Gergerlioğlu: Muhafazakâr toplumun yolsuzluklara, antidemokratik uygulamalara sessizliğinin tarihi, sosyolojik, psikolojik ve dini nedenleri var

Milletvekilliği düşürülen ve Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Muhafazakâr toplumun yolsuzluklara, antidemokratik uygulamalara sessizliğinin tarihi, sosyolojik, psikolojik ve dini nedenleri var” dedi.

© TWITTER
Gergerlioğlu: Muhafazakâr toplumun yolsuzluklara, antidemokratik uygulamalara sessizliğinin tarihi, sosyolojik, psikolojik ve dini nedenleri var

Gergerlioğlu, Karar gazetesinde kaleme aldığı "Muhafazakârlar çürümeye niye sessiz?" başlıklı yazısında, "Tarihin birçok döneminde olduğu gibi, günümüzde de iktidar cenahında yolsuzluklar almış başını gitmiş, tek adam yönetimi egemen olmuş, demokratik kurumlar alaşağı edilmiş, zengin daha zengin, fakir daha fakir olmuşken muhafazakâr toplum niye sessiz kalmakta, iktidarı genel olarak desteklemektedir?" sorusunu irdeledi.

Söz konusu durumun tarihi, sosyolojik, psikolojik ve dini nedenleri olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, "Dinin, şekli unsurlarının özüne inilmemiş, özündeki cevher küller altında kalmıştır. Aslında bu öz, örnek bir fert, güzel ahlak, öte dünyada Allah’ın rızasına endekslenmiş bir hayattır. Bu unutulunca iktidarların çürümesi de önemsenmemektedir" değerlendirmesinde bulundu.

"Otoriter iktidarların korkutması da muhafazakârları çürütmektedir. Oysa sadece bu dünya gerçeklerini değil, inandığı öte dünyanın tedirgin edici ihtimallerini de düşünmelidir" diyen Gergerlioğlu, ayıca şu değerlendirmede bulundu:

"Ortadoğu toplumlarının kendisini demokratikleştirememesi, feodal ilişkilerin genetik bir hal almasından dolayı lidercilik önemli bir sorundur. Bir otoriteye bağlanma, süpermen arama veya var olanı süpermenleştirme hâlâ giderilemeyen bir hastalıktır. Liderler ilahlaştırılmakta ve tutkusal ilişki değiştirilmek istenmektedir. Bu da demokratikleşmeyi engellemekte, liderler sorgulanamaz güç olmaktadır. Lider, bir şekilde yönetimden uzaklaştırılırsa toplum kaosa düşmekte çünkü lidersiz bir adaletli, sistemli yaşam pratiği oluşturulmamıştır. Liderler başta olduğu müddetçe bu akıntıyı devam ettirmekte ve kendileri de toplumu demokrasiden uzaklaştırmaktadır."

Yazının tamamını okumak için tıklayın.

SIRADAKİ HABER