İngiltere Krallığı'nın tarihsel ve güncel durumu

İngiltere yada Britanya ve uluslararası resmi adıyla Birleşik Krallık tarihsel olarak 1500 yıllık bir geçmişe sahiptir. 5'inci asırda Almanya'nın kuzey bölgelerinde Anglo/Sakson adında bazı Alman kabileleri Britanya adlı adaya işgalci olarak geliyorlar. Doğu'dan gelen Hun İmparatorluğu'nun Almanya'nın kuzeyini işgal etmeleri sonucu, Anglo/Sakson kabileleri hem işgal ve hemde sığınmacı olarak Britanya adlı adaya gelmek zorunda kalıyorlar.

© IMAGES
İngiltere Krallığı'nın tarihsel ve güncel durumu

Bugün dünya dili haline gelen İngilizce aslında Almancanın bir lehçesidir ve ayrı bağımsız bir dil değildir. 1000 
yıl öncesine kadar İngilizce bir dil değil, Almancanın bir lehçesiydi. İngilizler, Almanların bir değişik kavimidir. 
Nasılki Kürtlerde Kurmanclar, Zazalar, Soranlar adlı farklı lehçeler ve gruplar varsa, işte Almanlarda da, Klasik 
German, Danish, Hollanda, Norway, Sweeden, Anglo Sakson adlı grupların hepsi farklı Germanic gruplardır ve 
bunların konuştukları diller Germanic dilleridirler. Günümüzün Almanya, Avusturya, İsviçre'nin bir bölümü, 
İngilizler, Hollandalılar, İsveçliler, Norveçliler ve Danimarkalıların hepsi GERMANİC milletleriler ve konuştukları 
dillerde Germanic dilleridirler.


İngiltere Krallığı'nın 1500 yıllık bir geçmişi var. Ama İngilizler Britanya adasına ilk geldiklerinde tek bir Krallık 
değil, 3 Krallık şeklinde farklı Krallıklara sahiptiler. Sonradan tek Krallık haline geliyorlar. İngilizler, iskoçlarla 
onlarca hatta yüzlerce yıl boyunca Britanya'nın tamamına sahip olma ve İskoçya'yı, Galler'i egemenlik altına 
alma savaşlarını verdiler. İskoçya, William Walace'nin bir komplo sonucu yakalanıp öldürülmesinden sonra 
11'inci yüzyılda İngiliz Krallığını ağır bir yenilgiye uğratıp bağımsızlığını kazandı. Aradan 600 yıl gibi uzun bir 
geçtikten sonra İngiliz Kralı, İskoç Kralı'nın oğluyla kendi kızını evlendirip, İskoçya ile tekrar birleşip, günümüze 
kadar devam eden Birleşik Krallığı kurmuşlardır. Britanya adasında İskoçya kendi içnde özerk bir bölge olup 
kendine göre farklı yasaları, İskoç Sterlini, başbakanı, bölgesel parlamentosu var. Aynı zamanda, Britanya'nın 
orta Batısı Wales (Galler) adlı farklı bir özerk bölgedlr. Kuzey İrlanda'da Birleşik Krallığı oluşturan ama kendi 
içinde özerkliği ve bölgesel yönetimi olan bir yönetimdir. 


Bundan 500 yıl öncesine kadar İngiltere yoksullukla boğuşan bir ülkeydi. Coğrafik keşifler sonucu, Amerika, 
Avusturalya, Afrika, Asya, Kanada, Yeni Zelanda ve daha birçok irili ufaklı bölgede sömürgeler kurup, kaynaklara 
el koyarak ve tabi sanayinin de gelişiniyle zaman içinde, üstünde güneş batmayan adlı İmparatorluk haline 
gelmiş ve günümüze kadar bu gücünü korumuştur. İngiltere yada Birleşik Krallık sadece bir ada değildir. Yani 
siyasi ve ekonomik ve kültürel olarak böyle değildir. Amerika Birleşik Devletleri, bundan 250 yıl önce, İngiltere' 
ye bağlıydı, sonradan bağımsızlık savaşı vererek ayrıldı. Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda'nın cumhurbaşkanları 
İngiltere Kraliçesi Elizabeth'dir. Yani bu saydığımız ülkeler İngiltere'nin bir çeşit deniz aşırı ülkeleridir. Yani 
İngiltere'nın uzantı ülkeleridir. Daha sayabileceğimiz bazı küçük ada ülkeleride İngiltere'ye bağlılar ve bu ülkeler 
ekonomik olarak zenginler, refah seviyeleri çok yüksektir. İngiliz ekonomileri dünyada en güçlü ekonomiler olup, 
sosyal hakların ve refahın yüksek olduğu ülkelerdir. 


Amerikan Doları, Kanada Doları, Avustralya Doları, dünyanın en değerli paralarıdırlar ve arkalarında Sterlin var. 
Yani İngiltere denince sadece Avrupa'nın Kuzey Batısında yer alan bu ada ülkesi akla gelmesin. İngiltere'nin üstünde 
hala güneş batmıyor. Amerika'nın bile siyasetini İngiliz siyaseti belirliyor. Amerika herhangi bir ülkeye askeri olarak
gireceği zaman, önce İngiltere'ye danışıyor, görüşmeler yapıyorlar, İngiltere olur onayı verirse beraber hareket 
ediyorlar. Bakınız, Amerika nereye girerse girsin, yanında İngiltere var. Aslında İngiltere Amerika'nın bir nevi siyasi 
gücüdür, Amerika da İngiltere'nin askeri gücüdür. İngiltere'nin resmi olarak 100 bin asker olsada, esasen İngiltere' 
nin asker sayısı toplam 1 milyonu geçiyor. İngiltere fikir ve düşünce özgürlüğü yönüyle dünyanın en önce gelen 
ülkelerinden biridir. Kendi içinde demokrasiyi uygulayan bir ülkedir. İngiliz Uluslar Topluluğu'na üye ülkelerin 
hepsi de kendi içlerinde özerkler. 


İngiltere'nin kimi yönleriyle hala etkili olması, demokrasiyi yaşamasındandır. 20 yıl öncesine kadar, Kuzey İrlanda 
İngiltere'nin bir vilayeti statüsündeydi ama bazı müzakereler yaparak Kuzey İrlanda sorununu çözdüler ve Kuzey İrlanda 
İngiltere'nin bir vilayeti statüsünde ayrılıp, kendi içince özerk ve Birleşik Krallığı oluşturan bir unsur haline geldi. 
Birleşik Krallığı oluşturan İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda eğer isterlerse referanduma gidip ayrı devlet olma hakkına 
sahipler. İskoçya bundan 5 yıl önce bağımsızlık referandumunu yaptı ama Birleşik Kralllıkta kalmaya karar verdiler. 
Çünkü İngiltere'den İskoçya'ya her yıl 6 milyar Sterlin para yardımı yapılıyor. Şayet İskoçya, Birleşik Krallık'tan 
ayrılırsa, bu 6 milyar gibi para yardımı kesilir ve İskoçya sanayileşmiş bir ülke değil. İskoçların çoğunluğu, Birleşik 
Krallıkta kalmaktan taraflar. Zaten özerklik temelinde kendi bölgesel yönetimleri başbanı, meclisi, İskoç Sterlini ve 
Avam Kamarasında, İskoçya'yı temsil eden milletvekilleri var. İngiltere'de Labour (İşçi Partisi) ve Conservative Party 
onlarca yıldır Birleşik Krallık siyaseti üzerinde etkili iki büyük siyasi güç olup, her 10-15 yılda belli periyodlarla hükümet 
oluyorlar. 


Jeremy Corbyn liderliğindeki İngiliz İşçi Partisi, Labour, İngiltere'de refah ( sosyal ) devletini ve sosyal ekonomik hakları 
korumak ve sosyal devleti ayakta tutmak için önemli politik bir güçtür. Muhafazakar hükümete karşı en etkili ve güçlü

caydırıcı siyasi güç hiç kuşkusuz İngiliz İşçi, Partisidir. İşçi Partisi Jeremy Corbyn ile tekrar toplumcu kimliğini kazanmaya 
başlamıştır. Tony Blair döneminde İşçi Partisi çok kan kaybetti. Tony Blair bu nedenden dolayı 2007'de istifaya zorlandı 
ve İşçi Partisi liderliğinden ve başbakanlıktan ayrıldı. İşçi Partisi üst yönetimi, Tony Blair'i istifaya zorlamıştı. Yani Blair, 
2007'de kendi isteğiyle liderlikten ve başbakanlıktan ayrılmadı, ayrılmak zorunda kaldı. İngiltere 1973'de Avrupa Birliğine 
girmişti. Ancak son yıllarda ayrılma yönünde referanduma gidildi ve ayrılmaya karar verildi. Son 3 yıldır ayrılmak için 
çeşitli müzakereler, görüşmeler yapılıyor ama hala ayrılma konusunda tam bir anlaşma sağlanmış değil. Tam bir ayrılma 
durumu önümüzdeki aylarda netleşecek ve belkide Brexit iptal edilir veya tam çıkış gerçekleşir. Önümüzdeki genel 
seçimlerde İşçi Partisinin kazanılacağına kesin gözüyle bakılıyor. Muhafazakar hükümet gözden düşmeye başladı ve 
bu düşüş devam edecek. Muhafazakarlar iktidara geldikten bugüne kadar, eski yıllara nazaren refahta bir düşüş oldu 
diyebiliriz. Son 100 yıldır adı geçen bu 2 siyasi güç belli aralıklarla İngiltere'nin siyasi hayatına yön veriyorlar. 


İngiltere'de yasalar her şeydir. Kraliçe ve başbakan bile yasalara boyun eğiyorlar. Bir defa Kraliçe'nin resmi makam 
arabası yanlışlıkla kırmızı ışıkta geçdi diye, trafikta kamera tarafından para cezası kesildi ve Kraliçe bu cezayı ödemek 
zorunda kaldı. Yani Kraliçe'nin makam şoförü, Kraliçe'nin makam arabasıdır deyip, cezayı ödemiyor ve sonra uyarı alıyor 
ama yine ödenmiyor. Cezalı ödeme geliyor, makam şoförü cezalı cezayı da ödemiyor. En sonunda kraliçe'nin makam aracı 
mahkemeilik oluyor ve bu durum Kraliçe'ye intikal edilmek zorunda kalıyor çünkü resmi kayıtlara göre araba Kraliçe'nin 
makam aracıdır ve Kraliçe'nin adına kayıtlıdır. Kraliçe, trafik tarafından ceza ödenmedi diye mahkemeye veriliyor. Kraliçe 
mahkemeye çağrılıyor. En son Kraliçe bu ne mahkemesi diyor. Kraliçe'nin yaveri, durumu izah edince, Kraliçe, kendi 
şoförüne kızıyor, cezayı niye ödemedin diyor ve en sonunda Kraliçe'nin avukatı Kraliçe adına mahkemeye gidiyor ve cezayı 
misli misli ödemen zorunda kalıyorlar. Kraliçe yaşlı olduğu için, Kraliçe adına, avukatı katılıyor ve cazayı devlete ödüyorlar. 
İngiltere'de yaşlı bir insan yada sağlık sorunu veya önemli bir mazareti olan biri adına avukatı duruşmalara katılabiliyor. 
Yani İngiltere kendi içinde demokrasiyi uyguluyor. Bir insan istediği gibi kendi siyasi görüşünü, düşüncesini açıkça söylüyor, 
başbakanı, hükümeti, Kraliçeyi eleştiriyor, hatalarını söylüyor. Fikir ve düşünce özgürlüğüne, insan haklarına engel yok. 
İngiltere'de konut ve ev sorunu devlet tarafından çözülmüştür. Hükümet, halkın konut, ev, sağlık, eğitim ve ekonomik 
ilgileniyor, çözüyor. konutların büyük çoğunluğu belediye konutlarıdır ve sağlık eğitim özel değildir, devlete aittir. Yani 
İngiltere'de siyasi yaşamda ne aşırı sol var nede aşırı sağ var. Siyasi olarak belli bir orta yolda belli bir siyasi denge var. 
İngiltere'de refah ve sosyal bir sistemin olması ve demokrasinin işlevsellik kazanması, İngiliz işçi sınıfının ve halkın uzun 
yıllara sarkan direnişleri sonucu kazanılmıştır. Britanya halkı ve işçi sınıfı, demokrasinin korunması ve daha çok gelişmesi 
için gereken mücadeleyi ve fedakarlığı her zaman gösterecektir.

Kemal Söbe Londra

Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2019, 17:37
SIRADAKİ HABER