Gençler Erdoğan'a sordu: İstanbul'u kazansaydınız itiraz edecek miydiniz?

"İddialı konuşuyorum 23 Haziran seçimleri daha da güzel olacak"

© AA
Gençler Erdoğan'a sordu: İstanbul'u kazansaydınız itiraz edecek miydiniz?

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde gençlerle iftar programında konuştu. Erdoğan burada sorulan "İstanbul'u kazansaydınız itiraz edecek miydiniz?" sorusuna, "Seçime itirazlar, seçime gidenlerin en büyük hakkıdır. Son merci YSK'dır. Son kararı onlar verir. 29 binden 13 bine niye iniyor? Burada bir hırsızlık var, kaçak var. Belgeleriyle itirazlar yapıldı."

Erdoğan burada yaptığı konuşmada, mazbatası YSK tarafından iptal edilen Ekrem İmamoğlu'nun öğrenci ulaşım kartı ve su indirimi talimatlarına ilişkin, "19 gün hava attınız. Peki bunun sözünü daha önce verdiğinize göre bunu bu süre içerisinde neden yapmadınız? Bir şey yaptılar; hemen veri kontrollerini yapmaya başladılar. Bu da FETÖ terör örgütünün uygulamasıdır. Beyefendi de zaten daha önce Samanyolu TV'de çalıştığı için bu veri kontrollerini bilir." dedi.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;

- Bu salon çok anlamlı bir salon. Geçmişte büyüklerimiz, Osmanlı, senede 2 kez uluslararası toplantıları yaparmış. Ben de Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde uluslararası bazı müstesna toplantıları bu salonda yapıyorum. Bu salonun adı Muayede Salonu. Her toplantıya açık değil. 1856 buranın açılış yılı. Demek ki 163 yıl geride kaldı. Şimdi 163. yılındayız. Görüldüğü gibi bütün işçilikleriyle, yaptığımız restorasyon çalışmalarıyla burayı ayakta tutmanın gayreti içerisindeyiz. Burası 2 bin metrekare bir alana sahip. Şu avize 4,5 ton ağırlığında. Üzerinde de 2 milyon adet kristal taş var. O günden bugüne bunun tabii korunması, zaman zaman Dolmabahçe Sarayı'na gelenler, gidenler çok önemli.

'Bu zenginliklerimizin gençlerimiz tarafından bilinmesi lazım'
- Sarayların hepsi Cumhurbaşkanlığı'na bağlandı. Burayı çok hassas bir şekilde korumanın gayretindeyiz. Gençlerimizin buraları gezmeleri, görmeleri lazım. İstanbul'da sadece Topkapı Sarayı değil bunun dışında bütün saraylarımızın restorasyonunu yapıyoruz. Yıldız, Beylerbeyi Sarayı'nın restorasyonunu yapıyoruz. Bu zenginliklerin gençlerimiz tarafından bilinmesi lazım.

- 11 yıllık Başbakanlık arkasından Cumhurbaşkanlığı süreci. Halkımın hizmetkârı olarak bu yolda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ülkemizi bulunduğu yerden şöyle 3,5 kat büyütmek suretiyle farklı bir yere taşıdık. İnşallah daha iyi olacak gayretiyle. ben çok daha iyi olacak diyorum. Süreci devam ettiriyoruz, söz sizde.

Sorular:
Cemal Faruk Yayla (Sivas): Eğer seçimi siz kazansaydınız, yine de itiraz edecek miydiniz? 4 pusuladan sadece bir tanesinin iptali konusunda yorumunuz nedir, merak ediyoruz?
Aslında bugüne kadar bu cevabı verdik. Herşeyden önce böyle bir netice karşısında itirazlar olabilir, bunlar siyasette seçime girenlerin, sandığa müracaat edenlerin en tabii en doğal hakkıdır. Bu itiraz mercii ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları daha üst mercii Yüksek Seçim Kurulu'dur. YSK kararını verdikten sonra da artık diyeceksiniz ki, 'tamam şeriatın kestiği parmak acımaz' diyecek işi bitireceksiniz. 29 binden 13 bine oy düşüyor. Buradan buraya eğer oylar düşüyorsa burada bir hırsızlık var. Bir kaçak var. Nitekim 1963'de seçime şaibe karıştığı için seçim iptal edildi, onların döneminde. Şimdi şaibe çok çok büyük, itirazlarımız yapıldı. Delil ve belgeleriyle yapıldı. YSK bunun iptaline karar verdi. İptal kararı verilene kadar CHP'nin başındakiler hepsi YSK'ya methiyeler döşenirken ne zamanki iptal kararı verildi bu defa aman yarabbim neler söylediler? Çete mi demediler.

Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. İspat edemiyorsan o zaman kusura bakma. YSK kararını verdi. Pazartesi beklenen o ki gerekçeli karar da açıklanacak. Şu anda süreç başlamış vaziyette, bizler de çalışıyoruz. Diğerleri de çalışıyor. Bu arada 2 Haziran seçimleri var. Denizli'nin Honaz'ı, Kırıkkale'nin Keskin'in de. Buralarda yapılan seçimlerde bizim aleyhimize olanlar var, MHP'nin aleyhine olanlar var. Bunlar bu tür çirkin yaygaralar koparmadılar. CHP'ye ne oluyor ki, uymuyor. Aynı şekilde Büyükçekmece'ye, Maltepe'ye itiraz oldu. Oralarla ilgili olarak reddedildi. Bizler kalkıp niye reddedildi, burada çete var demedik. Başımız gözümüz üstüne dedik, kabul ettik. Ben inanıyorum ki, İstanbullu hemşehrilerim bunun gereğini yapacaktır. İlçelere yapılan itirazlarla büyükşehire yapılan itirazlar aynı ağırlıkta, aynı ölçekte değildir. Büyükçekmece, Maltepe'yi örnek verdim. Herkes boynunu büker. Büyükşehir olayı 39 ilçeyi kapsıyor. Diğerlerinden çok farklı.

Musaf Yılmaz: Askerlik sisteminde yeni sistemeye yetişemeyip askere gidecek arkadaşlarımız var. Sürecin kısaltılması beklentileri var.
Yeni askerlik sistemiyle alakalı olarak burada dört hatta beş ana başlık var. Bir tanesi TSK'nın ihtiyacı. İkincisi öngörülebilir oluşu. Üçüncüsü süreklilik. Dördüncüsü eğitim ve mesleki gelişim ihtiyacı. Beşincisi eğitimli insan gücü kaynağının etkin ve verimli kullanılması. Bedelli askerlikle diğerleri karıştırılıyor. Bedelli askerlik noktasında yıllarca çok ciddi birikimler, yurt dışında olanların 'Bizim durumumuz ne olacak?' gibi birçok şeyler oluyordu. Bir dönem yaptığımız değerlendirmelerde belli bir bedel koyduk. Kabul edenler oldu. Gelip askerliklerini yaptılar. Daha sonra düşüş sözkonusu oldu. Attığımız bazı adımlar oldu. Son dönemde geldiğimiz noktada ise bu ücret bedellide çok ciddi manada düşürüldü ve şu anda kabul görmeye başladı. Bir defa yükümlü erbaş ve erler var. Yedek astsubaylık var. Bir de yedek subaylık var. Bunlar bu dönemin farklı özellikleri. Yedek subaylıkta mâlum alışılmış olan süreç devam ediyor. Asıl önemli olan bu yedek astsubaylık. Burada istihdamda şu anda meslek yüksek okulları görev alabilecekler. Aynı şekilde yükümlü erbaş er burada da belli bir ücret ödeniyor. Bu belli ücretlerin ödenmesi de onların en azından süreç içerisinde maişetini temin, evliyse evine buradan belli bedeli aktarma imkanını da sağlayacak. Bütün bunlarla beraber aslolan bizim için de gerçekten önemli olan şu, mesela şimdi 5 ay kıta diyoruz, burada belli bir harçlık ödeniyor. O 5 aydan sonra kendisi terhis olabiliyor. Bunun öncesinde 1 ay temel eğitimden geçiyor. Bir diğeri aynı şekilde yedek astsubaylıkta ise 2 ay temel sınıf eğitimi, bu da harçlıklı. Ardından 10 ay da kıta hizmeti var. Burada da isterse terhis olur, 'yok devam edeceğim' derken devam etme şansı var. Buradan astsubaylığa, oradan subaylığa geçebilir. Gerçekten başarıyla verirse burada şaşıracaksınız, generalliğe kadar gidebilir.    

Ben yedeksubay olarak kuramızı çektik. Hasdal'ı çektik. Biraz aşağısında benim çalıştığım fabrika vardı. Geri kalan 16 ay yedeksubaylık yaptım. Evim Kasımpaşa, yer Hasdal. Yarım saatte Hasdal'a gidiyorum. Hatta albay dedi ki, 'Ya sen niye sevinmiyorsun?' dedi, 'Hasdal neresi komutanım' dedim, 'Oğlum' dedi, 'Kağıthane'nin üstü' O zaman sevinçten kepi fırlattık tabi. Yedek subaylıkta isterse yine terhis, isterse subaylığa geçebiliyor. Oradan da subaylık, başarılı olması, imtihanları vermesi halinde generalliğe kadar oradan da gidebilir. Onların şansı diğerlerine göre çok daha fazla.

Meryem Tokdağ: Sokak hayvanları ne olacak? Bizim medeniyetimiz mimarisinde kuşlara bile yer vermiş medeniyet.
Şu anda Meclis yeni açıldı. Bu dönemdeki çalışmaları içerisinde hayvan haklarıyla ilgili çalışmalarımız belli bir yere geldi. Belediyelerin bu alanda yapacakları birçok çalışmalar olduğu gibi devlet olarak yasal düzenlemelerle birlikte getireceğimiz bazı uygulamalar olacak. Bu işin iki boyutu var. Gerçekten hayvanlara yapılan bu vahşice muamele, bir de kontrolsüz olarak hayvanların caddelerde Allah göstermesin çocuklarımızın üzerine saldırıp bazı yerlerde parçaladıklarını görüyoruz. Yapılacak olan hazırlık çok hasass. Hem bu hayvanların sahiplerinin kontrolünü arttırması lazım. Bırakalım, salıverelim olmaz. Onun için de dünyadaki uygulamaları arkadaşlarımız çalıştılar. Büyük oğlumun bir köpeği var, çukosu var. Eğleniriz, oynarız. Evde oğlum olsun, gelinim olsun tüm aile onu ailenin mensubu olarak görürler. Bana hediye edilen köpekler var. Dünürümle bir yerimiz var, orada 15-16 tane var. Mesela iki tane Japon var ki, geçen bir tanesinin gözüne hastalık sadır olmuş. Hakikaten görünce duygulandım. Öbüründe herhangi bir şey yok. Bunlar çok da sevimli.

Halise Nur Özcanlı: Yeni Havalimanı'yla ilgili olacak. Adı İstanbul, birazcık İstanbul'un dışında. Ulaşımı sıkıntılı birazcık. Havaistler en yakın mesafe 12 Tl'den başlıyor.Alternatif yol düşünüyor musunuz?

Şehir büyüdü. Diğer havalimanımız Atatürk Havalimanı şehrin artık içinde. Dünyanın değişik ülkelerindeki havalimanlarına bakın şehrin dışında. İngiltere'de 45 dakika 1 saat sürüyor. ABD'de öyle. Burada da tabii öyle bir şey olacak ki, belki 2 sene, 3 sene sonra diyeceksiniz ki, 'Bu ne ufukmuş, ne bakışmış, gerçekten tam yerine yapmışlar'. Biz oraya raylı sistemleri getireceğiz. İnşallah o zaman bu raylı sistemle zaten havalimanına kadar ulaşım imkanını bulacağız. Sadece Havaist'le olmaz. Hepsini planladık. Seçimlerin ardından da hafif metroyu İstanbul Havalimanı'na kadar gelecek. Seçim sonrası bu adımı kararlılıkla atacağız. Havalimanı en büyük rahatlığı hafif metroyla alacak. Bazıları biraz da kuru sıkı atıyor. Metro maliyetleri hafif metro gibi değildir.

Esmanur Kavak: Öğrenci akbili 85 liradan 40 liraya indirildi. Bunu AK Parti biz yaptık diyor, CHP daha önce niye yapılmadı deniyor?
19 gün İstanbul'da belediye başkanı olduk diye hava attınız. 19 gün içinde niye yaptınız. Hemen veri kontrollerini yapmaya başladılar. Bu da FETÖ örgütünün uygulamalarıdır. Beyefendi Samanyolu'nda çalıştığı için oradan biliyor veri kontrolüdür. Talimatı verilen yerler var. Getirseydin Meclise, suyu da çıkarsaydın. Biz 65 yaş üstüne biz belli saatlere kadar ücretsiz paso uygulaması yaptık, benim belediye başkanlığım döneminde. Dini bayramlarda köprüler, otoyollar ücretsizdir. Tereciye tere satıyorlar. Tüm İstanbullular için, öğrencilerimiz için hayırlı olsun.

Nihan Nur Yılmaztürk: Geçtiğimiz yıl 24 Haziran seçimlerinde sistem değişikliğine dair çok güzel söylemler var. Sistem değişikliğinin oturtulamadığına dair söylemler var. Bunun kaynağı nedir?
Sistem değişikliği kolay bir olay değil. On yılların getirdiği sistemi herkesin de talebi olmasına rağmen değiştiremiyorlar ama siz bunu değiştirmenin kararlılığında adım atıyorsunuz. Rahmetli Demirel, Türkeş, Erbakan hep bu sistemi değiştirmek, Başkanlık sisteminde hep vaadleri olmuş ama başaramamışlar. Ben belediye başkanlığımdan itibaren Başkanlık sistemini hep ifade etmişimdir. En sonunda bir Cumhur İttifakı oluşturduk ve onunla bilikte bu adımı atalım dedik. Sonunda adım atıldı ve Başkanlık sistemine geçtik. Türkiye'de beklentiler çoğaldı. Bir anda hepsinin olması mümkün değil. Şu anda birçok şey oluyor. Süreç giderken bazı şeyler yanlışlar ortaya çıkıyor. Bunları da yolu yürürken görüyorsunuz. Düzeltme yoluna gidiyorsunuz. Bazen mevzuat değişikliği bazen yasal düzenlemelerdir. Sayısal olarak anayasa değişikliğine sahip değilseniz maalesef o düzenlemeyi yapamıyorsunuz. Şimdi Cumhurbaşkanı ve Başkan kanun yapar mı? Bunu ana muhalefetin başındaki zat dahi bilmiyor. Benim bir defa kanun yapma yetkim yok. Cumhurbaşkanının sadece Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yapma yetkisi var. Bu kararnamenin de Anayasaya ters olmaması lazım. Hakkında kanun çıkarılmışsa o konuda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkaramazsınız. Öyle istediğim gibi kararname çıkarırım, yok böyle bir şey. Sadece bütçe kanununda düzenleme yapabiliriz. 2023'e kadar çok şey çok daha farklı şekilde yoluna girecek.

Şeyma Bulut: Ülkemizin ekonomik durumuyla alakalı soru sormak istiyorum. Öncelikle sanayi üretiminin artmasıyla geldiğimiz ekonomik yatırımları önemsiyorsunuz. Ekonomik sorunlarımızın sonuna yaklaştığını söylüyorsunuz?

Son dönemde, son seçim öncesinde Batı ülkemize kur faiz enflasyon üzerinden çok ciddi baskılar uygulamaya kalktı, bizi köşeye sıkıştırmaya yeltendiler. Enflasyondta bir tırmanış sözkonusu oldu. Faizde bu devam etti. Ben samimi olarak şunu söyleyeyim, faiz konusunda hassasiyetlerim var. Şu anda biz faizde iyi değiliz. Enflasyon yavaş yavaş inişe geçmiş vaziyette. Kur şu anda sendeliyor. Beklentileri tabii çok daha yüksekti ama bulamadılar. Şu seçimi hayırlısıyla atlatalım, ondan sonra bunların bütün oyunları bozulacak. Biz şu anda 23 Haziran'da belediye seçimine gidiyoruz.Bu hükümet, kabine seçimi değil.Başkanlık seçimi değil. Ama Batı, dünya bunu sanki bu ülkede başkanlık seçimi var, 23 Haziran'da Erdoğan gidecek bunun yerine başkası gelecek. Böyle bir şey yok. Erdoğan, AK Parti, Kabine yerinde. Milli Eğitim Bakanı, eğitim reformuyla alakalı açıklama yaptı. 2023 hedefi gözüküyor. Bu neticileri 2021-2022 gibi almaya başlayacağız, diyor. Biz 2023'e kadar Türkiye'de neler yapacağız, bunları konuşuyoruz. Ne kadar öğretmen kadrosu vereceğiz? Şehir hastanelerinde neler yaptık, neler yapacağız, bunları konuşuyoruz. Bunları önünüzde bariyer yoksa orada konuşursunuz. Şu anda önümüz açık. 23 Haziran'da İstanbul'da maalesef oyların çalınması üzerine yapılan yenilenme seçimi var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle alakalı yapacağımız seçim sonucunda inşallah şunu özellikle temenni ediyorum, buna inancım tam, bu seçim neticesinde benim halkım, vatandaşım daha güzel neticenin olması için oylar yerini bulacak diyecek.

"İddialı konuşuyorum 23 Haziran seçimleri daha da güzel olacak"
Sandıklara bırakın memurları, işçileri memur diye sandıklarda görevlendirdiler. İsim isim verince kaçacak bir yeri kalmadı. Bankalar tutuştu bu sefer. 'Bizden istediler verdik' dediler. Kusura bakmayın bunlar memur değil ki, işçidir. Halkbank, Ziraat Bankası'nda çalışan da işçidir. Özel sektör bankaların tamamı işçi statüsündedir, memur değil. Şimdi bu seçimde bu olamayacak. Her siyasi parti seçim kurulundan isimleri alabilecek. Bu ciddi kontrol mekanizmasıdır. 23 Haziran seçimleri iddialı konuşuyorum, daha da güzel olacak.

Fatma Karakoç: Sanatçı davetlerine katılan sanatçılar, oyuncular, gazeteciler sonra CHP adayının sloganını sosyal medya hesaplarından paylaşarak karşı cephesinde yer aldılar. Bu size göre vefasızlık örneği mi?
Sanatçı sanatıyla aslında konuşmalı. Sanatçı siyaset yapmalı. Yoksa sanatçı kalkıp da sanatını, bulduu muhabbeti sevgiyi kalkar da bir karşı siyasi anlayışa tavır koyarak genelleştirirse bu ülkede birliğe, beraberliğe katkıda bulunmaz. Bu sıkıntıların kaynağı olur. Sinema, tiyatro vs. alanlarda sıkıntıları olan bu sanat dünyasının bu sıkıntılarını başkanlığımda bizim kabinemiz giderdi. Kendileriyle Külliye'de toplantı yaptık. Bunu görünce ciddi manada ben de üzüldüm. 3-4 gün içinde Haliç Kongre Merkezi'nde bir tanesi bu sloganı atıyor. Haliç Kongre Merkezi'nin temelini atan benim. Kültür Bakanı ile Binali Bey o akşam orada Pazar günü yapılacak operetle ilgili olarak o eseri izlemeye geliyorlar. Bu slogan atılmaya başlandığı anda bile bizim adayımız Binali Bey dönüp onları alkışlıyor. Kucaklayan Binali Bey. Kucaklanmaya muhtaç olduklarını söyleyenleri malesef bu toplumun gerilmesine ne den olanlar. Biz yine sabırla bu yola bu şekilde devam edeceğiz.

"S-400 olayı bizim için bitmiştir"
S-400 olayı bizim için bitmiştir. Geri adım atmamız söz konusu değildir. S-400 taarruz sistemi değildir. Savunma sistemidir. Güçlü bir menzili vardır. Bu noktada ödeme planları itibarıyla Rusya Dederasyonu bize bunu hakikaten çok uygun şartlarda vermiştir. S-400’den sonra bir de S-500 söz konusu. S-500 de ortak üretim söz konusu olacak. Bunu yaparken ABD diyor ki bu sizin bizden alacağınız F-35'lere uyumlu değil. Öyle bir şey teknik olarak söz konusu değil, teknik çalışmalarını yaptık öyle bir şey yok. Er veya geç F-35'leri teslim alacağız.

SIRADAKİ HABER