Dünyanın gözünde Kürt meselesi

Kürt meselesi dünyanın gündeminde bir siyasi mesele midir? Ben durumun pek de öyle olduğunu düşünmüyorum. En son söyleyeceklerimi en başında söylemeliyim ki derdim ve algım daha net anlaşılsın. Bu tespitimi temellendirmek ve meşrulaştırmak için, son iki yüzyıllık tarihi yardıma çağırıp ondan beslenerek, iyice palazlanmayı da düşünmüyorum. Son iki yılda bütün Kürt coğrafyasında şekillenen ve somut pratik tutumlara dönüşen hadiselere gönderme yapmam, fikrimi daha berrak biçimde ifade etmeme yetecek.

© REUTERS
Dünyanın gözünde Kürt meselesi

Her şeyden önce, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin siyasal varlığı hariç, dünya, Kürt meselesini bir hukuk içinde ele almıyor. Yine Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin hukuksal varlığı hariç, bir bütün olarak dünya, Kürt meselesini uluslararası hukukun meşru bir parçası olarak gündeminde tutmuyor. Salt bu nedenle, bölgesel Kürt yönetiminin mevcut anayasal niteliklerine sadık kalarak, bütün dünya Kürt meselesinde çok temkinli adımlar atıyor.

Durum böyle olduğu için Kürtlerin talepleri ve meşru zeminleri, enerjik biçimde uluslararası kamuoyu tarafından desteklenmiyor. Söz gelimi 25 Eylül referandumu, son derece demokratik bir davranış ve eylem olarak, uluslararası kamuoyunda yer almadı. Uluslar ve devletler topluluğu bu normal ve anlaşılır irade beyanını bir bağımsız devletin ilanı gibi algıladı ve olup biten felaketlere seyirci kalmayı tercih etti. İnsani ve ahlaki bakımdan temel insan haklarına sadık bu faaliyetin neden bir savaş ilanı gibi algılandığı ve bunun kabul edilemez bir sonucu olarak neden Kerkük’ün kaybedildiği, izaha muhtaç hadiselerdir.

Benzer bir mantıkla Afrin meselesi de sorgulanabilir. Hatta hızımı almışken bu tabloya ABD’nin Suriye’den neden çekildiğini de dahil etmek mümkün.

Sorun ve sorular son derece ciddi ama bizim bu türden sorun ve sorulara yaklaşım biçimimiz galiba o oranda ciddi değil. Kendi meşruiyet ve mağduriyetimiz ile o kadar ilgiliyiz ki, esasen dünyanın bizi nasıl algıladığıyla hiç ilişkilenme ihtiyacı duymuyoruz. Ezberlerimizin doğruluğundan emin bir tavırla, Kürt meselesinin bizim kendi algımızdan ibaret olduğunu sanıyoruz. Oysa bizim kendimiz ve dünya hakkında ne düşündüğümüz kadar dünyanın da bizim hakkımızda ne düşündüğü ve nasıl algıladığı çok önemlidir.

Kürt meselesi ve bu meselenin siyasi çözümleri, bizim bu mesele hakkında ne düşündüğümüz ve onu nasıl algıladığımızdan ibaret değildir. Meselenin varlığı bu konudaki sarsılmaz irademize bağlı olsa bile, siyasi çözümlerinin bize bağlı olduğu daha doğru bir ifade ile sadece bize bağlı olduğu düşüncesi son derece yanlıştır. Eğer siyasi çözüm iradesi sadece bize bağlı değilse, biz neden siyasi çözüm iradesini baz alarak değişmiyoruz. Neden bu değişimi içselleştirip, çözüm bahsine göre kendimizi yeniden yapılandırmıyoruz?

Mevcut siyasal sistemimiz, insan yoksunluğunun yokluğu üstüne kurulmuştur. Onun yerine koymamız gereken de yine yokluk üzerine kurulmuş bir siyasi düzendir: Ama bu kez insanın, kendi zayıflığının ve temelsizliğinin farkındalığı olarak yokluk. Dünya bize bağlı değil, biz dünyaya bağlıyız. Hem kendi insani yoksunluğumuz hem de dünyanın bize miras bıraktığı yokluk, açıkça değişmemiz gerektiğini söylüyor. Değişmeden bu meseleyi dünya için gerçek manada bir siyasi meseleye dönüştüremeyiz.

Dolayısıyla Kürt meselesini temellendirdiğimiz ana temele yeniden ama kesinlikle Kürt olamayan bir bakış açısından bakma cesareti gösterebilmeliyiz. Başka türlü bu meseleyi bütün dünyanın meselesi haline getiremeyiz.

Kabaca söylemek gerekirse, dünya bizi zayıf, yardıma muhtaç ve kendi kendisine yeterli olmayan bir özne olarak değerlendiriyor. Bu bakış açısı bizi, dünya nezdinde maliyeti yüksek bir soruna dönüştürüyor. İsrail devletinin kuruluşundan bu yana dünya, maliyeti yüksek sorunların altına girmekten imtina ediyor.

Daha önce de Jean Genette’ten aşırdığım bir ifade ile, “Kürtler nedir ve esas olarak ne renktirler” diye bir soru sormuştum. Bir an bütün dünyanın renk körü olduğunu varsayarasak, onlara ne tür bir giysi ve renk içinde olduğumuzu ifade etmek bize düşer. Eski giysilerimiz yıprandı, lime lime oldu ve dar değil aksine çok bol geliyor. Yeni giysilere ihtiyacımız var. Dünyanın kabul edebileceği makul ve mümkün giysilere.
k24 yazarı İlhami Işık

SIRADAKİ HABER