güveni parlatmak gerekiyor. Ben HDK’nin kurulduğu günden bugüne bizim özgüvenimiz, özgücümüz olduğunu yeniden ifade etmek istiyorum. HDK bizim özgücümüzdür, özgüvenimizdir, haklılığımızdır. Kadınların, gençlerin, işçilerin, tüm ezilenlerin varlığıyla büyüttüğümüz örgütlülüğümüzdür. Buna daha fazla sarılmamız gerekiyor.

TÜM HALKLAR BARIŞ İÇİN BİR ARAYA GELMELİ: Zor, meşakkatli günlerden geçiyoruz. Zorlu engeller çıkıyor karşımıza. Sayın Leyla Güven uzun bir süredir açlık grevinde. Demokrasi ve barışın tesisi ve bunun için de İmralı’daki tecridin kaldırılması talebiyle güçlü bir direniş örneği sergiliyor. Bir kadın öncülüğü sergiliyor. Onunla birlikte tüm zindanlarda özgürlük isteyenler, barış isteyenler, asla esir edilemeyenler bu özgürlük yolunun kapısını açmak için bu direnişe ortak oldular. Çok daha zorlu bir yola gidiyoruz evet bunu biliyoruz ama bu yolun sonu aydınlık olacak. Dışarıda mücadele eden, dışarıda bu hayatla baş etmeye çalışan tüm Türkiye halklarının bu onurlu yolculukta tutsakları yalnız bırakmayacağına inanıyoruz. Buna davet ediyoruz tüm Türkiye halklarını. Batıdan doğuya tüm halklar ve inançlar barış için bir araya gelmeli. Kapı açmak için bir araya gelmeli. İmralı’nın kapısını hep birlikte açarsak Türkiye’de barışın, demokrasinin yolunu açmış oluruz. Umarım bu kongre de yeni kapıların açıldığı bir yol olur.

‘HDP’NİN BAŞARISININ YOLU HDK’NİN ÖRGÜTLENMESİNDEN GEÇİYOR’

HDK’nin genel kurulunda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin açıklamalarının satır başları ise şu şekilde:

HDK’Yİ BÜYÜTMEK HEPİMİZİN GÖREVİ: 7-8 yıl önce oluşturduğumuz bu heyecan dünden çok daha güçlü. Dünden çok daha fazla bugün HDK’ye ihtiyacımız var. Dünden çok daha anlamlı HDK mücadelesi. Kongre siyaseti gerçek anlamda bir seçenektir. Onun içinden çıkan HDP, bugün bu ülkenin umudu olmuşsa, ‘başka bir yaşam mümkün’ demiş ve bunun sözcüsü olabilmişse, bu kongre siyasetinden aldığı referanstan kaynaklanır. Aslolan bu fikriyattır, aslolan bu referanstır. Dün olduğu gibi bugün de HDK’yi büyütmek hepimizin öncelikli görevi. Siyasetin toplumsallaşması, toplumun siyasallaşması dediğimiz meseleyi ete kemiğe dönüştürdüğümüz yerdir HDK. İlmek ilmek ördüğümüz siyasettir kongre siyasetimiz. Dün olduğu gibi bugün çok daha fazla enerji ve kararlılıkla bu siyaseti var etmeliyiz. Çünkü hem Türkiye’nin hem Ortadoğu’nun tek umudu biziz. “Başka bir dünya mümkün” diyenlerin bir araya gelerek var ettiği bu siyaseti, kararlılıkla yarınlara taşıyacağız.

ÖCALAN’IN AVUKATLARININ BAŞVURUSU 780’İNCİ KEZ REDDEDİLDİ: Tecrit, bu fikriyatadır, tecrit bu anlayışadır. Tam 20 yaşındadır tecrit. Bu 20 yıllık tecridin son 3 buçuk yılı ağırlaştırılmış koşullarda geçmektedir. Bu ağırlaştırılmış tecrit koşullarında sadece 11 Eylül 2016’da, bir de dün Sayın Mehmet Öcalan görüşe gidebilmiştir. Oysa 15 günde bir aile görüş hakkı var Sayın Öcalan’ın. Devlet bu hakkı gasp etmiştir. Sayın Öcalan’ın avukatlarının başvurusu 780. kez reddedilmiştir. Bu tecrit aslında barışa, demokrasiye uygulanan bir tecrittir. Bu tecrit nedeniyle bu ülke içinden çıkılmaz bir hale girmiştir. Savaş koşulları, şiddet, talan neredeyse olağanlaşmıştır. Bu tecrit koşulları tam da faşizmin kurumsallaşmasından başka bir şey değildir. O yüzden tecride karşı mücadele bir demokrasi, bir barış mücadelesidir. Eğer bu bağı kopartırsak bilin ki demokrasi ve barış mücadelesinde yol kat etmemiz mümkün değildir. Bizi bir araya getiren fikriyatı örgütlemek tam da demokrasi mücadelesini örgütlemektir.

HDP’NİN BAŞARISININ YOLU HDK’NİN ÖRGÜTLENMESİNDEN GEÇİYOR: Ne yapmalı? Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Artık faşizmin kurumsallaşması dediğimiz meselenin adını net koymalı. Diktatörlük heveslisi Erdoğan, bir diktatörlük sistemini inşa etme peşinde. Bunu durdurabiliriz. Daha güçlü bir örgütlülüğü, bir taban demokrasisi anlayışı ile var etmek zorundayız. HDP eğer bir iktidar seçeneği ise, HDP Türkiye toplumunun geleceği ise, bunu başarabilmenin yegane yolu HDK’nin örgütlenmesinden geçiyor. Taban örgütlenmesinden geçiyor. Çünkü biz radikal demokrasiyi, demokratik bir cumhuriyeti inşa etmek istiyorsak, bu ancak halkların her yerde söz, yetki ve karar sahibi olabileceği meclisleri var etmesi ile mümkün olur. İşte kongremiz önümüzdeki süreçte bu meclisleri örgütleyecektir.

Önümüzdeki süreçte kongre ve parti arasındaki siyasetin yeniden yapılanmasını çok daha sağlıklı bir şekilde hayat geçirmeliyiz. Önümüzdeki süreç kongre örgütlenmesi için ne kadar önemli ise partimiz açısından da o denli önemlidir. Parti ve kongre arasındaki örgütsel bağların sağlıklı bir şekilde yapılandırılması, vazgeçilmez ödevlerimizden biridir. Parti henüz 6 yaşında, 7’nci seçimine giriyor. Sürekli bir seçim atmosferinde olmanın örgütsel anlamda çalışmaları zayıflattığı ya da amaçlandığı yere kavuşturamadığı bir gerçek. Ama bugün hem seçim faaliyetleri sürecinde hem de seçimden sonra; hem partimizin hem kongremizin örgütlenmesini bir arada sağlıklı şekilde var etmeliyiz.

HEDEFİMİZ İKTİDARA GELMEK:Taban demokrasisi dediğimiz halkın bizatihi meclisler yoluyla siyasete katıldığı, toplumun siyasallaşması sürecinin tamamlandığı bir süreci hep birlikte var etmeliyiz. Radikal demokrasi ancak bu yolla iktidara gelir. Hedefimiz iktidara gelmek. Ama önce yerellerde iktidara geleceğiz. Yerellerde iktidara gelerek yerel demokrasiyi inşa edeceğiz. Bu da tüm Türkiye ve Ortadoğu için karanlık gidişin sonu olacaktır. Bu iktidar için sonun başlangıcı olacaktır. Yerel demokrasi ile öreceğimiz bu mücadele hattı hem Türkiye hem Ortadoğu’da büyük bir dönüşüme vesile olacaktır. İşte şimdi tam da bunu örgütleme zamanı. Seçimlere giderken sadece belediyeleri kazanmak değil, yerellerde demokratik cumhuriyet adına adım atmak görevimizdir. Kürdistan’da yerellerde iktidara gelmek kadar Batı’da, metropollerde bu ceberrut iktidardan kurtulacak adımları demokrasi güçleriyle birlikte atmak da büyük bir önceliğe işaret etmektedir. Sadece Kürdistan’da iktidara gelmek değil, Batı’da da bu ceberrut iktidardan, Erdoğan rejiminden, bu faşist iktidardan kurtulma zamanıdır. Bunun gereğini de özgüvenle ve cesaretle yerine getireceğiz.

HAKLARIMIZI KAZANACAĞIZ: Belki Batı’da yerellerde iktidara gelemeyebiliriz. Ama yerel meclislerde yer alarak, yerel demokrasi anlayışımızı Batı’da meclislerin içine taşıyabilir, mücadeleyi oralarda yükseltebiliriz. Şimdi bunun çalışmasını hep birlikte yapma zamanıdır.O yüzden de seçim süreçlerine katılarak bu iktidar yolunu açmak kadar da meclislerin örgütlenmesi için hep birlikte adım atabiliriz. Tüm sandık görevlilerimiz, tüm seçim sürecinde yer alan arkadaşlarımız mahallelerinde, ilçelerinde, HDK meclislerini var etmekle sorumlular. 31 Mart’tan sonra yerellerde meclisleri hızla hayata geçirmek, önümüzde bir görev olarak duruyor. İnanıyorum bunu hep birlikte başaracağız. Sadece seçimleri değil, yaşamı kazanacağız, haklarımızı kazanacağız. Faşizme karşı umutla ve kararlılıkla yürüyeceğiz.
Kaynak duvar

SIRADAKİ HABER