Kaşıkçı'nın son söyleşisi: Artık ülkeme dönemem

Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na girdikten sonra bir daha haber alınamayan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın bilinen son söyleşisi ortaya çıktı. Kaşıkçı BBC ile görüşmesinde, 'artık ülkesine dönebileceğini düşünmediğini' söylemişti.

© Getty Images
Kaşıkçı'nın son söyleşisi: Artık ülkeme dönemem

 2 Ekim’de ülkesinin İstanbul Başkonsolosluğu’na girmesinden bu yana kendisinden haber alınamayan Suudi Arabistan vatandaşı muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı, son mülakatlarından birini, belki de sonuncusunu BBC’ye vermişti. Kaşıkçı, 30 Eylül’de BBC’nin radyo programı Newshour ile söyleşisinde, “artık ülkesine dönebileceğini düşünmediğini” söylemişti.

Bir konferans için Londra’ya giden Cemal Kaşıkçı, programın sunucusu Julian Marshall ile asıl konu olan Filistin meselesine girmeden önce Suudi Arabistan’daki gelişmeler konusunda sohbet etti. Suudi gazeteci son dönemde çok seyahat ettiğini, İstanbul ve Washington DC’de yaşadığını anlattı; konu daha sonra Suudi Arabistan’da yaşananlara geldi.

Aslında bu tür kayıtları yayımlamayan BBC, Kaşıkçı’yla ilgili olarak 2 Ekim’den bu yana yaşananları dikkate alarak, kaydın Suudi Arabistan’la ilgili bölümünü de okurlarına aktarmaya karar verdi. Söyleşi şöyle:

Ne zaman ülkenize-evinize dönebileceğinizi düşünüyorsunuz?

Ülkeme dönebileceğimi düşünmüyorum. Bir arkadaşımın gözaltına alındığını duydum. Oysa gözaltına alınmasını gerektirecek hiçbir şey yapmamıştı. Bu da bende, Suudi Arabistan’a gitmemem gerektiği hissi uyandırdı. Belki de tutuklanan arkadaşım bir akşam yemeğinde eleştirel sözler söylemişti. Suudi Arabistan böyle bir ülkeye dönüşüyor. Oysa ülkemiz böyle bir yer değildi. Asla böyle bir deneyim yaşamamıştık.

Yani insanlar Suudi Arabistan’da birbirlerini dinleyip ihbar mı ediyor? Bir akşam yemeğine gittiğinizde sözleriniz yanlış aksettirilebiliyor mu?

Evet. İnsanlar bazı kişilerin neden gözaltına alındığını sorguluyor. Kraliyet ailesine yakın bir köşe yazarı ve ekonomist gözaltına alındı. Bu da birçok kişiyi korkuttu. Çünkü burada hükümete yakın bir kişiden söz ediyoruz. Ben burada “muhalif” tabirini bile kullanmak istemiyorum. Gözaltına alınanlar muhalif bile değiller. Sadece bağımsız bir yaklaşıma sahipler.

Bugüne dek kendimi bir “muhalif” olarak nitelendirmedim. Sadece düşüncelerini özgür bir şekilde dile getiren bir yazar olarak gördüm kendimi. Washington Post’taki yazılarımla yaptığım da bu. Bana özgürce yazmam için bir platform verdiler. Keşke böyle bir platforma ülkemde de sahip olsaydım.

Eğer insanlar ifade özgürlüğüne sahip olsalardı, Suudi Arabistan daha mı iyi bir ülke olurdu?

Fazlasıyla. Çünkü ciddi bir dönüşüm sürecinden geçiyoruz. Bu her Suudi’yi içeren, her Suudi’yi etkileyecek bir süreç. Eski bir İngiliz Kralı şöyle der: “Halkı etkileyen her şey halk tarafından tartışılmalıdır.”

Ancak Suudi Arabistan’daki bu ciddi dönüşüm süreci ülkede tartışılmıyor. Prens birkaç haftada bir bizi milyar dolarlık projelerle şaşırtıyor. Oysa tüm bunlar Parlamento’da tartışılmadı, gazetelerde de tartışılmadı. İnsanlar ise yapılanları alkışlıyor, “Harika! Harika! Bunlardan fazlasını isteriz!” diyor. İşler böyle yürümez.” (Kaynak: BBC Türkçe)

SIRADAKİ HABER