8 Mart dünya kadınlar günü

Öncelikle, 8 Mart'ın bütün kadınlara kutlu olmasını diliyorum. Kadınlar günü neden özel olarak kutlanıyor? İnsan hakları kavramının yanı sıra birde kadın hakları kavramı var. Kadın ve erkek insanı tamamlayan iki karşı cinstir. Kadınsız ya da erkeksiz toplum ve insan olmaz. Birinin varlığı diğerini var eder. Birinin yokluğu diğerinin de yokluğudur. Dolayısıyla kadın ve erkek bir birini tamamlarlar. Kadın haklarının insan haklarından ayrı ele alınması aslında doğru değil, ama kadın o kadar düşürülmüş ki, o kadar ezilmiş ki kadın hakları kavramı ve dünya kadınlar günü kutlanıyor. Son yüz yıldır kadınlar yaşamda aktif olarak yer almaya çalışmışlardır.

8 Mart dünya kadınlar günü

Avrupa'da bile bundan 80-90 yıl öncesine kadar kadınların seçme ve seçilme ve oy kullanma hakları yoktu.
Devletli toplumun başlamasıyla kadınlar bir mal ve meta haline getirilmiş yaşamdan çıkarılmıştır.

Erkeği doğuran kadın olduğu halde neden kadın erkek kadar etki yetki ve güç sahibi olamıyor? İnsanın 
kölelleşmeye başlaması, kadının köleleşmesiyle başlamış, farklı çağ ve zamanlardan geçerek günümüze 
kadar gelmiştir. Son beş bin yıldır insan insanın kölesi kulu olmuştur. Özel mülkiyetin çıkışı, insanı da mülkiyet 
konusu yapmıştır. Erkeğin kadını köle ve hizmetçi olarak kullanması aslında erkeğin çok zeki olmasından değil, 
fiziki olarak daha güçlü olma avantajından kaynaklanıyor. Kadının erkeğe göre daha ince, zarif, hassas ve 
duygulu olması, kadını erkek karşısında daha savunmasız ve zayıf yapmıştır. Kadın bu saydığımız nedenlerden 
dolayı, erkek karşısında gereken yaşamsal rolünü oynayamamıştır. Yaşam içinde gereken rolünü oynayamayan 
kadının erkeğe bağımlılığı katmerlenerek devam etmiştir. 

Son yüz yıldır kadın haklarından ve kadın özgürlüğünden söz edilse de kadınlar tam olarak özgürleşememiştir, 
erkeğin gölgesi altında yaşamaya devam etmektedir. Kadın özgürlüğü toplumsal özgürlükten ayrı ele alınamaz.
Toplum özgürleşmediği sürece, kadın özgürleşmez. Günümüzde toplumtoplım hala özgür değildir. Bundan dolayı 
kadın hala esir hayatı yaşayıp, mülk konusu oluyor. Kadın erkek eşitliği, kadın ve erkeğin hayat içinde eşit olarak 
yer alması ve bir birlerine karşı dengeleyici olmalarıdır. Kadın kendisini erkeğe bağımlı görmemeli, her şeyi 
erkekten beklememeli. Kadın erkekeşitliğinde söz ediyoruz. Bu konuda çok dikkat etmek gerekiyor. Her şeyi
bekleyen kadın, erkeğe bağımlılıktan kurtulamaz. Kadın, erkek kadar çalışkan, üretken ve yaratıcı olmalı. 

Bazı kadınlar ''sen evin reisisin sen eve bakmak zorundasın'' diyor. Bunu söyleyen kadın özgür olamaz. Tamam, erkek
genellikle eve bakıyor, dışarıda çalışıyor ama erkeğin yaptığı her işi kadında yaparsa kadın erkek eşitliği dediğimiz 
olay yaşamsal hale gelir gelmeye başlar. Kadın sadece çocuk doğurursa, ev işi bulaşık çamaşır derse orada tam 
eşitlik sağlanmış olmaz. Erkeğin yaptığı her işi kadında yapacak. Başka türlü olursa eşitlik olmaz, kadın toplum 
kendi rolünü oynayamaz. Sadece erkek mi kadına bakar, kadın erkeğe bakamaz mı? Bakabilir. Gerektiğinde kadın
dışarıda çalışır eve ekmek getirir, erkeğe harçlık verir, evi idare eder, geçindirir. Komünal sistemde kadın yaşamın 
her alanında etkili ve güçlüydü. Hem evde hem dışarıda büyük bir gücü söz konusuydu. 

Sınıflı sistemde kadın mülkiyet haline getirilmiş, köleleştirilmiştir. Günümüzde bile kadının tam olarak özgürleştiğini
söyleyemeyiz. Gelişmi mnodern ülkelerde bile kadınlar kapitalizmin bir çok sektörde kullandıkları bir eşya olmaya 
devam ediyor. Geri bırakılmış ülkelerde kadınlar hala kölelik denecek şartlarda yaşıyorlar. Aslında mesele kadın erkek
meselesi değil. Mesele insan olabilme meselesidir. İnsan haklarını bilme, uygulama, bir birine karşı sevgi dolu saygılı


olmaktır. Esnek kibar ve duygulu olmak çok önemlidir. Erkek kadına göre fiziki olarak daha güçlüdür diye bu güç ve
avantajını kadına karşı bir silah olarak kullanmamalı. Kadın ve erkek birbirlerine karşı saygılı olmalılar. Her konuda bir
birlerine yardım ve destek olmalılar. Kadın ve erkek eşitliği dediğimiz sorun aslında haaytı ortak paylaşma sorunudur.
erkek eşitliği dediğimiz mesele aslında hayatı ortak paylaşma meselesidir. Her konuda beraber karar alma ve uygulamak
çok önemlidir. Kadın ve erkek her konuda bir birlerinin fikrine danışmalı bir birlerini güçlendirmeliler. Namus meselesine
de doğru yaklaşılmalıdır. Namus kadınla, kadın cinselliğiyle ilgili bir mesele değildir. Namus, bir toplumun sahip
olması gereken yaşamsal değerlerin tümüdür. Namuslu yaşamak demek kurallı prensipli ve ilkeli yaşamak demektir. 
Toplum içinde uyulması gereken bütün prensip, ilke ve toplumsal değerleri namus olarak göreceğiz. 

SIRADAKİ HABER