SETA raporunu yazan İsmail Çağlar, BİK temsilciliğine atandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Basın İlan Kurumu Genel Kurulu temsilciliklerine atadığı 12 kişi arasında yabancı kuruluşlarda çalışan gazetecileri fişleyen SETA raporunu hazırlayan Takvim yazarı İsmail Çağlar da bulunuyor.

© Twitter
SETA raporunu yazan İsmail Çağlar, BİK temsilciliğine atandı

ANKARA – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla, Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’na 12 kişiden oluşan temsilci atandı. Atama kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Karara göre resmi ilanları dağıtmak ile görevli Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Kurul temsilcileri arasında yer alan, Fecir Alptekin, Saadet Oruç, Mehmet Akarca, Muhammet Mücahit Küçükyılmaz, Hamdi Kılıç halen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanları arasında yer alıyor.

Kurulda dikkat çeken isimlerden biri de gazetecileri fişleyen SETA Vakfı raporunu yazan, Takvim gazetesi yazarı İsmail Çağlar.
SETA Vakfı için çalışan bir diğer isim  ise Siyaset Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Zahid Sobacı. Sobacı aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un da yardımcısı.

Kurulda ayrıca, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) Rektör Vekili ve eski AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Edibe Sözen, İbn Haldun Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü Başkanı Doç. Dr. Mehmet Emin Babacan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Medya İlişkileri Koordinatörü Mücahid Eker ve Marmara Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güran Yiğitbaşı yer alıyor.

‘İKTİDARLARIN DENETİM ALANINDAN ÇIKARTILMALI’

Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “İlan kurumunun, basın meslek örgütlerinin belirleyici temsili ile iktidarların denetim alanının dışına çıkarılması gerekiyor. Aksi takdirde bir sansür aracı olarak işlemesi kaçınılmaz.” görüşünde. Yaşadıkları bir olayı ise “Çeşitli yayınlarımızdan ötürü, ilan kesme cezaları aldığımız zamanlar oldu. Örneğin, Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü, 8 Eylül 2015 tarihli “Tek adam çok ölüm” başlıklı manşetimiz nedeniyle Evrensel’e iki gün ilan kesme cezası verdi. Yine İHH’nın Suriye’deki faaliyetlerine dair yaptığımız ve dava dahi açılmayan bir haberimiz nedeniyle, İHH’nın BİK’e başvurusu üzerine bir savunma istendi. Dediğim gibi dava açılmayan, dolayısıyla mahkemeye savunma vermediğimiz haber için Basın İlan Kurumu, bizden savunma istedi. Ben de bol mesleki referanslı eleştirel bir savunma yazdım. O dönemki BİK yönetimi, bizim ilan servisinden arkadaşlarımıza ‘Fatih Bey çok iyi bir savunma yazmış’ demiş. Ama ona rağmen 2-3 gün ilan kesme cezasını çaktılar bize. Bir de, teknik bazı nedenlerle ciddi bir para cezası verdiler. O cezayı 1 yıl ilan alamamak olarak tamamladık. Şimdi özel bir sorun yaşamıyoruz. Bir süredir en azından. Biz tirajımıza bağlı olarak düşük bir miktarda resmi ilan alıyoruz. Kuşkusuz, halkın vergilerinden veriliyor bu ilan ödemeleri ve bunun siyasi tercihlere bağlı cezalarla kesilmesi, küçük bütçeli gazetelerin işini zorlaştırıyor. ” diye anlatıyor.

‘BİK EKONOMİK DENETİM ARACI’

DİSK Basın İş Genel başkanı Faruk Eren ise kurumun kuruluş amacında olduğu gibi adaleti sağlamak amacıyla değil basın üzerinde ekonomik denetim sağlamak amacıyla çalıştığı görüşünde. Eren, “Devlet eliyle dağıtılan ilan ve reklamlar yerel basına, küçük bütçe ile çalışan basın kurumlarına destek için kullanılabilir. Ama öncelikle kurumun siyasi denetimden kurtarılması gerekir. Aksi taktirde yerel basında bile gazeteciler ilan desteğinin kesilmemesi için otosansür uygulamak zorunda kalıyor. Bir de yerel yöneticilerin yakınları tarafından sadece ilan almak için çıkartılan gazeteler var. Basın İlan Kurumu nemalanma sağlayan bir kurum değil, gazetecilere destek olan bir kurum olmalıdır.” diyor.

‘BİK, BU ATAMALAR İLE BAĞIMSIZLIĞINI KAYBETTİ’
Basın İlan Kurumu atamalarına meslek örgütlerinden de tepki geldi. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, son atamalar ile Basın İlan Kurumu’nun bağımsızlığını ve tarafsızlığını kaybettiğini savundu.
Durmuş, iktidarın medya organlarının nefes borusunu tıkamakta olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: “Geçtiğimiz günlerde de Basın İlan Kurumu’nun başına SETA’nın Genel Koordinatörü Burhanettin Duran’ın kardeşi Rıdvan Duran atandı. Tam da SETA’nın gazetecileri fişleyen raporunun hemen arkasından. Bugün ise Genel Kurula yapılan atamalar ile Basın İlan Kurumu tarafsızlığını ve bağımsızlığını tamamen yitirdi. AK Parti’nin kamu kurumlarını çiftliğe çeviren anlayışı ülke demokrasisine ciddi zararlar vermektedir. Gazeteciye, gazeteciliğe düşman bir anlayış ile hareket eden iktidar, muhalif medya kuruluşlarının nefes borularını tıkamakta halkın haber almasının önüne geçmeye çalışmaktadır.”

‘ATAMALAR GAZETECİLER İÇİN MEŞRU DEĞİL’

ÇGD Genel Başkanı Can Güleryüzlü de, Basın İlan Kurumu atamalarını değerlendirdi. Basınla ilgili kamu kurumlarının iktidarın kontrolünde işletilmek üzere dizayn edilmeye devam edildiğine dikkat çeken Güleryüzlü, “Resmi ilanların basın organlarına dağıtımını düzenleyen Basın İlan Kurumu’na yapılan son atamalar, yandaşlığa ek fişlemeciliği de temel kriter olarak göstermiştir. Aralarında SETA’nın, yabancı basın kuruluşlarının Türkiye ofislerinde çalışan meslektaşlarımızı, ‘rapor’ adı altında fişleyen bir ismin de yer aldığı atamalardaki ortak tek özellik iktidara bağlılıktır” ifadelerine yer verdi. Basın İlan Kurumu’na yapılan görevlendirmenin gazeteciler için meşru bir tarafının olmadığının altını çizen Can Güleryüzlü, “Atamalar yasal olabilir ancak biz gazeteciler için meşru değildir. Burada, resmi ilanlarla başta yerel olmak üzere tüm basının tek sesli hale dönüştürülmesi amaçlanmaktadır. ” diye konuştu.

Basın İlan Kurumu’nun basın kuruluşlarına ekonomik açıdan doğrudan etki eden bir kurum olduğuna dikkat çeken Can Güleryüzlü, BİK’in uzun zamandır basın kuruluşları arasında ayrımcılık yaptığını savundu. İktidarın büyükşehir belediyelerini kaybetmelerinden doğan ekonomik boşluğun Basın İlan Kurumu üzerinden doldurulmaya çalışıldığını iddia eden Güleryüzlü, şunları söyledi: “Üyeliklere atanan kişilerin iktidara yakınlığı göz önüne alındığında, gerçekleri yazan kuruluşlara karşı sergilenen bu tutum, ekonomik baskı şeklinde daha da artacaktır. İktidarın elindeki büyükşehir belediyelerini kaybetmesinden kaynaklı buralardan yandaş basına akıtılan parasal bütçenin kurumasıyla oluşan boşluğun, bu atamalarla tamamen kontrol altına alınan Basın İlan Kurumu üzerinden daha da fazla doldurulacağı anlaşılmaktadır.”

BASIN İLAN KURUMU NEDİR?

27 Mayıs 1960 sonrası kurulan Basın İlan Kurumu, internet sitesinde yer alan bilgiye göre ‘Basın’, ‘Hükümet’ temsilcileri ile ‘tarafsız’ olarak adlandırılan temsilcilerden oluşuyor. Kurumun kuruluş amacı ise resmi ilanların ‘adaletsiz davranıldığı gerekçesiyle hükümet ile gazeteleri karşı karşıya getiren uygulamaya son vermek’ olarak tanımlanıyor. Genel Kurul 36 üyeden oluşuyor.

Kurumdan resmi ilan alma hakkı bulunan  Türkiye genelinde bin 90 gazete (Ocak 2019 itibariyle) bulunuyor. Kurumun yetki alanı dışında kalan yerlerde ise görevi valiler üstleniyor.

Kurum zaman zaman basın ve yayın kuruluşlarına reklam kesme cezası veriyor. 19 Aralık operasyonu ile ilgili haberleri nedeniyle Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün başvurusu üzerine Radikal gazetesine iki kez reklam kesme cezası verilmesi de tepkiyle karşılanmıştı. 
(Kaynak Duvar)

SIRADAKİ HABER