Gezi/Kavala davasında yağan cezaların ardından yüksek yargı Erdoğan'ın iftarında buluştu

Gezi/Kavala davasında 1637 gündür tutuklu olan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı ve iş insanı Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet; Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Yiğit Ali Emekçi'nin 18’er yıl hapis cezası verildiği gün yüksek yargı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Beştepe'de verdiği iftarda buluştu.

© AA
Gezi/Kavala davasında yağan cezaların ardından yüksek yargı Erdoğan'ın iftarında buluştu

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan da iftar yemeğine katılanlar arasındaydı

muhalif.com'dan Nursun Erel'in haberine göre, bir emekli hâkim yemeğe ilişkin olarak, “O iftar değil, olsa olsa zafer yemeğidir, kutlamadır” dedi.

Eski İstanbul Barosu Başkanı, hukukçu Turgut Kazan, "Eğer bu kararın verildiği gün Cumhurbaşkanı yüksek yargıyı iftara davet ediyorsa, yüksek yargı mensupları o iftara katılıyorsa Türkiye’de yargı margı yoktu” değerlendirmesini yaptı.

Kazan şu ifadeleri kullandı: 

“Cumhurbaşkanı Kavala kararına ve kendisine dönük yoğun tepkiler sürerken Beştepe’de yüksek yargıyı iftara davet ediyorsa, o yüksek yargıçlar da bu iftara katılıyorsa Türkiye’de artık yargı margı kalmamıştır. Zaten Cumhurbaşkanı Adli Yıl açılışlarını da Beştepe’ye alarak kendisinin tek yetkili olduğunu ilan etmiştir. İşin acı yanı hakimlerin orada kuyruğa girip güvenlik aramasına razı oluşlarıdır. Düşünebiliyor musunuz? Darbeci Kenan Evren’in adli yargının açılışına katılışına, konuşma yapmasına karşı çıkan bir Türkiye’den bugünlere geldik. Tek adama teslim olunduğunun resmidir. O hakimler, o yüksek yargı mensupları acaba o iftara gitmek zorunda mıydı?  Esasen  102 amiralle ilgili olarak da yüksek yargı bildiri yayınlama gibi bir yol seçerek Türkiye’de yargı bağımsızlığının kalmadığını ilan etmiştir.”

Haberde bazı hukukçuların,  “Cumhurbaşkanının tam da bu kararın açıklandığı gün yüksek yargıçlarla buluşması gerek iç gerekse dış kamuoyunda hoş karşılanmayacaktır. AHİM’in Türkiye’yi kınayan kararları ortadayken, Avrupa Konseyinin Türkiye’ye dönük ağır yaptırımlar başlatması gündemdeyken bu iftar aslında aleyhte olmuştur” görüşünü savundukları aktarıldı.

"Adaleti mülkün temeli gören bir geleneğe mensubuz"
Erdoğan iftarda yaptığı konuşmada, "Adaleti mülkün temeli gören bir geleneğe mensubuz. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın prensibi Şeyh Edebali'den beri yönetim anlayışımızın köşe taşlarından biridir. Adalet hangi ırk, inanç, renk, coğrafyadan olursa olsun tüm insanlığın ortak arayışı, ortak talebi ve ortak değeridir." diye konuştu. 

"İnsanın şahsi hayatında her şeyin başı nasıl sağlıksa devlet ve toplum hayatında her şeyin başı adalettir" diyen Erdoğan şunları söyledi:

"Devlet, hukuk, siyaset, ordu, iktisat, toplum arasındaki zincirleme ilişkinin ilk ve son halkası adalettir. Adaletin olmadığı yerde huzur, birlik, kalkınma, ilerleme, refah olmaz. Hukukun işlemediği, adalet duygusunun zedelendiği yerde sosyal barış ve istikrardan söz edilemez."

"Yargıya güven giderek yükseliyor"
Gerek tarihteki önemli dönüm noktalarına gerekse etrafımızda yaşanan huzursuzluklara baktığımızda muhakkak adaletin tesisiyle ilgili sıkıntıları görüyoruz. Adaletle ilgili temel sorunlarını çözme kabiliyetini yitiren toplumlar birçok can yakıcı krizle boğuşmak zorunda kalıyorlar.

Türkiye son 20 yılda demokrasi ve kalkınma atılımları sayesinde kendini bu ateş çemberinin dışında tutmayı başarmıştır. Milletimize verdiğimiz ülkeyi eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik üzerinde yükseltme sözümüze daima sadık kaldık. Atalarımıza rehberlik eden adalet dairesi 2002'den beri bizim de devlet ve siyaset tasavvurumuza istikamet çizdi.

Yargıda temel kanunların yenilenmesinden, geleneksel mimariye sahip yeni adliye saraylarının inşasına, ulusal yargı ağı UYAP'ın kuruluşuna kadar Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarını gerçekleştirdik. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru imkanı, lekelenmeme hakkı, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, kamu denetçiliği kurumu ve istinaf mahkemeleriyle iki dereceli yargılama sistemine geçilmesi de hukuk sistemine getirdiğimiz önemli yeniliklerdir.Son yıllarda karşılaştığımız onca badireye, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz gibi darbe girişimlerine rağmen yargıya güven giderek yükseliyor."

Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin olarak da "Geçtiğimiz yıl çağrı yapmıştık. Muhalefet partilerin hiçbiri somut anayasa metni koyamadığı için maalesef bu gayreti şimdilik yarım kaldı. İnşallah 2023'te Türkiye bu meselesini de çözecektir" açıklamasını yaptı. 

Dava süreci

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin aralarında iş adamı Osman Kavala, gazeteci Can Dündar, Ayşe Mücella Yapıcı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora'nın da bulunduğu 16 sanığın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan yargılandığı dava, 18 Şubat 2020'de karara bağlanmıştı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu sanık Osman Kavala'nın da aralarında olduğu 9 sanığın beraatına, firari sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi ve Mehmet Ali Alabora'nın ise dosyalarının ayrılmasına hükmetmişti. Savcılığın yerel mahkemenin kararını istinafa taşımasının ardından İstanbul Bölge Adliye 3. Ceza Dairesi 22 Ocak 2021'de 9 sanık hakkındaki beraat kararını bozmuştu.

Bozma kararının ardından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Nisan 2021'deki duruşmada bu dava ile yakalamalı sanıklar Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi'nin dosyasının birleştirilmesine karar vermişti. Bunun yanı sıra Osman Kavala ile Henri Barkey'in FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin 'Anayasa'yı ihlal' ve 'Devletin gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme' suçlarından İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları davanın Gezi Parkı ana davasıyla birleştirilmesine karar verilmişti.

Öte yandan Gezi Parkı olaylarına ilişkin Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuştu. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Gezi Parkı olaylarına ilişkin dava ile Çarşı davası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun belirtildiği kararda, 'örgüt üyeliği suçunun özelliği nazara alınarak, her iki dosyanın birleştirilmesi tarafına gidilmesi, sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma neticesinde beraatlarına karar verilmesinin bozma nedeni sayıldığı vurgulanmıştı.

Davalar verilen bozma kararlarının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilmişti.

21 Şubat'ta görülen duruşmada Çarşı davasının Gezi Parkı davasından ayrılmasına karar verildi. Bugün açıklanan kararda 1637 gündür tutuklu olan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı ve iş insanı Osman Kavala’nın sadece hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs (TCK 312) suçlamasından, takdir inidirimi olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmasına, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay ve Yiğit Ali Emekçi’nin hükümeti ortaya kaldırmaya teşebbüse yardım etmekten 18’er yıl hapis cezasına çarptırılmalarına ve tutuklamalarına karar verildi.

18'er yıl hapis cezası verilen 7 isim tutuklandı. 

SIRADAKİ HABER