Aydın Olabilmenin Ölçüleri Ve Bilginin Önemi

Aydın, düşüncede, ruhta, duyguda kendisini sürekli geliştiren, her türlü gelişimde sınır tanımayan, sahip olduğu bilgi, beceri ve yetenekle toplumsal sorunlara duyarlı olan, toplum için karşılıksız çalışan, gerektiğinde toplum için hayatını feda edene denir. Aydın sadece bir çok konuda bilgili olana denmez. Aydın, bilgiyi halka ulaştıran, halkı bilgiyle donatan,

© Arşiv
Aydın Olabilmenin Ölçüleri Ve Bilginin Önemi

Halka sosyal, siyasal, kültürel düzey kazandıran ve aynı zamandada cesur ve korkmayan, yılmayan kişiye denir. Çünkü bilgi beyine hapsedilirse bir işe yaramaz, ve bilgi olma özelliğinide kaybeder. Demekki bilgi, toplumu eğiten, geliştiren, hayatı düzenleyen, disipline eden, üreten, güzelleştiren, yaşanılır hale getiren ve eğitici, değiştirici niteliği çok büyük ve toplumsal özü olan bütün tarihsel güncel ve yaşamsal bütün genel düşünceler ve fikirler sistemine denir.

Bu açıdan düşüncenin, fikrin, bilginin toplumsal içerikte olması çok önemlidir. Zaten düşünce fikir ve bilgi tarihsel ve güncel olarak toplumun, insanın yaşamın bir hareketliliğinin, eylemselliğinin teoriksel bir ürünüdür. Demekki bilgi uzun süreli tarihsel, güncel, toplumsal yaşamdan doğuyor, aynı zamandada yaşamı düzenleyip geliştiriyor. Yaşam olmadan zaten bilgi olmaz. Bilgi olmadanda yaşam yaşanılır hale gelmez, tıpkı et ve tırnağın birbirini besleyip koruduğu ve geliştirdiği gibi. Aydın olmanın işlevi bilgiyi topluma ulaştırma ve toplumu bilgi çerçevesi içinde eğitmek ve sosyal, siyasal, kültürel donanıma sahip hale getirmektir.

Aydın kendisi için var olmaz. Aydın toplum için var olur. Kendisi için var olan aydına karanlıkta kalmış aydın tanımı yapılır. Türkiye'de karanlıkta kalmış aydınlardan [piyasa aydınları] bolca var. Sömürü sisteminin yedeği haline gelmiş, mevcut düzenin belirlediği çerçevenin dışına çıkmayan, çıkamayan-lar aydın olmaya layık değiller. Bir ülkenin aydını topluma ne kadar çok yakınsa o ülkenin toplumuda bir o kadar aydın ve alnı açık başı dik olur. Yani mevcut düzen karşısında dilenci ve zavallı durumuna düşmez. Bir ülkede toplum sahipsiz, örgütsüz, dağınık ve çaresiz kalmışsa o ülkede aydın yok ve yaşamıyor demektir. Aydın, gerektiğinde her türlü üretimi, çalışmayı, özveriyi, fedakarlığı kendi toplumu için yapandır. Cep doldurma peşinde koşanlara, ödül ve madalya sevdalısı olanlara aydın denmez. Madalya ve ödül heveslisi olanlar olsa olsa mevcut sistemin yedek bastonu olurlar. Ki zaten

Türkiye'de bir çoğununda oynadığı rol bu yönlüdür. Aydının toplum için gerçekleştireceği çalışma ve her türlü üretim ve çalışma tabiki doğru ve tutarlı bir bilgiyle olur. Demekki toplumsal gelişim ve çalışmada bilginin tutarlılığı, doğruluğu ve berraklığı çok önemlidir. Bugün uzunca bir zamandır Türkiye'de toplumun üstüne karanlık bir bulut çöküp yaşamı adeta tanınmaz hale getirmişse, bu yanlış ve kirletilmiş düşüncelerle [bilgi kirliliği] oluyor. Aslında bilginin kirlisine ve yanlışına bilgide denmez. Çünkü halkı kandırmaya, aldatmaya, ezmeye, sömürmeye yönelik her düşünce ve fikir kesinlikle çürümüş ve kof hale gelmiş cevize benzer. Bir ülkeyi aydınlar eğitir, geliştirir ama, aydınların eğittiği siyasetçilerde yönetir. Aydınlarını tutuklayan, konuşmasına yasak getiren bir ülke hiç gelişir mi? Bütün fikirler, düşünceler, bilgiler bir masa etrafında özgür bir şekilde tartışlmazsa, hangisinin topluma yararlı olduğu, hengisinin zararlı olduğu nasıl netleşecek, belirlenecek? Aydın, ışık demektir, yol gösteren demektir, kılavuz demektir. Kılavuzu, yol göstereni, ışığı olmayan toplumlar karanlıkta yaşarlar. Aydın, bilgiye, fedakarlığa ve cesarete sahip olan ve bütün yaşamlar, insani değerleri bir araya getiren ve toplum ve insanlık için çalışana denir. Tabi aydın aynı zamanda sahip olduğu bilgi ve becerileri paylaşan ve kendisi gibi aydın insanlar yetiştirebilendir. Bir ülke ve toplum her konuda aydınlamışsa, o ülkede aydın var demektir... 

SIRADAKİ HABER