Ekim Devrimine İlişkin

Ekim devrimi 1917 yılının Ekim ayında gerçekleşmiş, dünyayı sarsan bir niteliğe sahip olmuştur. Çünkü

Ekim Devrimine İlişkin

Ekim devrimi dünyada ilk sosyalist sistem olması ve ilk işçi ve halk iktidarının gerçekleştiği toplumsal
düzen olması bakımından oldukca büyük bir öneme sahiptir. Ekim devrimi oldukça zor ve zorlayıcı bir 
ortamda gerçekleşmiş, Rus ve diğer milletlerin tepesine çöreklenen Çarlık düzeni ve burjuvazi, toprak ağaları
tasfiye dilmişlerdir. Halklar hapishanesi olarak bilinen Çarlık Rusya'sı yıkılmış, işçi sınıfı ve halk iktidarına doğru
gidilmiş, bazı uluslarda Sovyetler Birliği çatısı altında birleşmişlerdir. Hatta Finlandiya, Moğolistan Devrim 
sonrası ulusların kendi kaderini tayin hakkı gereği ayrılmışlardır. Çünkü sosyalist devrimlerin temel ilkelerinden
biride ulusların kendi kaderini tayin hakkıdır.
Ekim devrimi kapitalizmin en bunalımlı olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Bir taraftan dışarıdan gelen tehditler,
diğer taraftan da iç savaş tehlikesi Ekim devrimini özellikle de 1917/1919 arası zorlamış ama devrimci güçlerin
ve halkların kararlı direnişi bütün dış tehditleri ve içteki diğer karşı devrimci güçleri tasfiye etmiş, yeni bir 
sürece gidilmesini sağlamıştır. Batı Avrupa'ya kaçmak zorunda kalan bir çok Rus elit tabaka mensupları Ekim
devriminin bir kaç hafta ve ay gibi kısa bir sürede biteceğini hesaplayıp bir çoğu beraberinde götürdükleri
bavul ve eşyalarını bile yakında gideriz diye açmamışlar bile. Ancak Ekim devrimi hiçte Rus ve Avrupa burjuvazisinin
düşündüğü gibi bitmemiş, gün geçtikçe daha da güçlenmiş, dünyaya örnek teşkil edecek hale gelmiştir. Sovyetler
Birliğinin kurulması, ordunun ve sosyalist hükümetin güçlendirilmesi bazı beş yıllık kalkınma planlarıyla devrimin
en azında maddi ve teknik yönü güçlendirilmiştir.
Yani Sovyetler Birliği sanayileşme konusunda büyük bir gelişim sağlamış, dünyanın süper denecek bir gücü haline
gelmiştir. Ancak devrime yanlış ve yanılgılı yaklaşımlar sonucu Ekim devrimi sadece devletin tekelinde kalmış 
halklaşamamıştır. Devrimin sosyal, siyasal ve kültürel boyutuna önem verilmemiştir. Devrimlerin halklaştıkları ölçüde
kalıcılaşabileceği, devletin, toplumun tepesinde duran değil, topluma karışıp pasifize olması gerektiği unutululmuş,
bir süre sonra da devlet burjuvazisinin türediği ortaya çıkmıştır. Özellikle de 1960 sonraları adım adım sosyalist
devletin topluma baskı yapan bir mekanizmaya dönüşmesi partiyi halktan uzaklaştırmış, halkı da devlete muhtaç
hale getirmiştir. Halbuki sosyalizmde halk devletin hakimidir, sahibidir, yöneticisidir. Ama Sovyet deneyiminde devlet 
halkın emrine girmemiş, halk devletin emrine girmiştir. Sosyalizmde en önemli ilkelerinden biri de halkın yüksek 
bir sosyalist bilince sahip olmasıdır. Halkın kendi kendisini yönetip devlete ihtiyaç duymayacak bir sosyal,siyasal 
ve ekonomik gelişim sağlaması sosyalizmin en temel ilkesidir. 
Bu temel ilke Soveyetler'de hiç bir zaman olmamış, devlet sürekli topluma tepeden bakmış, toplum devlet 
karşısında adeta dilenci durumuna gelmiştir. Kürt Halk Önderi sayın Öcalan 1990 sonrası Sovyet halklarının 
dünyanın bir çok ülkesine gidip en tortu işlerde çalışmayı nimet olarak görmesini ''Bir devlet kendi halkını 

bu duruma düşürüyorsa orada sosyalizm dışında her türlü sistem var''demiştir. Yani Sovyetlerde sosyalizmin doğru 
bir şekilde gelişmediğini, bir çok yönüyle eksik kaldığını ve bir süre sonra da kendi karşıtı haline heldiğini dile 
getiriyordu. Sosyalizmde, şehir, mahalle ve köy komünleri çok önemli
olup halkın kendi yönetimi için vazgeçilmezmez değerdedir. Demek ki devrim, devrimci güçlerin devlet 
iktidarını sadece biçimsel olarak ele geçirmesi olayı değildir. Devrim, halkın sosyal ve siyasal olarak tam 
olarak gelişim sağlamasıdır. Çünkü
her bakımdan gelişmiş bir toplum devlete ihtiyaç duymaz, kendisini yönetebilir. Sosyalizm toplumun her yönüyle 
kendi kendisine yetebilmesidir. Sovyet devleti, sosyalist sistemi koruyayım derken, ülkeyi bir hapishanaye çevirmiş, 
heryerde sıkı kontroller, denetimler kurmuş, toplum adeta bir çeşit esir hayatı yaşamıştır. Sosyalizmde dışarıya kapalılık 
olurmu? Sosyalist bir ülkenin toplumu başak ülkeye gitmezmi, gezmezmi, görmezmi? Sovyetlerde bunların hiçbiri 
olmadı. Devrim ne politik, ne ekonomik ve nede idari olarak gelişti. Sosyalizmde sosyalist devlete önem verilmez, sosyalist 
topluma önem verilir. Küba dışında hiçbir sosyalist devlette bu ilkeye gereken önem verilmedi. Sosyalist devlet kutsandı, 
toplum arka plana itildi. Sosyalizmde başbakan ve cumhurbaşkanı bile bir işçiyle aynı haklara sahiptir, ayrıcalıklı değildir. 
Sovyet sosyalizmi esasen devlet sosyalizmi haline geldi ve yozlaştı, dolayısıyla halklaşamadı. Halbuki sosyalizm devlete 
değil, 
halka ait bir düzendir. Bir ülkede sosyalist sistem olsa bile, eğer devlet aygıtı güçlüyse ve toplumun tepesinde duruyorsa, 
o ülkede sosyalizmin gelişmesi, halklaşması ve kalıcılaşması çok zordur. Sosyalizmde toplumun siyasi, sosyal, ekonomik, 
ve teknolojik olarak tam gelişmesi çok önemlidir. Sosyalizmin her yönden tam gelişmesi özgür bir yaşam için ve halkın kendi 
kendisini yönetmesi için olmazsa olmazdır. Yani sadece ekonomik refah ve maddi sorunların çözülmesi yetmez, yeterli olmaz, 
siyasi ve sosyal gelişmişlikte çok önemlidir. Toplumun ekonomik sorunları çözülsede, maddi olarak refah seviyesi yüksek olsada, 
siyasi olarak toplum gelişmemişse, kend ikendisini yönetecek düzeyde değilse, o sisteme tam olarak sosyalizm denmez. 
Sosyalizmde ekonomik eşitlik kadar, siyasi eşitlikte önemlidir. Sosytalist toplum sosyalist devletten daha önemlidir. 
Çünkü 

devletin sosyalisti olmaz. Sosyalizm toplumun kendisidir, öz yaşamıdır ve bu sistemde devlete yer yoktur. Devlet sadece kısa 
süreli bir araç olma işlevine sahiptir, ondan öte bir rolü yoktur, olmamalıdır. Sosyalizmde devlete çok önem verlilirse, çok rol 
oynaması sağlanırsa, orada halkın yönetimi kurulmaz, halk gelişmez. Dolayısıyla halkın her yönden rol oynaması ve gelişemsi 
sosyalizmin gelişmesi ve kalıcılaşması için önemlidir. Burjuvaziyi her yönden tam olarak yok etmek için gelişmiş sosyalist 
devlete değil, gelişmiş sosyalist halka ihtiyaç var. Sovyetlerde ve bazı sosyalist ülkelerde burjuvaziyi yok etmek için proleterya 
devletine ihtiyaç var denildi ve öyle hareket edildi, devlete önem verildi, halka gereken önem ve idari inisiyatif, yetki verilmedi. 
Burjuvaziyi yok etmenin ve sınıfları ortadan kaldırmanın yolu, devleti güçlendirmek değil, halkı güçlendirmektir. Halk ne kadar 
güçlenirse, kendi kendisini yönetecek düzeye gelirse, devrim o denli gelişir, kökleşir ve kalıcı hale gelir. Çünkü sosyalizm her 
bakımdan gelişmiş ve kendi kendisini yönetebilen halk demektir. Bu sistemde devlete yer yoktur, herşey halkın kendisidir...
Gazeteci Kemal Söbe’den Analiz

Güncelleme Tarihi: 08 Ekim 2018, 15:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER