Türkiye’nin AİHM zaferi!

Gerçekten İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nın raporunda iddia edildiği gibi Türkiye son 7 yılda AİHM önünde daha iyi bir performans mı sergiliyor? İnsan hakları ihlalleri azaldı mı? Tabii ki bu soruların cevabı başkanlığın raporunda yer almıyor. Onun için ben de AİHM raporlarını inceledim. 2019’dan geriye giderek son 7 yıla baktım

© AP
Türkiye’nin AİHM zaferi!

28 Haziran Pazar günü Yeni Şafak’ın manşet haberi "Türkiye’nin AİHM Zaferi" başlığını taşıyordu. Manşet o kadar büyük punto ile atılmıştı ki, fark etmemek imkânsızdı. Uzun yıllar insan hakları haberciliği konusunda dersler veren, etik derslerimde insan haklarına uygun habercilik yapmaları için öğrencilerimi uyaran bir akademisyen olarak elbette bu haberi görmezden gelmeyecektim.

Haberin spotunda şu ifadeler vardı: "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2012-2019 yılları arasında Türkiye ile ilgili verdiği kararlar, yargıya yönelik eleştiri ve saldırıların mesnetsiz olduğunu gösteriyor. Bu süre içinde Türkiye’den 71 bin 257 başvuruyu sonuçlandıran AİHM, sadece 820 başvuruda ihlal kararı verdi. Bu da yaklaşık yüzde 1’e karşılık geliyor. Fransa, İtalya ve Almanya’da ihlal oranları çok daha yüksek."

Haber, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığı’nca hazırlanan bir rapora dayandırılmıştı. Gerçekten de Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından Haziran 2020’de "Ülkemizle İlgili Son dönemde Verilen Bazı AİHM Kararları" başlıklı bir rapor yayımlanmıştı. Alt başlık daha da ilginçti: "İhlal Bulunmayan veya Kabul Edilemezlik Kararları". Alt başlıktan da anlaşılacağı gibi, Adalet Bakanlığı bünyesinde yer alan İnsan Hakları Daire Başkanlığı AİHM’in Türkiye ile ilgili tüm kararlarını değil, sadece ihlal bulunmayan ya da iç hukuk yolları tüketilmediği için kabul edilmeyen davaları örnekliyordu. Örneğin 2016 yılında çıkarılan KHK’larla işlerinden atılanların AİHM’e başvuruları artınca 2017 yılında bir ara formül olarak OHAL İnceleme Komisyonu kuruldu. Adalet Bakanlığı tarafından 14 Temmuz 2017 tarihinde yapılan açıklamada, OHAL Komisyonu’nun kurulmasıyla AİHM’deki 12 bin 600 dosyanın düştüğü ifade ediliyordu.

İnsan Hakları Daire Başkanlığı’nın raporunun girişindeki şu ifadeler dikkat çekiciydi: "Bilindiği üzere AİHM, çoğu zaman ihlal kararları ile kamuoyunun ilgisini çekmekte ve gündeme gelmektedir. Hâlbuki AİHM’e yapılan çok sayıda başvurudan ve ihlal bulunmadığına ya da kabul edilemez bulunarak başvurunun reddine ilişkin verilen kararlardan kamuoyu ve araştırmacılar çoğu zaman haberdar olamamaktadır." İyi güzel de, İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nın daha objektif davranıp ret ya da kabul edilemez kararları yanında mahkûmiyet kararlarını da örneklemesi gerekmez mi? Böyle tek yanlı rapora dayalı bir habere güvenilebilir mi?

Aynı gün (28 Haziran) daha da ilginç bir haber Türkiye gazetesi internet sayfasında yayımlandı. "Adil yargılanmayı en çok ihlal eden ülke Fransa" başlıklı kısa haberde, "AİHM'nin kurulduğu 1959'dan itibaren tüm ülkeler hakkında verdiği kararların yüzde 40'ının adil yargılanma hakkının ihlâl edildiği belirtilen raporda, bu oranın Fransa açısından yüzde 60, İtalya açısından yüzde 56, Almanya açısından yüzde 48, Türkiye açısından ise yüzde 31 olduğu aktarıldı" deniliyor ve adil yargılama açısından Türkiye’nin daha iyi durumda olduğu ima ediliyordu.

Oranlar mı, sayılar mı?
Diyelim ki oranlar haberde belirtildiği şekilde, peki mahkûmiyet sayılarının hiç mi önemi yok? Şükür ki AİHM’in sayfasında bütün bilgilere ulaşabiliyor ve Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nın kamuoyunu yanıltmaktan öte bir işlevi olmayan raporuyla yetinmemiz gerekmiyor. Öncelikle AİHM’in 1959-2019 arasındaki 50 yılda verdiği kararların özeti şu tabloda yer alıyor. Tablodaki verilere göre, AİHM 50 yıllık tarihinde 22 bin 535 davayı sonuçlandırmış ve bunlardan 18 bin 977’sinde devletleri mahkûm etmiş. Üzülerek belirtmeliyim ki, bu tabloya göre en fazla mahkûmiyet kararı Türkiye aleyhine verilmiş. Türkiye tam 3224 davada mahkûm edilmiş. Türkiye’yi 2551 mahkûmiyetle Rusya izliyor. İtalya 2410 mahkûmiyetle üçüncü sırada yer alıyor.

Haberde sözü edilen adil yargılanma hakkı bakımından ihlallere gelirsek; AİHM kararlarını içeren 50 yıllık tabloya göre, Türkiye 6. maddedeki adil yargılanma hakkı ihlalinden 932 mahkûmiyet almış ve Rusya’nın önünde birinci sırada yer alıyor. Türkiye’yi 881 mahkumiyetle Rusya, 286 mahkûmiyetle İtalya ve 279 mahkûmiyetle Fransa izliyor. 6. madde aynı zamanda yargılanma sürelerini de içeriyor ve gereğinden fazla süren davalarda ülkelere tazminat cezaları veriliyor. Onlar da dahil edildiğinde mahkûmiyet sayıları şu şekilde: Türkiye = 1539; İtalya = 1483; Rusya =1086; Ukrayna = 1001; Fransa = 563.    

Görüldüğü gibi, adil yargılanma hakkı ihlali bakımından İtalya ve Fransa oransal olarak Türkiye’den daha kötü durumda görünse de, sayısal açıdan Türkiye daha fazla mahkûmiyet almış durumda. Rakamlara istediğinizi elbette söyletebilirsiniz, ama gerçekler orada duruyor. 

Son 7 yıl
Peki gerçekten İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nın raporunda iddia edildiği gibi Türkiye son 7 yılda AİHM önünde daha iyi bir performans mı sergiliyor? İnsan hakları ihlalleri azaldı mı? Tabii ki bu soruların cevabı başkanlığın raporunda yer almıyor. Onun için ben de AİHM raporlarını inceledim. 2019’dan geriye giderek son 7 yıla baktım. Önce Türkiye ile ilgili genel bir tablo vereyim.
Yazının tamamını okumak için tıklayın.

SIRADAKİ HABER