Gezi Davası Silivri'de görülüyor

Gezi eylemlerine ilişkin 16 sanıklı davanın ilk duruşması bugün Silivri'de görülüyor. Davada yargılananlar hakkında ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

© IMAGES
Gezi Davası Silivri'de görülüyor

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin davanın ilk duruşması bugün başladı. Silivri’de gerçekleştirilen duruşmada 2’si tutuklu toplam 16 kişi yargılanıyor. Gezi davasında Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu tutuklu, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, İnanç Ekmekçi, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi ise tutuksuz yargılanıyor. Diğer tutuksuz yargılananlar Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Memet Ali Alabora, Gökçe Yılmaz Handan, Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.

Duruşmayı izlemek için siyasi parti temsilcileri, meslek odaları temsilcileri, milletvekilleri ve çok sayıda yurttaş Silivri’ye gitti. Jandarma engeline rağmen basın açıklaması yapan Taksim Dayanışması “Bu ülkenin özgürlük umudu Gezi’nin kirletilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

Duruşma salonunda güvenlik görevlileri, salona yalnızca beş uluslararası, 20 ulusal basın kuruluşu muhabirinin alınacağını belirtti. Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu’nun yanısıra HDP milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu, Ahmet Şık, Garo Paylon, Meral Danış Beştaş ve Levent Tüzel de duruşmayı izliyor.

Duruşmada Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu salona girdiklerinde izleyici sıralarındakiler ayağa kalkarak alkışladı.

MAHKEME BAŞKANINDAN DİKKAT ÇEKEN SORU

Mahkeme başkanının ise Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’na, “Tahliye olmanız durumunda ikamet adresinizi verir misiniz?” diye sorması dikkat çekti.

Osman Kavala’nın avukatı İlkan Koyuncu ise “Müvekkilimizin ilk sorgusu sırasında dosyada yer aldığı söylenen ve delil denilen telefon konuşmalarıyla ilgili, dinlemelere dair hakim kararlarını göremediğimiz için şerh düştük. Dinleme kararlarını veren hakimler, 15 Temmuz kalkışması sonrasında ihraç edilen yargı mensupları arasında ise delil niteliği yoktur şerhi düştük. Şerhimize rağmen, terör örgüt üyeliğiyle suçlanan hakimlerin verdiği kararlarla yapılan dinlemeler ve o yargı mensuplarının iddiaları iddianamede karşımıza çıktı” dedi.

KAVALA: SUÇLAMALAR HAYSİYET KIRICI

Mahkeme başkanının “Sanıkların susma hakkı var. Mahkemeden talepte bulunma hakkınız var” demesinin ardından iddianame okunmadı ve Osman Kavala savunmasına başladı.

Kavala savunmasında, “20 aydır tutuklu bulunmama sebep olan fantastik bir kurgudur. Gezi olaylarının organizatörü olduğum söylenmiştir. Hakkımdaki iddialar haysiyet kırıcıdır. Hayatımın hiçbir safhasında demokratik seçimler dışında hükümet değişimine yakın durmadım” dedi.

Bu davada suçlanan kişilerin kendisi ya da başkasının talimatıyla gösterilere katılmış olmasıın söz konusu olamayacağını vurgulayan Kavala şunları söyledi:

“Ergenekon ve Balyoz davalarında hukuksuzluğu eleştirdim. Toplumsal barışa ve uzlaşmaya hizmet etmeye çalıştım. Hiçbir zaman gizli bir örgütle ve cemaat yapısıyla ilişkim olmadı. Davranışlarım, gizli bir faaliyet yürüten birinin davranışları değildir. Gezi olaylarıyla ilgim, gezi olaylarından 3 ay sonra açılan sergi olmuştur. Gözaltına alınmadan önce suçlu olduğumun kabul edildiğine inanıyorum. İddianamede gizli bir örgüt üyesi olduğuma ilişkin delil mevcut değildir. Mehmet Ali Alabora’yla ilişkim gezi olaylarından sonraki iki telefon konuşmasıdır. Yaptığım konuşmaların hiçbirinde eylem talimatı olarak algılanacak bir şey yoktur.

MASAK RAPORLARI İDDİALARI ÇÜRÜTTÜ

Otpor veya Canvas’tan kimse ile bir tanışıklığım veya bağlantım yoktur. Birkaç kişiden oluşan bir örgütün 80 ilde eylem yapmış olduğu iddiası oldukça fantastiktir. Gezi’yi benim aracılığımla Soros’un finanse ettiği iddia edilmekte ama MASAK taporlarının da ortaya koyduğu üzere bu yönde bir delil ortaya konulamamıştır.

Anadolu Kültür’ün tüm hesapları şeffaftır ve hepsi kültür faaliyetlerinin fonlanmasına dairdir. Dava dosyasında haklarında herhangi bir suçlama yöneltilen kişilere dair bir para aktarımı olmadığına yönelik raporlar mevcuttur.

Gezi’yi finanse ettiğim yönünde tek bir delil yokken, MASAK raporları bunları tespit etmişken tutukluluğumuz devam etti. Hangi delile dayanarak bu oldu?

Hanzade Germiyanoğlu bir ğroje için benimle görüştü ve sonrasında Yiğit Aksakoğlu ile bir telefon konuşması yapmış. Benden çıkmış bir talimat olacak bir ifadesi yok.

TELEFONLARIMIZI DİNLEYENLER İHBAR MEKTUBU GÖNDERDİ

Gezi olaylarına hazırlık yaptığım algısı oluşturmaya yönelik ihbar mektubunu gönderenler, telefonlarımızı dinleyenlerdir. Manipülasyonlarla, telefon dinlemelerine dair tarih değişikliği ve tahrifatları yapılarak bir komplo hazırlanmıştır.

Benim desteğimle ortaya çıkacak bir medya ile ilgili proje yürütmeyi suçlamak akıl dışıdır. İşsiz bırakılan gazeteciler için bağımsız bir yayın organı çıkarmak için yapılan faaliyetlerdir. Bunun için Guardian gazetesi ile yapılan görüşmelerdir. Düşünülen yayının niteliğini gösterir.

G. Soros’un hem Arap Baharındaki ayaklanmaları hem de Gezi’yi organize ve finanse ettiği fantastik biçimde iddianamede yer almakta, bazı siyasetçiler ve medya organları benzer değerlendirmeler yapmış ama bu konuda ne bir delil ne de bir bilimsel makale bile ortaya konulmamış.

İktidara yakın kuruluş SETA tarafından yayımlanan bazı kitap ve makalelerde ise Arap Baharı isyanlarının ülkelerin kendi iç dinamikleriyle ortaya çıktığı belirtilip Soros ilişkilerine dair hiçbir saptama yapılmamıştır.

‘OLAYLARIN YATIŞMASI İÇİN HÜKÜMETLE GÖRÜŞTÜM’

Gezi protestolarına dair yapılan bilimsel araştırmalar; kamusal alanın daraltılmasına kentin metalaştırılmasına dair çeşitli sınıfsal, etnik, dinsel ve kültürel çeşitlilikten gelen homojen olmayan kişi ve gruplar tarafından ortak itirazın ortaya çıktığını söylemektedir.

Olayların büyümesine ve yaygınlaşmasına neden olanın polis şiddeti olduğunu resmi raporlarım kendisi söylemektedir.

Başta göz yaşartıcı gaz kullanımı olmak üzere, gaz fişeklerinin de usulsüz kullanımı nedeniyle ölüm ve yaralanmalar olduğunu da belirten aynı raporda bu tutumun ve polis şiddetinin yaygın ve sürekli hale geldiği tespiti yapılmaktadır.

George Soros üzerine kurulu bir iddianamede, ne Soros sanık ne de ifadesinin alınması için bir çaba gösterilmiş.

Taksim Dayanışmasında yer aldım, olayların yatışması için hükümetle yapılan görüşmelere katıldım. Buna rağmen darbecilikle suçlanmaktayım.

Gezi olaylarında barışçıl faaliyetlerde bulunan yüz binlerce kişiden biriyim ve tahliyemi istiyorum.”

İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı 657 sayfalık iddianamede, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlaması yöneltiliyor. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 61. hükümetin bakanlarının da aralarında bulunduğu 746 müştekinin yer aldığı davada, 16 kişinin ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapisleri isteniyor. (HABER MERKEZİ)

SIRADAKİ HABER