HDP ve Kayyum siyaseti

HDP'nin beş belediyesine daha, kayyum atandı. AKP hükümeti tarafından HDP belediyelerine kayyum atama siyasetini, geleneksel rejimin klasik siyasetinden ayrı ele alamayız. Daha önce olduğu gibi, yine

© HDP
HDP ve Kayyum siyaseti

HDP'nin bütün belediyelerine belli zamanlar içinde adım adım kayyumlar atandı, atanıyor ve böylece
halkın, Kürt halkının iradesi hiçe sayılıyor, demokrasinin gelişiminin ve alternatif belediyeciliğin önüne
geçilmek isteniyor. Türkiye tarihinde ilk defa HDP öncülüğünde alternatif bir siyasi çizgi ve toplumsal
demokrasinin gelişim süreci başladı. Yani 1990'larla, HEP'den günümüze kadar devam eden bu demokrasi
geleneği, daha çok güçlenerek ve kitleseşelerek, sisteme ve düzen partilerine alternetif olmuştur. Sistem
etiketi bu düzen partileri ve devlet yapısı hiçbir zaman bu gelenekten gelen partilere sıcak bakmamış,
kapatmış, yöneticilerini tutuklamış, öldürmüş, tutuklamış ve görülmemiş bir baskı ve ezme siyasetini
sürekli devrede tutmuştur.
***
Ancak bütün bu engelleme, baskı ve sindirmeye rağmen, bu demokrasi haraketi, gün geçerek daha çok
güç kazanmış, kitleşelleşmiş, Türkiye'nin 4. büyük partisi olmayı ve altı milyon yetişkin insanın oyunu
ve her türlü desteğini almış, hem sisteme ve hemde sistemin arpalığından beslenen bu düzen partilerine
meydan okumuştur. Altı milyon yetişkinin çocuklarınıda saysak, HDP'nin kitlesi yirmi milyondur demek yerinde olur, doğru bir analiz olur. Evet, HDP'nin aslında oyu altı milyon değil yirmi milyondur. Türkiye'nin
gerçek muhalefet gücü HDP'dir. HDP' Kürdistan'da, düzen partilerini son 5-6 yılda sildi süpürdü, siyaseten etkilerini yok etti. Sistemin ve düzen partilerinin Kürdistan'da bir etkisi kalmadı ve gücü bitti ve bir anlamda rant kapılarıda kapattı ve aynı zamandan mevcut geleneksel devlet yapısınında, Kürtler üzerindeki red etme ve inkar etme siyasetide darbe yemiş oldu. Kürt karşıtı sistem artık Kürt yoktur, diyebilecek gücü kendisinde bulamıyor.
***
Bundan dolayı, HDP belediyelerine her dönemde kayyumlar atadılar, atıyorlar ve Kürtlerin iradesini hiçe sayıyorlar. Halbuki HDP ne bir Kürt partisidir nede bir bölge partisidir. Ancak HDP, Kürtlerin ulusal kimliğine ve haklarına demokratik ve eşilikçi yaklaşıyor ve Kürtlerden büyük destek alıyor. Çünkü Kürtler, ancak HDP'nin büyümesi ve güçlenmesiyle, Kürt sorununun ve Türkiye'nin bütün sorunlarının çözüleceğine ve kardeşliğin böylece gelişeceğine inandığı için, HDP'yi tercih ediyor. Yıllarca Kürtleri oy deposu olarak gören ve dini kullanan düzen partileri son 5-6 yılda, tarihinin en büyük yenilsini ve şokunu yaşadılar ve hala yaşıyorlar. Bu sadece düzen partilerinin aldığı bir yenildi değil, esasen Kürtleri inkar eden inkarcı sistem büyük bir darbe yedi. Ayrıca HDP son seçimlerde Türk halkındanda hatırı sayılır bir destek ve oy aldı. Bu gerçekliği gören sistem ve hükümet, HDP'nin Türkiye halkına açılmasını ve Türkiye'nin her yerinde parti
binaları kurmasını engellemiş, engelliyor, nefes aldırmıyor.
***
Binlerce HDP'li  yöneticisi, çalışanı, eski eş başkanı Selahattin Demirtaş, AHİM'in tahliye edilmesi ve hapisten çıkması yönünde karar verdiği halde, hala keyfice hapiste tutuluyor. Bütün bu uygulamalar gösteriyorki, mevcut sistem ve bu sistemden nemalanan kapitalist burjuva sermaye partileri, devlet ve hükümetler, demokrasinin gelişimini ve başta Kürt sorunu olmak üzere, Türkiye'nin bütün sorunlarının çözümünü istemiyorlar. Çünkü demokrasinin gelişimi hem Kürt sorununu ve hemde Türkiye'nin bütün sorunlarını çözer ve hemde rant kapılarını kapatır. İşte HDP'ye nefes aldırmamaları ve her defasında üzerine çullanmaları ve belediyelerini gaspetmeleri bundan dolayıdır. Bu sadece bir hükümet sorunu değil tabi, bu esasen bir sistem-rejim sorunu olarak gerçekleşiyor ve dönemsel hükümetlerde, sistem-rejim tarafından kendilerine verilen görevi yerine getiriyorlar. Bu nedenle daha öncede, Türkiye'de bir hükümet sorunu değil bir rejim sorunu olduğunu belirtttik.
***
Türkiye'de, köklü bir sistem değişikliği, Kürt sorunun ve bütün sorunların çözümü olmadan, demokrasi ne gelişir nede devlet değişir, dönüşür. Bu sistem devam ettiği sürece, bu baskı sindirme, tutuklama, katletme
sona ermez, artarak devam eder. Sistem ve hükümet, otuz yıl önce, az bir kitleye sahip olan ama büyük bir amacı olan bir partiyi hem kitlesel ve hemde siyaseten nasılki bitirmediyse, bugün büyük bir kitlesi olan bir partiyi ne yapsada, yıldıramayacaktır, bitiremeyecektir. Kürdistan'na büyük bir yenilgi yaşadılar. Son yıllarda, Türkiye halkıda mevcut siyasi gidişattan ve AKP'den memnun değil, bir çözüm ve çare arıyorlar. Özcesi, Türkiye halkıda, HDP'ye doğru bir kayma söz konusudur. Türkiye halkınında desteğinin alan bir HDP'nin karşısında hangi güç durabilirki. İşte bu nedelerden dolayı, HDP'nin daha çok gelişmesini ve alternatif bir sistem oluşturmasını, kendi sonları olarak görüyorlar. Son yıllarda daha çok saldırganlaşmaları ve hiçbir kural, ilke tanımamaları bundan dolayıdır. Ancak sistem baş aşağı gidişi yaşıyor. Türkiye'nin hiçbir sorununa çare olamıyor. Türkiye bir değişim sürecine girmiş bulunmaktadır. AKP ve mevcut sistem, ne yapsalarda bu değişimi durduramayacaklardır. Türkiye'yi demokratikleştirecek ve Kürt sorunu başta olmak üzere, bütün sorunları çözecek güç, başta HDP ve demokrasi güçleridir...
 Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER