Hukukçu Dr. Ruşen Gültekin: Yargı, siyaset emrinde olduğu için Sedat Peker'le ilgili harekete geçemediler

Hukukçu Dr. Gültekin, 'FETÖ'nün yargıya hakim olduğu dönemle bugün arasında çok fark olmadığını' savundu.

© YOUTUBE
Hukukçu Dr. Ruşen Gültekin: Yargı, siyaset emrinde olduğu için Sedat Peker'le ilgili harekete geçemediler

Hukukçu Dr. Ruşen Gültekin, suç örgütü lideri Sedat Peker'in iddiaları sonrası yargının hemen harekete geçmemesine ilişkin olarak, “Bu yüzden AK-YARGI kitabını ve yaşadığım sürgünleri, iktidar ve 'FETÖ' baskısını yazdım. Yargı bu hale geldiği ve siyaset emrinde olduğu için Peker'le ilgili harekete geçemediler.” dedi. 

Sözcü gazetesi yazarı Aytunç Erkin'e konuşan eski Yargıtay Cumhuriyet Savcısı, hukukçu Dr. Gültekin “Türkiye özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra hızla hukuk devleti olmaktan uzaklaştı. Bugün Türkiye ciddi bir hukuk ve adalet krizi yaşıyor. Ne yöneticilerde ne yönetilenlerde yargı bağımsızlığı bilinci kalmadı. Yasa yapmak ciddi bir faaliyettir. Uzun yıllardır ‘torba yasa' çıkaran TBMM, yasa yapma fonksiyonunu hızla yitirdi. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak kamuoyuna anlatılan ‘tek kişilik hükümet' rejimi devlet kurumlarına olan güveni azalttı. Yargı bağımsızlığını kaybedince adalet üretemez hale geldi. Şunu net bir şekilde bilmek zorundayız. Yaşadığımız tüm sıkıntıların temeli adalet üretemeyen, bağımsızlığı zedelenmiş asıl fonksiyonu denetleme olan yargının işlevsiz bırakılması" dedi. 

Gültekin, "FETÖ'nün yargıya hakim olduğu dönemle bugün arasında çok fark olmadığını" savunarak,  “Örneğin gazetecilere yönelik MİT soruşturmasında daha başlangıçta hakkında gizlilik kararı bulunan soruşturmada, savunma avukatlarının bile ulaşamadığı dosya delillerinin birtakım medya kuruluşlarınca paylaşılması, gizliliğin ihlali suçunu oluşturdu. Geçmişte 'FETÖ' dönemi soruşturmalarında bu gibi hukuk dışında yayınlar sıklıkla yapılmış, yargılanan kişiler itibarsızlaştırmaya çalışılmış ancak sonuçta hepsinin beraat ettiği görüldü. Bundan sonra tutuklu gazetecilerin şimdiye kadar çiğnenen adil yargılanma hakkına sahip çıkılması Türk yargısının en önemli sorumluluğudur" düşüncesini dile getirdi. 

SIRADAKİ HABER