31 Mart seçimleri İstanbul'da traji komik bir hale geldi

31 Mart seçimleri sonucu, AKP, büyük şehirlerin çoğunu kaybetti. AKP'lilerin ruh hallerine baktığımızda büyük şehirleri, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere kaybettiklerini gördüler. Ama yenilgiyi bir türlü kabullenmiyorlardı. İstanbul gibi 15-20 milyon gibi bir dünya şehrini kaybetmeyi kabullenmek öyle kolay olmayacaktı. Yerel seçimlerde büyük şehirleri kaybetmek genel seçimlerde iktidarı kaybetmek anlamınada gelebilir. En azından yerelde taban kaybı yaşamak, geneli kazanmanın ihtimalini düşürür. İşte AKP'nin korkusu budur.

© IMAGES
31 Mart seçimleri İstanbul'da traji komik bir hale geldi

Seçimler aslında oldu ve bitti. Kazanan kazandı, kaybeden kaybetti. Ve herkesin mazbataları verildi. 
AKP'de aslında bunun farkındadır. Gelişmiş ve yerleşmiş demokrasilerde seçimler koltuk ve makam için 
yapılmaz, hizmet için yapılır. Hangi parti kazanırsa kazansın, kazanan halk olmalıdır ilkesi esas alınır ve 
kazanana başarılar dilenir. Türkiye'de son 10-15 yıldır seçim sonuçlarını kabul etmeme, seçimlere ihtiraz 
etme ve seçimleri iptal ve tekrar etme gibi komik, traji komik durumlar yaşanılıyor. Türkiye'de AKP'den 
önceki hükümetler döneminde böyle komedi olarak görülecek durumlar hiç yaşanılmadı. 


Gelişmemiş yada hiç olmayan sözde demokrasilerde bu gibi traji komik durumlar yaşanılır. İstanbul 
Büyük Şehir Beledisi'ni CHP'li aday Ekrem İmamoğlu kazandı. AKP'liler sonucun böyle olduğunu çok iyi 
biliyorlar. Ama buna rağmen, yenilen pehlivan güreşe doymaz misali, yenilgiyi kabullenemiyorlar. 16000 
gibi büyük bir oy farkıyla kazandıkları halde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''hiç kimce 16000 oy farkla ben 
kazandım diyemez '' dedi. İyi ama peki ne kadar oy farkla kazanılır acaba? Anayasada kaç oy farkla 
kazanılacağı yasalarla ve maddelerle belirlenmiş? Gerçek demokrasilerde 1 oy farkla kazanılır ve 
kaybedilir ve herkes sonuca saygılı olur ve kazanan aday, halka hizmet için kolları sıvar göreve başlar. 
Türkiye'de makam ve koltuk sevdalıları için rant ve çıkar ön planda olduğundan kimse hizmeti esas 
almaz.


Dünyada önce başbakanlık yapmış, sonrada meclis başkanlığı yapan ve belediye başkanlığına aday olan 
tek kişi emin olun, Binali Yıldırım'dır. Bir kişi başbakan olduktan sonra meclis başkanı olur ve hatta 
milletveli de olabilir ama bu kadar yüksek makamdan sonra daha düşük bir makam olan belediye başkanı 
adayı olma aslında komik bir durumdur ve dünyada böyle bir komik durum sadece Türkiye'de yaşanılıyor. 
Seçimlerde kişisel makam ve mevki kazanmak hedeflenmez, halka hizmet hedeflenir. Yeni seçilen Ekrem 
İmamoğlu'na İstanbul'a hizmet için başarı dilenmesi gerekir. Hizmet esnasında hataları, yanlışları olursada 
eleştirilir.


Beş hafta gibi uzun bir zaman geçtiği halde, Yüksek Seçim Kurulu aldığı bir kararla İstanbul seçimlerini 
iptal etti. Böyle bir duruma aslında kargalar ve kediler bile güler. Hem rezalet hem komedi. Dünyada başka 
bir ülkede böyle komedi olarak görülecek bir rezalet yaşanılmadı. Kemal Sunal'ın '' Zübük '' adlı filmi 
gözlerimin önünde geçti. Filmde Zübük efendi 3 koltuk yan yana indiriyor. 1 koltuk başbakanlık için, 1 başka 
koltuk bakanlık koltuğu, diğer koltuk ise milletvekili koltuğu. Ve Zübük şöyle diyor: '' bu koltuklara bir kere 
insan otumayıversin, sonra kalkması zor oluyor'' diyor. Yani Zübük filminde Türkiye'de siyasetin ve siyasetçilerin 
yaşadığı rezillik anlatılıyor. AKP, özellikle İstanbul'u kaybetmeyi bir türlü hazmademiyor. YSK'nin bu kararı siyasi 
darbe olarak yorumlanıyor. Bir parti, bir şehirde seçimi kaybetiğini bildiği halde, hala ben kazanmalıyım diyor 
ve o şehirde seçimler iptal ediliyorlarsa, orada hem siyasi darbe ve hamde siyasi rant kavgası yapılıyor. Bu 
yaşanılan rezaletin dünyada başka örnekleri varsa gösterinde görelim. 


Seçimler İstanbul'da tekrar yapılırsa ve eğer AKP 150 farkla kazansa bile, AKP'liler biz kazandık ve belediye bizimdir 
derler. Ama 15000 oyluk bir farkı ise kabul etmiyorlar. Kendileri az farkla kazansa miletin iradesi oluyor, ama 
başka parti büyük bir farkla kazanırsada hile ve oyun oluyor, milletin iradesi olmuyor. Hangi parti kazanırsa 
kazansın, milletin iradesi hizmettir hizmet. AKP'nin önce, iradenin hizmet olduğunu bilmesi ve seçim sonuçlarını 
mert bir şekilde kabul etmesi lazım. Şayet seçimlerin İstanbul'da yeniden yapılması durumunda AKP kazanırsa, CHP 
buna ihtiraz etmez mi? Eder. Etmesi gerekir. AKP nasılki ihtiraz ettiyse, CHP'ninde ihtiraz etme gibi bir hakkı olur. 
AKP'nin ihtiraz hakkı olurda, CHP'nin olmaz mı? Bal gibi olur. Ama dünyada başka bir ülkede rezaletin ve komedinin 
böylesi görülmediği için böyle seçim iptallerine ve tekrar edilmesine seçim komedisi ve traji komik seçimler diyoruz 
ve böyle yorumluyoruz. Kim kazanırsa kazansın, kazanan halk olmalıdır. Halkın kazandığı durumlarda da, seçimleri 
iptal etmeye ve tekrar seçime gitmeye gerek kalmaz. İstanbul seçimleri, halk kazansın diye değil, AKP kazansın diye 
iptal edildi. Eğer tekrar Ekrem İmamoğlu kazanırsa, AKP belki Türkiye genelinde seçimleri iptal edelim diyebilirler. 
Ellerinde gelse yaparlar. Demokrasi fakirliğinin olduğu ülkelerde her türlü rezalet yaşanılır.
Kemal Söbe 

SIRADAKİ HABER