Anadolu'da 4 bin yıllık kadın anlaşması!

Kayseri'de bulunan dünyanın ilk organize ticaret merkezi Kültepe Ören Yeri'nde 4 bin yıllık tabletler bulundu. Tabletlerin, ticari anlaşmalar ve kadınların mirastaki yerine dair bilgiler içerdiği tespit edildi.

© DHA
Anadolu'da 4 bin yıllık kadın anlaşması!

Hititlerin Anadolu’da kurduğu ilk kentin kalıntısı olan Kültepe Ören Yeri’nde, çıkan belgelere göre kadınların 4 bin yıl önce ticari anlaşma yapıp, kendi adlarına mühür basıyorlardı. Kültepe’deki kazı çalışmaları sürdüren Prof. Fikri Kulakoğlu, bugüne kadar 23 bin 500 çivi yazılı tablet, 20 bin adet de arkeolojik eser bulunduğunu aktardı. Bu yılki kazılarda 2’si tablet 76 eser ile 4 bin-4 bin 500 yıllarında yapılmış idari yapıların köşeleri ortaya çıkarıldı.
 
Kaniş Krallığı’nın merkezi Kültepe’de bulunan ve sayıları 23 bin 500’ü bulan çivi yazılı belgeler, Anadolu yerlilerinin sosyal hayatına ışık tuttuğunu belirten Kulakoğlu, ”Bu çağda Anadolu’da kadın ve erkek eşitliği sosyal hayatın özünü oluşturmaktadır. Kadın,iş ve yönetimde de bu sistem içinde kendine yer bulmuştur. Devletin başında kraliçenin görev alması gibi. Yerliler arasındaki kadın ve erkek eşitliğini kanıtlayan evlenme ve boşanma mukaveleleri karşılıklı anlaşma esasına göre düzenlenmişlerdir. Evli kadınlar, kendi adlarına anlaşma yapar, onları mühürlerlerdi. Birçok borç belgesi karı-koca tarafından mühürlenmiştir. Alacaklı, borçlunun eşini de borçlu sayar, onun garantisi isterdi. Kadınlar, evli veya bekâr olsunlar, kontrata dayanan anlaşmalara ve hukuki işlere karışırlardı” dedi.


Günümüzden 4 bin yıl önce Anadolu’da kadının önemli bir yere sahip olduğunun çivi yazılı tablet ve mühürlerden anlaşıldığına dikkati çeken Kulakoğlu kazılarda elde edilen sonuçlarla ilgili şunları söyledi:

TÜCCAR AİLELERİN İLİŞKİLERİ: Kültepe tabletlerinde 4 bin yıl önce, Anadolu’da ve Mezopotamya’da kadının hem ailedeki yeri hem ekonomik faaliyetleri ve hem de idari görevleri çok açık bir şekilde ortaya konmaktadır. Şehir devletlerinin yönetimlerinde kralların yanında kraliçelerin de söz sahibi oldukları hakkında çeşitli metinler bulunmaktadır. Bu konuda çok dikkate değer bir tablet yukarıda bahsedilen mahkeme zaptının tutulduğu tablettir. Burada Anadolu’da ismi belirtilmemiş bir krallığın kral ve kraliçesinin yan yana, kendilerine gelen heyeti kabulleri ve kararları anlatılmaktadır” diyerek, tabletlerden çıkan kadınlarla ilgili bölümleri şöyle sıraladı: ‘Kaniş-Kārumu’nda oturmuş Asurlu tüccarlarla bunların Asur’daki kadın yakınları arasındaki yazışmalar, bazı kadınların, kocalarının veya kardeşlerinin yanında aktif bir biçimde ticarî hayatın içinde yer aldıklarını ortaya koymaktadır. Erkek karşısında hukuku gözetilen ve ülke yönetiminde söz sahibi olan kadınlar elbette ki ticarî hayatın içinde ağırlıklı olarak yer almış olmalıdır. Puzur-Aşşur adlı tüccarın Waqartum adlı kadına gönderdiği TC III/I, 17‘deki mektupta bir kumaşın dokunması ile ilgili dikkate değer bazı tabirler yer almaktadır. Kadınların, kumaşların dokunmasıyla yetinmeyip, bunların pazarlanmak üzere Anadolu’ya gönderilmesinde de ön planda yer aldıkları görülmektedir. Çeşitli ticarî konuların dile getirildiği bazı mektuplardan karı-koca, baba-oğul veya kardeşler arasındaki yazışmalarda, bazen asıl konu dışına çıkılarak satır aralarına sıkıştırılmış bazı ifadelerden bu tüccar aile fertlerinin birbirleriyle ilişkileri, aralarındaki anlaşmazlıklar ve çıkar çatışmaları hakkında bilgi sahibi oluyoruz.


EVLENME-BOŞANMA: Eldeki evlenme-boşanma kayıtlarından, tarihi devirlerin başlangıcında Anadolu’da kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduklarını biliyoruz. Kültepe’de evlenme-boşanma konusunda da tabletler ele geçmiştir. Evlenme ve boşanmalarda erkek ve kadının aynı şartlara ve aynı esaslara tabi tutulduklarını okuyoruz. Asurlular Anadolu’da yerli bir kadınla evlenebiliyorlardı. Bu durumda ikinci bir eş almaları yasaklanmıştı. Ancak, Asur’da”qadiştum”denilen bir kadınla belki geçici bir evlilik yapabilecekleri kaydedilmektedir. Hukukî olarak kadın-erkek eşitliği Anadolu halkında daha o zamanlarda belirgin durumdadır.

EVLİLİK SÜRECİ: Zengin bir tüccar olan Ennum Aşşur karısı Nuhşatum’a gönderdiği bir mektupta bazı ailevi konulara değinmekte ve “Lalia’nın varışında peçeyi kızın başına koyacağım” demektedir. “Kızın başına peçe koymak” tabiri, bir tek yere göre hüküm çıkarmak zor olmakla beraber, Anadolu’da söz kesilerek veya nişanlanarak evliliğe ilk adımını atmış kız veya erkek için kullanılan “başını bağlamak” deyimiyle karşılaştırılabilir.


NİŞAN AKDİ VEYA BEŞİK KERTMESİ: Kültepe tabletleri içinde bir nişan akdi konusunda yazılı bir kontrat ele geçmemiştir. Anlaşılan nişan aileler arasında akdedilmekte ve herhangi bir yazılı belge gerekmemekteydi. Elimizde bir nişanın bozulduğunun resmî bir belge ile tespit edildiği hakkında bir mahkeme zaptı bulunmaktadır.

MİRAS HUKUKUNDA KADIN: Kültepe’de bulunmuş Kt. v/k 77 no’lu bir mektupta, mektubu yazan Azia isimli şahıs üç kardeşine, Asur’daki kız kardeşlerinin, babalarının vasiyetnamesini öğrenmek için kendisini taciz ettiğini bildirmektedir. Mektubun devamından anlaşıldığına göre, kız, Anadolu’daki ağabeylerinin gelmedikleri bahanesiyle oyalanmakta ve herhalde, babalarından kalan bazı mallar kendisinden gizlenmek istenmektedir. (KAYSERİ/DHA)

SIRADAKİ HABER