Yıldız Çağrı Atiksoy: Memleketimden bir bavul dolusu hayalle ayrılıp, o hayalleri gerçekleştirmiş bir oyuncuyum

"Aşk benim için bir nevi özünü keşfetmek"

Yıldız Çağrı Atiksoy: Memleketimden bir bavul dolusu hayalle ayrılıp, o hayalleri gerçekleştirmiş bir oyuncuyum

“Baba Nerdesin Kayboldum” filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıkan Yıldız Çağrı Atiksoy, "her zaman İzmir’de yapılan bir projenin içinde yer almayı çok istedim" diyerek, "Hayallerimi gerçekleştirdim. Sırf bu anı yaşayabildiğim için bile, iyi ki bu filmin içinde yer almışım diyorum. Memleketimden bir bavul dolusu hayalle ayrılıp, o hayalleri gerçekleştirmiş bir oyuncu olarak oraya dönmenin gururu çok başka" ifadesini kullandı.

Oyunculuğu yaşama benzeten Atiksoy, “Sürekli büyüyeceğiniz, öğreneceğiniz uzun bir yol var. Ve bu yol her zaman güzellikler çıkarmıyor. Aynaya baktığımda ise dilediği dünyayı kendine yaratmış güçlü bir kadın görüyorum” diye konuştu.

Milliyet'ten Özlem Ülkü'nün sorularını yanıtlayan Atiksoy'un açıklamaları şöyle:

- Yurtdışında festivallerde çok sayıda ödül alan filminiz “Baba Nerdesin Kayboldum” dün vizyona girdi...

Filmimiz şimdiye kadar uluslararası platformlarda birçok kez en iyi yönetmen ve en iyi senaryo olmak üzere birbirinden değerli 26 ödülün sahibi oldu. Başlarda vizyona girmesi bile planlanmıyorken izleyiciyle buluşmak çok güzel. Filmde, babasının vefatından sonra evin erkeği olarak kendisine yüklenen sorumluluklarla baş etmeye çalışan bir adamın hikayesi anlatılıyor.  O aslında çevremizde görebileceğimiz, tanıdık bir hikayeye sahip... Haliyle pek çok insanın yaşadığı bir süreçten bahsediyoruz. Filmin bu kadar başarılı olmasında bu tanıdık hikayenin özgün bir üslupla anlatılıyor olmasının etkisi var. 

- Hikayeye sizi çeken, etkileyen neler olmuştu?

Öncelikle çok içimizden olması... Türk aile yapısını ve geleneklerini ortaya koyuyor. Kuşak çatışmasına da şahit oluyoruz. Aynı zamanda İzmir’de çekiliyor olmasının da yeri çok ayrı. Her zaman İzmir’de yapılan bir projenin içinde yer almayı çok istedim. Hatta Alsancak Kordon’da çekilecek bir sahnemiz vardı. İşte tam o sırada çimlerin üzerinde otururken, bundan neredeyse 15 yıl önceye gidip aynı çimlerin üzerinde büyük oyunculuk hayalleri kuran o küçücük kız canlandı gözümün önünde. Hayallerimi gerçekleştirdim. Sırf bu anı yaşayabildiğim için bile, iyi ki bu filmin içinde yer almışım diyorum. Memleketimden bir bavul dolusu hayalle ayrılıp, o hayalleri gerçekleştirmiş bir oyuncu olarak oraya dönmenin gururu çok başka. 

“Gişe filmi yapmadık”
- Filminizin tanıtımlarında, “Bir babanın gidişi midir yıkım? Yoksa yeni başlangıçlara açılan bir kapı mı?” deniliyor… Siz nasıl görüyorsunuz bu durumu?

Özellikle erkek evlatlar için “Bir erkek ya baba olduğunda ya da babasını kaybettiğinde adam olur” denir. Babanın vefatıyla evdeki dengelerin değişmesi yıkıma neden olabiliyor. Baba dağdır. Artık sırtınızı dayayacağınız bir dağ yoksa, bocalamak çok normal diye düşünüyorum. Hele bir de o eksikliğin ömür boyu süreceğini düşünürsek, bu acıyla yaşamayı öğrenmekten başka çare yok maalesef... 

***

- Yıllar önce “Oyunculuk bana göre büyümek gibi hiçbir zaman sona ermeyen bir süreç” demişsiniz.  Düşüncelerinizde değişimler oldu mu? 

Oyunculukla ilgili her zaman aynı fikre sahip olacağım. Çok uzun bir yol ve ben daha başındayım. Tecrübelerimin oyunculuğumdaki gelişimime ya da seçimlerime büyük katkısı var ama yeterli olmadığını da bilirim. Yaşam gibidir aslında oyunculuk da... Bu yüzden büyümeye benzetirim. Çünkü keşfedeceğiniz, kendinizi geliştireceğiniz ve öğreneceğiniz uzun bir yol var önünüzde. Ve bu yol her zaman güzellikler çıkarmıyor karşınıza. Aynı yaşamda da olduğu gibi bu sektörde de tökezlediğim, yorulduğum zamanlar muhakkak olmuştur. Ama yaşadığım zorluklar karşısında her zaman hayata tutunur gibi tutundum mesleğime. Dönüp arkama baktığımda kolay olmayan bir süreç görüyorum, dönüp şimdi aynaya baktığımda ise tüm bu yaşanılan zorlu sürecin üstesinden gelmeyi başarmış, dilediği dünyayı kendine yaratmış güçlü bir kadın görüyorum. O yüzden oyunculuğu yaşama benzetirim. 

“Aşk özünü keşfetmektir”
- Aşk sizin için ne ifade ediyor? Duygusal olarak size kattıkları, hissettirdikleri neler?

Aşk benim için bir nevi özünü keşfetmek. İnsana güç kattığına inanıyorum. Aslında sahip olduğun ama ancak aşık olduğunda farkına vardığın bir güç. Çünkü insan aşıkken yapabileceklerinin sınırını genişletiyor. Bunu sadece ilişki açısından düşünmeyin. Hayata aşkla bağlanmak da bu güce sahip olmayı gerektiriyor… Kendini keşfetmenin en güzel yollarından biridir aşık olmak, aşkla yaşamak. Bazen yıllarca birliktelik yaşayıp evlenen insanların hâlâ birbirlerini tanıyamadıklarına şahit oluyoruz. O yüzden evliliğin bir aşama olduğuna inanmıyorum. Biriyle ruhumun tamamlandığını hissettiğim an birbirimizi tanımak için biçtiğimiz zamanın hiçbir önemi kalmıyor. 

“Hırslı değil azimliyim”
- Kendinizi hırslı buluyor musunuz? 

Hiç değilimdir. Aksine hırsın insanın gözünü gerçekten kör edebileceğini, bu doğrultuda yanlış kararlar verip, sağlıklı adımlar atamayacağını düşünürüm. Hırslı bir kişinin kendisine de katkı sağlayamayacağına inanırım. O yüzden hep azimli olmayı öğütledim kendime. Önceliğim hiçbir zaman hedef olmadı. Hedeflerimi gerçekleştirmek adına yürüdüğüm yolun sağlamlığı her zaman daha önemli. 

Güncelleme Tarihi: 08 Eylül 2018, 12:27
SIRADAKİ HABER