Sanat Ve Sanatçı Nasıl Olmalıdır ?

Sanatın ne olduğu anlaşılırsa, kimlere sanatçı deneceğide netleşmiş olur. Aslında sanat insanın düşünce sisteminin yaşam içinde kendisini var etmesi, ortaya koymasıdır. Bügüne kadar sanat bir çok kişi ve çevre tarafından farklı veya benzeri şekillerde yorumlanmıştır. Veya her çevrenin kendine göre bir sanat anlayışı, değerlendirmesi olmuştur. Sanatı çok geniş bir çerçevede ele almazsak sanatı yorumlayamayız. Dünyada sayısız canlı yaşamaktadır. Bu kadar canlı içinde herhalde insan dışında sanatla ilgilenen ve sanatın konusu olan canlı yoktur.

Sanat Ve Sanatçı Nasıl Olmalıdır ?

Dolayısıyla sanatla insan arasında 
kopmaz bir bağ vardır. Bence, topluma yarar getiren, toplumu en üst düzeyde her türlü erdeme sahip hale getiren her 
faaliyete sanat denebilir. Yani özcesi hayatı oluşturmak, hayatı yaratmak olarak ta yorumlayabiliriz. İnsanların yemek, içmek
giymek, gezmek, uyumak kadar da sanata, kültüre, edebiyata ihtiyacı vardır. Çünkü bu değerler insanların olmazsa olmaz 
değerleridir. İnsanı insan yapan değerlerin başında gelmektedir.

Her toplumsal sisteminde kendine göre bir sanat anlayışı vardır. Mesela, içinde yaşadığımız mevcut sınıflı düzenin sanat
anlayışının bugün insanları ne kadar yozlaştırdığı, ne kadar insani erdemlerden uzaklaştırdığı son bir kaç yıllık olup 
bitenlere, yaşanılanlara bakmamız yeterlidir. Bir sanatçı içinde yaşadığı toplumun her türlü sorununa ortak olur, onu 
derinliğine yaşar ve onu yüreğinde hisseder. Sanatçı, gerektiginde topluma nasıl yaşanılması gerektiğini öğreten kişidir. 
Sanatçı, toplumdan alan değil, topluma veren kişidir.

Burada sanat ve sanaçtıdan bahsederken ucuz piyasa sanatçılarından bahsetmiyoruz. Her okuma yazması olan öğretmenlik
ve hocalık yapamayacağı gibi, her şarkı, türkü söyleyen, kameraların karşısına çıkan da sanatçı olamaz. Sanatçı ülkenin 
sorunlarına duyarlı olan, o sorunları kendi sorunları olarak gören ve gerektiğinde büyük insan büyük sanatçı Yılmaz Güney 
gibi hayatını ortaya koyandır. Devrimci nitelik, özellik taşıyan sanatçılar halk için çok değer üretirler, tıpkı çirkir kral gibi.

Ancak devrimci nitelik ve tabii ki cesaret sahibi olan sanatçılar günümüzde açıkçası yok denecek kadar azdır. Çünkü bir 
sanatçının niteliği ve farkı bazı durumlarda ortaya çıkar. Ülkenin en kara günlerinde sesini, gıkını çıkaramayan, hatta mavcut
egemen kesimlerin yalakalığını yapanlara sanatçı değil, çanak yalayıcı denir. Türkiye'de böyleleri bolca var. Sanatçı haksızlıklar 
karşısında duyarsız, edilgen olamaz. 

Sanatçının kapitalizmin ekmeğine yağ sürmesi zaten hiç düşünülemez. Çünkü sanatın en büyük düşmanı sömürü sistemidir. Yani 
sanat en güzel en özgür yaşamın kendsidir. Bugün Kürdistan
en büyük sanatçılığın gerçekleştiği bir alan olma işlevine sahiptir. Bundan dolayı da sistemin hedefi durumundadır. Kendilerine 
sanatçı diyen bazı zavallılar da Kürdistan'da yapılan vahşete seyirci kalıp hatta bu vahşete destek bile oluyorlar. Türkiye'de 

kendilerine sanatçı diyen bir çok zavallı mevcut sistemin yedeğine düşmekten, sistemin değirmenine su taşımaktan başka da 
bir işe yaramıyorlar açıkçası. Özgürlüğün olmadığı bir ülkede sanat ve sanatçılık sistemin kuyruğuna takılmaktan, sistemin 
emirlerini yerine getirmekten başka bir işe yaramaz. Çünkü özgürlüğün olmadığı yerde özgür sanat olmaz. Çünkü sanat 
toplumsal yaşamın en özgür en zenginleşmiş en gelişmiş halidir. 

Kürdistan'da insan öldürülmeyen gün yok. Kürdistan'da ormanların yakılmadığı, dağların bombalanmadığı gün yok. Bütün 
bu yaşanılan vahşete karşı çıkmayan değil sanatçı, insan bile olamaz. Çünkü iyi sanatçı iyi insandan oluşur. Para, pul, şan, 
şöhret peşinde koşan, her gün televolelerde boy gösteren, milyonluk arabalara binenler, her ay on binlerce lirayı sadece elbiselere 
veren, sanatçı değil ancak saray soytarıları olurlar. 

Dolayısıyla sanatçı öncelikle özgürlük mücadelesi veren kişi ve kişilere denir.
Çünkü en büyük sanat özgürlüktür, en büyük sanatçıda özgürlük mücadelesi veren kişidir. Çünkü spor, sinema, tiyatro, edebiyat, 
şiir, müzik hepside toplumsal değerler olup ancak özgürlüğün olduğu koşullarda topluma fayda getirir, topluma mal olur. Bugün 
bu saydığımız değerlerin hepsi de mevcut sistem tarafından kirletilmiş haldedir. Demek ki öncelikle sanatçının özgürleşmesi ve 
sanatı halk için üretmesi gerekiyor. Bütün bunların olabilmesi için özgürlük mücedelesinin zaferle taçlanması ve toplumun 
özgürleşmesi gerekiyor. Dolayısıyla toplumun demokrasi ve özgürlük kavgasında yer alan ve bu uğurda savaşan, mücedele 
eden kişi ve kişilere sanatçı diyeceğiz. 

Gazeteci kemal söbe

Güncelleme Tarihi: 16 Ekim 2018, 12:45
SIRADAKİ HABER