Demokrasi, seçimler ve toplumsal yaşam

Demokrasinin işlevselliği bakımından, seçimler olmazsa olmazdır. Ancak sadece sandığa gidip oy kullanmak ve genel ve yerel yönetimin değişmesini, demokrasinin işlevsellik kazanması için için yeterli görmek büyük yanılgıdır. Devlet kurumları hiçkimsenin tekelinde değildir, öncelikle bunun bilinmesi gerekiyor. Demokrasi kültürünün yeterli olmadığı ülkelerde seçimler sadece sandık, yani temsili demokrasiden öteye gitmiyor ve demokrasi sokakta halkın yaşamında kendisini göstermiyor. Seçenler seçilenler üzerinde etkili ve yetkili oluyorsa, belediyeler ve benzeri devlet kurumları rant ve menfaat elde etme alanları olarak görülmüyorsa ve seçilenler halkın içinde halkla aynı şartlarda özgür bir ortamda yaşıyorlarsa, orada demokrasi var ve yaşıyor demektir.

© IMAGES
Demokrasi, seçimler ve toplumsal yaşam

Demokrasinin ancak sokakta, fabrikada, tarlada, yani hayatın içinde olabileceğini ve yaşanılacağını
bilmemiz ve öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü demokrasi küçük bir elit yönetici kesime ait değil, halka
ait yaşamın, özgür ve adaletli yaşamsal değerleri tümüdür. Kapitalizmde, özelliklede vahşi kapitalist
koşullarda demokrasi sadece sandık demokrasisi olarak kalır ve hiçbir toplumsal soruna çözüm gücü
olmaz, olmamıştırda. Vahşi kapitalizmin yaşamın her tarafına nufuz ettiği şartlarda, seçimler sadece 
toplum üzerinde sermaye sınıfının iktidarını meşru hale getirmekten başka bir işe yaramaz ve geçmiş 
yıllara baktığımızda şimdiki koşullara baktığımızda, bu barizce görülmektedir. 

Bir ülkede her 3-5 yılda bir genel ve yerel seçimler oluyorsa ama ülke sorunları çözülmüyor, daha çok
katmerlenerek çoğalıyorsa, oradaki demokrasi sorgulanır. Son yıllarda Türkiye'de seçimler iptal
edliyor, seçim sonuçları kabul edilmiyor. Normalde demokrasilerde 1 oy farkla bile adaylar kazanır ve
kaybeder ve herkes sonuçlara saygılı olur, kabul eder. Ama binlerce oy farkı olduğu halde kabul 
etmiyorlar, ellerinden gelse seçimleri iptal edecekler. Gelişmiş demokrasilerde seçimler 24 saatte
resmi olarak sonuçlanır ve kazananlar 1 hafta içinde görevlerine başlarlar. Ama Türkiye'de seçim
sayımı 2 hafta sürdü ve zor bela mazbatalar verildi ve mızıkçılık had safhada. Türkiye'de AKP'den
önceki hükümetler döneminde bile böyle mızıkçılık ve sonuçları kabul etmeme gibi durumlar
yaşanılmadı. 

Türkiye'de seçimler halka, memlekete hizmet için değil, rant ve menfaat elde etmek için yapılıyor.
Normalde gerçek demokrasilerde hangi parti kazanırsa kazansın, önemli olan halkın kazanmasıdır.
Kim kazanırsa kazansın, halkın iradesini temsil edilip edilmediğine ve toplumsal belediyeciğin gelişip 
gelişmediğine ve memleket sorunlarının çözülüp çözülmediğine bakılır. Türkiye'de pastadan pay
kapma kavgasına giriliyor, seçimler gürültüsüz, kavgasız ve hilesiz yapılmıyor. Seçimlerde halka,
şu partiye vermeyeceksin, buna oy vereceksin deyip baskı yapılmaz, çünkü seçimler normalde 
demokratik koşullarda yapılır. Toplumun demokrasiyi doğru öğrenmeleri ve yaşamaları gerekiyor.
Demokrasi yaşamın içinde yaşamın normal akışı içinde kendisini gösterir. Halk ve yönetim iç içemi,
ele el verip ülkeyi beraber yönetiyor mu? Seçilenler seçenleri emrinde mi? Seçilenler seçenlere
danışıyor mu? Bunların hepsi demokrasinin olmazsa olmazlarıdırlar.  Devlet kurumlarını, belediyeleri
rant ve çıkar elde etme mekanları olarak görmemek gerekiyor.

Ceketiyle gelip, ceketiyle gitmesini bilmek gerekiyor. Devletin malı deniz, yemeyen domuz anlayışından 
uzaklaşmak gerekiyor. Demokrasinin sadece her 3-5 yılda bir sandığa gidip oy kullanmak olmadığını,
gerçek demokrasinin özgürlüğün ve adaletin olduğu bir yaşam olduğunu bileceğiz. Demokrasiyi, sandık
demokrasisi olmaktan çıkarıp, doğrudan halk demokrasisi haline getirip, halka ve yaşama mal etmemiz
gerekiyor. Toplumsal sorunları, memleket meselelerini ancak halkın katılımın olduğu, doğrudan demokrasi
çözer...
Gazeteci Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER