31 Mart yerel seçimleri yaklaşırken

Türkiye 31 Mart yerel seçimlerine hazırlanıyor. Bütün siyasi partiler birbirleriyle kıyasıya bir seçim yarışına girmiş bulunuyorlar. Hiçbir yerel seçim bu derece önemsenmemişti, kader tayin edeci bir niteliğe sahip olmamıştı. Şüphesiz bu seçimde de devrim olacak değil elbette, ama taşları yerinden oynatmak ve zamanla söküp atmak ve yerine yenilerini yerleştirmek için önemlidir. Bir siyasi partinin yerel seçimleri kazanması yada kaybetmesi genel seçimleride kazanmasının yada kaybetmesinin aynası olacaktır.

© YSK
31 Mart yerel seçimleri yaklaşırken

Bilindiği gibi kapitalizmde yaşıyoruz ve sermayenin siyasi erk üzerindeki yönlendirici gücü ve etkileride
herkesçe bilinen bir gerçekliktir. Gelişmemiş yada çok zayıf olan demokrasilerde yapılan seçimlerin temsili
demokrasiden öteye gidemediği ve kağıtlar üzerinde kaldığıda bir hakikattir. Ama buna rağmen siyasi parti
ve onların arkasındaki esas yönlendirici güç olan sermaye eliti hem toplum üzerindeki egemenliğini 
pekiştirme ve hemde sistemin ömrünü uzatma bakımından seçimlere şiddetle ihtiyaç duyarlar. Nitekim
onlarca yıldır yapılan yerel ve genel seçimler kapitalizme taze kan verme ve temsili demokrasi maskesiyle
günümüze kadar varlığını sürdürerek geldi. 

Ancak bazı dönemlerde seçimler bazı toplumsal değişimlerin sosyal, siyasal ve kitlesel zeminini hazırlar.
Gelişmiş demokratik ülkelerde seçimlerle toplum lehine bazı sistem içi değişimler ve reformlar yapmak
mümkün olabiliyor. Hatta kimi ülkelerde nadiren görülen bir durum olmakla beraber bazı sistemsel değişimler
bile gerçekleşiyor. Seçimlerle yapılan köklü toplumsal değişimleride eğerki toplum lehine olumlu gelişimler
sağlamışsa bunu da devrim olarak değerlendirebiliriz. 

31 Mart yerel seçimleri böylesi bir değişimin zeminini yaratacak bir potansiyel taşıyor. Bu seçimler sadece
16 yıldır iktidarda olan Akp'nin kaderini değil, bir bütünen sistemin kaderini değiştirecek bir niteliğe sahip
olacaktır. Bu değişimi gerçekleştirecek en büyük güç, göründüğü kadarıyla HDP'dir. Hdp'nin üstüne bu kadar
gidilmesinin nedeni, HDP'nin sahip olduğu siyasi hedefleri ve bu hedefler üzerinde büyük yoğunlaşmasıdır.
Türkiye çok yavaş ta olsa bir değişim sürecine bir doğum sürecine girmiştir. Bütün toplumsal kesimlerden
şikayetler yükselmeye başladı. Akp'ye oy verenlerin bir bölümü yada Akp'ye oy vermiş olanların hangisine
sorsalar, gidişat iyi değil, her şey kötüye gidiyor, zam üstüne zam diye şikayetçiler ve Akp'ye artık oy yok
demeye başladılar. 

İşte bütün bunlar aslında doğum öncesi sancılara benzerler. Her toplumsal değişim zorlu ve sancılı olur.
Türkiye bir toplumsal değişimin sancısını yaşıyor. Bu seçimleri karşıt siyasi çizgilerin savaşı olarak ta
değerlendirebiliriz. Çünkü kader değiştirici niteliği olan seçimleri mücadele olarak görebiliriz. Bu seçimlerde
Akp tümden iktidarı kaybetmeyebilir ama çöküş sürecine girer ve genel seçimlerde büyük olasılık ya tam
düşer yada ortak bir hükümet kurulabilir. Çünkü halkın ekonomik sorunlar yaşaması ve toplumsal şikayetlerin
yükselmesi mevcut iktidarı sarsar ve yıkılma sürecine götürür. Bu önümüzdeki yerel seçimler daha çok 
rejimin değişim sürecini getirecektir. Hükümetler gelir geçer ama rejimler, sistemler ve devlet yerinde durur.
Kuşkusuz devlet her daim yerinde durur, duracak ama  rejim eski haliyle olmayacak, iktidara gelen
partiler devletin bahçesini kendi çiftlikleri olarak göremeyecekler, istedikleri gibi at koşturamayacaklar, bal
tuttuklarında parmaklarını yalamayacaklar.

31 Mart seçimleri böylesi tarihsel bir değişimin başladığı bir gün olma önemine sahiptir. Türkiye'de toplum
sadece konuşan yönetici istemiyor, konuştuğunu yapan ve gözle görülür hizmetler yapan yöneticiler istiyor. 
Yani vaatlar veren değil, pratik çözümler üreten siyasetçiler istiyor. Herkes vaatlerde bulunur ama herkes 
ceketiyle geldiği gibi ceketiylede gitmez. Türkiye'de ceketiyle gelenler, ceplerini şişirerek gittiler. Bundan
sonra toplumdan çeşitli vaatlarle destek ve oy alma döneminin sonuna geliniyor. İşte geleneksel rantçı
zihniyetine sahip siyasetçileri en çokta korkutan bu toplumsal gerçekliktir. Geleneksel siyasi zihniyetler,
her söylediklerine inanan bir toplumu karşılarında görmek isterler. Demokratik kültürün yok denecek kadar
az olduğu toplumlarda, siyasetçilerin her söylediklerine inanma oranı oldukça yüksektir ve söylenenlerin
doğru olmadığını bilseler bile, doğru olduğunu kabul ederler, kabul etmiş gibi görünürler. Çünkü başka 
çareleri yoktur. 31 Mart seçimlerinde toplum artık çarelerin olacağı bir siyasi ortamın zeminini yaratacaktır,
bunun ön hazırlığını yapacaktır. Bu yerel seçimler daha önceki yerel seçimler gibi normal bir yerel seçim
olmayacak. Önümüzdeki genel seçimlerin gidişatını, nasıl sonuçlanacağını belirleyecektir. Seçimler bazen
büyük toplumsal değişimi gerçekleştirecek bir gücü bağrında taşırlar. Bu 31 Mart yerel seçimleride işte 
böylesi bir değişim gücüne sahip olacaktır. Gördüğümüz kadarıyla bu demokratik değişim daha çok ta
HDP'de görülecektir, gerçekleşecektir. Türkiye'de bütün toplumsal kesimlerde HDP'ye gerçektende büyük 
bir sempati var ve bu önümüzdeki süreçlerde daha çok görülecektir...
Gazeteci Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER