Endişe anketlere yansıdı: AKP ve MHP seçmeni de riskli görüyor

Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı (SODEV) ve AKSOY Araştırma Şirketi'nin kurucusu Ertan Aksoy; gündemdeki son gelişmeleri, verilere dayalı analizlerle, siyasilerin gündem belirleyen açıklamalarını ve bu açıklamaların toplum üzerindeki etkilerini Cumhuriyet için değerlendiriyor. İşte Ertan Aksoy'un bu haftaki değerlendirmesi...

© Depo
Endişe anketlere yansıdı: AKP ve MHP seçmeni de riskli görüyor

Ülkemizde ve dünyada, sosyal medya güçlü bir penetrasyona sahip. Türkiye, tüm ülkeler içinde en güçlü olanlardan. We Are Social’ın Ocak 2022 raporuna göre; Türkiye’de internet kullanıcı sayısı 69 milyonun üzerinde. Yine ülkemizde, internet kullanıcıları günlük ortalama 8 saatini internette geçiriyor. Doğrudan sosyal medyada geçirdiği sürenin ortalaması ise 2 saat 59 dakika. 

Aynı rapora göre; Türkiye’de toplamda 68,9 milyon sosyal medya kullanıcısı var. Bu sayı toplam nüfusun %80,8’ine denk geliyor. Sosyal medyaya olan ilginin ne kadar arttığını,  geçen yıla göre kullanıcı sayısındaki 8,9 milyon artış olmasından anlamak mümkün. Sırasıyla,  kullanılan sosyal medya oranları aşağıdaki gibi. 

Sosyal medya platformlarının kullanım sırası ve oranları şu şekilde:

    • Whatsapp %93.2

    • Instagram %92.5

    • Facebook %78.1

    • Twitter %69.6

    • Facebook Messenger %54.3

    • Telegram %53.7

    • TikTok %47.6

    • Pinterest %40.7

    • Snapchat %37.2

    • LinkedIn %28.2

    • Skype %26.2

    • Imessage %20.4

    • Discord %20.1

    • Tumblr %13.3

    • Reddit %11.1

Sosyal medya kullanımı artık bir bağımlılık türü olarak da karşımıza çıkıyor. Algoritmalarının güçlü olması nedeniyle, size özel gösterim yapan sosyal medya, insan beyninde pozitif tekrar duygusu yaratıyor. Bu durum, bilinçaltında sürekli girme ve burada zaman geçirme duygusunu tetikliyor. Bir başka etmen de FOMO (Fear of Missing Out) denilen gelişmeleri kaçırma korkusu. Özetle, girmezsek gelişmeleri kaçırmaktan korktuğumuz gibi, girdiğimizde de bize iyi gelecek gösterimler ile karşılaşıyoruz. 

Tüm bu rakam ve durumları paylaşmamın bir nedeni var. Malumunuz, yeni bir torba yasa meclisteki ilgili komisyondan geçti. Kısa bir zaman içinde meclise de gelecek ve muhtemeldir ki AKP-MHP oyları ile geçecek. Geleneksel bir AKP taktiği olarak, demokratik işleyişi bozacak yasal düzenlemeleri, kimsenin itiraz etmeyeceği başka düzenlemeler ile birlikte torba yasaya katıp meclisten geçirmek. Bu sayede televizyonlardaki gazeteci görünümlü AKP muhafızlarına bir savunma alanı açıp, toplumsal tepki azaltılarak, demokrasiden kopuş gizlenmeye çalışılacak. Özetle AKP, bu kez de aynısını tercih etti. 

Yeni düzenlemenin, iktidar tarafından yalan haberi yayma ile mücadele kapsamında yapıldığı iddia edilse de, geride bıraktığımız süre içinde AKP’yi tanıyan herkes, işin özünde bunun olmadığını biliyor. En güncel haliyle örneğin, TÜİK “Türkiye genelinde hane halklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 25,8 oranıyla konut ve kira harcamaları alıyor” diye açıkladı. Siz de sosyal medya hesabınızdan dediniz ki  “Türkiye genelinde hane halklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı konut ve kira harcamaları alıyor ama bu oran bir başka kuruluşa göre %25,8 değil %50.” Hayırlı olsun, artık suçlu olma potansiyeline sahipsiniz!  

Ülkede düşündüğünü ifade etmeye dair yeterince korku varken, bir de bu yasal düzenlemenin gelmesi, toplumdaki sıkışmışlık duygusunu artıracaktır. Demokrasilerde en temel haklardan biri olan eleştiri hakkına müdahale eden her şey, siyasal yapılara kazandırmadığı gibi kaybettirir. Sıkıştığı kendi yankı odasından ülkeyi anlamaya ve yönetmeye çalışan iktidarın göremediklerini toplum görüyor. Eleştirme hakkını kullanan bireyin neyle karşılaşacağına dair toplumun ne düşündüğüne birlikte bakalım. 

Henüz bu hafta yaptığımız çalışmada, bir yurttaşın sosyal medyadan iktidara sert bir eleştiri yapması halinde ne olacağına dair seçmenin görüşüne baktık. Gördüğünüz üzere, seçmenin %79,1’i sosyal medyada sert bir iktidar eleştirisi yapan kişinin risk altında olduğunu düşünüyor. Bu düşünce sadece muhalefete oy veren seçmene ait değil. AKP’ye oy veren seçmende %73,9, MHP’ye oy veren seçmende %75,5. 

Riskin ötesinde cezaya dönüşme ihtimalini seçmenin ne düzeyde gördüğünü anlamak için “Sosyal medyada bir kişi iktidarı veya iktidardan bir kişiyi sert bir eleştirse sizce ceza alır mı?” sorusunu sorduk. Yanıtları aşağıdaki gibi. 

Tablodan da görüldüğü üzere, seçmenin %81,2’si iktidarı eleştiren birinin ceza alacağına inanıyor. Bu oran AKP seçmeninde %72,6, MHP seçmeninde %78,4. Seçmenin duygusu bu iken, iktidarın geçirmek için çabaladığı yasaya bakın. 

İktidar toplumun gündeminden kopmuş, bugünkü sorunlara dair somut bir önerisi olmayan ve de sıklıkla ertelenmiş mutluluklar vaat ederken muhalefet toplumun somut sorunlarına bağlı kaldıkça sonuç değişmeyecek.  Gelin bunu iki somut örnekle birlikte inceleyelim; İlki Erdoğan’ın bu hafta yaptığı yeni ertelenmiş mutluluk vaadi içeren konuşması. Konuşmayı deneklere izlettik. Sonuçlarına beraber bakalım

SIRADAKİ HABER