İbrahim Gökçek'in ardından

Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek, 322 günlük ölüm orucu sonrası, geçenlerde kaldırıldığı hastanede yaşamını kaybetti. Dünyada en uzun süreli yapılan ölüm orucuydu. Büyük bir irade ve kararlılıkla yürütüldü. Ne bir kararsızlık nede bir uzlaşma olmadan yürütüldü, sonuna kadar. Bu büyük eylem sonrası, Grup Yorum'a getirilen konser yasakların kalktığını duyduk. Dünya'da, günümüz koşullarında şarkı ve türkü yasaklarının Türkiye'de olduğunu düşünüyoruz. Devleti eleştirmek suç, ülkede sorunların olduğunu söylemek suç, hatta ekonomi iyi değil demek bile suç olarak görülüyor ve davalar açılıyor, cezalar veriliyor.

© TWITTER
İbrahim Gökçek'in ardından

Emin olun, Türkiye dışında günümüzde başka ülkelerde bu tür haklara cezai işlemler uygulandığını düşünmüyoruz.
***
Hangi görüşte, fikirde olunursa olunsun, İbrahim Gökçek'in mücadelesini desteklemek insani bir görev ve sorumluluk olmaktadır. İbrahim Gökçek, öyle basit ve sıradan haklar için mücadele etmedi, bu eylemi ölümüne gerçekleştirmedi. Bu direniş ve ölümüne mücadele büyük ve sıradışı bir mücadele ve eylem ruhuyla gerçekleşti. Türkü-şarkı söylemenin ve konuşmanın yasak olduğu bir ülkede, nefes bile alamazsınız, aldırmıyorlarda. Sadece fiziken nefes almak yaşamak demek değildir. Kölelik ve esaret insanlara dayatılıyor.
İbrahim'in direnişi aslında bir sistemin adaletsizliğine karşıydı, topluma dayatılan köleliğe karşıydı. Bazıları böyle bir mücadele yöntemini kendilerince doğru bulmayabilirler. Ama İbrahim'in, ölümüne yürüttüğü bu büyük mücadeleyide böyle kabul etmek ve saygı duymak ve hakkını teslim etmek gerekiyor.
***
En başta, sistemden zarar görenler ve insani duygulara sahip bütün toplumsal kesimlerin bu direnişin arkasında olmaları ve desteklemeleri gerekiyor. Bu direniş aslında sistem tarafından topluma dayatılan bütün haksızlık ve hukuksuzluğa karşıydı. Türkiye'de nasıl bir sistemin olduğunu az yada çok aslında herkes biliyor ve bizzat yaşıyor. Türkiye'de yaşamak için, insanca yaşamak için, büyük direnmekten başka yol olmadığı bir kez daha görülmüş oldu. Türkiye'de direnmeden, bir hakka sahip olunamayacağını yaşadığımız bütün koşullardan ve topluma dayatılan adaletsizliklerden anlıyoruz. İnsanların en doğal haklarının gaspedildiği bir ülke gerçekliği var. İbrahim Gökçek, sadece Grup Yorum'a yönelik yasakların ortadan kalkması için mücadele etmedi. İbrahim, bütün haksızlıklara karşı direndi ve bu mücadelenin büyük bir değeri var. Adaletsizliklere karşı mücadele etmenin çok yol ve yöntemi var. Açlık grevleri ve ölüm oruçlarıda bu mücadele yöntemlerinden bir kaçıdır. Burada ne bir dayatma nede bir zorlama olur. Burada tümüyle gönüllülüğe ve kişisel iradeye dayalı bir gönüllülük ve kararlılık söz konusudur.
***
Açlık grevleri kendini aç bırakma ve ölüm oruçları kendini öldürme değildir. Bazı durumlarda büyük bir irade ve karalılıkla uygulananan bir mücadele yöntemidir ve öteden beri bir çok ülkede ve Türkiye'de de uygulanıyor. Toplumsal mücadelelerde ve toplumsal haklar için yürütülen mücadelelerde ölüme gidenler, arkalarında binlerce onbinlerce ardıl bırakırlar. Bu, bütün mücadele ve direnişlerde böyle olmuştur. İbrahim de arkasında binlerce onbinlerce ardıl bırakarak, sonsuzluğa koştu, güneşe yürüdü, göğsünü siper etti, Türkiye halkları için. Türkiye'de özelliklede son yıllarda, yoksulluktan ve hayat pahalılığından dolayı intihar eden çok insan var. Bu tür durumlar geçmiş yıllara nazaren iyice artmış durumdadır. Mevcut hükümet ve devlet yetkilileri, toplumsal sorunlara çözüm bulmayı değil, kendi iktidarlarını nasıl daha çok uzatabileceklerinin ve rant elde edebileceklerinin hesabını yapıyorlar. En küçük bir demokratik hakka bile tahammül etmiyorlar, duymak bile istemiyorlar.
***
Türkiye çok zor bir dönemden geçmektedir. Bu zor dönem, daha önceki yıllara hiçmi hiç benzemiyor. Türkiye'nin üs üste biriken sorunları var. Bu sorunlar öyle bir hükümet değişimiyle ve bir göstermelik seçimle çözülecek türden sorunlar değiller. Bu sorunlar bir dönemsel hükümeti bile aşan türden, sistemsel sorunlar olmaktadır. Türkiye'de bir hükümet sorunu değil, bir rejim sorunu olduğu ve ancak köklü bir sistem değişikliğiyle bu sorunların çözüleceği anlaşılmıştır. Türkiye'de başta Kürt sorunu olmak üzere, çok ciddi sınıfsal, ekonomik ve toplumsal sorunlar var. Bu sorunlar ancak  köklü toplumsal bir değişimle çözüme kavuşur. İşte İbrahim Gökçek'in, ölümüne yürüttüğü bu mücadele, kendi cephesinde, bu sorunlara bir çözüm bulma arayışıydı. İbrahim Gökçek, ölümsüzdür ve yürüttüğü mücadele er yada geç, başarıya ulaşacaktır. Çünkü İbrahim, bilerek ve isteyerek, gönülülükle böyle bir mücadeleyi tercih etmiştir ve bunun er yada geç, başarıya ulaşacağına olan inancı tamdı. İbrahim Gökçek'in ardından, mücadele daha çok büyüyecek, hedefine ulaşacaktır...
Kemal Söbe

SIRADAKİ HABER