Kontrollü bayramlaşma dönemi

Bayram tatili başladı. Yazın en sıcak günlerine denk gelen Kurban Bayramı nedeniyle şehirler arası seyahat de yoğunlaştı. Salgın hız kesmeden devam ederken "kontrollü bayramlaşma" uyarıları yapılıyor.

© DHA
Kontrollü bayramlaşma dönemi

Kurban Bayramı’yla birlikte şehirler arası seyahat arttı. Sağlık Bakanı gönüllü kısıtlama önerirken sarılmak, el öpmek, evlerde bayram sofraları kurmak yerine açık havada, temassız bayram kutlamaları tavsiye ediliyor.

Bayram tatili başladı. Yazın en sıcak günlerine denk gelen Kurban Bayramı nedeniyle şehirler arası seyahat de yoğunlaştı. Salgın hız kesmeden devam ederken "kontrollü bayramlaşma" uyarıları yapılıyor.

Mayıs ayındaki Ramazan Bayramı’nda sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. Bu defa böyle bir kısıtlama yok. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ağır sonuçlarla karşılaşmamak için topluma "gönüllü kısıtlama" önerdi. DW Türkçe’nin görüştüğü halk sağlığı uzmanları ise "Kuralları söylemek yetmez, denetim şart" diyor. Uzmanlara göre toplumun her kesiminin aynı hassasiyeti göstermesi beklenemez. Bu nedenle parklarda, deniz kenarlarında, kalabalıklar biraraya geldiğinde uyaracak görevliler olmalı.

Muhtarlar devreye girebilir

"Polis, jandarma, zabıta gibi resmi görevliler yerine sivil toplum kuruluşlarından gönüllülerin bu işi üstlenmesi daha iyi olurdu" diyen Prof. Gül Ergör, küçük yerleşim birimlerinde muhtarların devreye girmesini öneriyor. Hastalığın, Türkiye’nin her yerinde eşit seyretmediğini hatırlatan Ergör şu uyarıları yapıyor:

"Çok olan yerlerden az olan yerlere virüs taşınacak. Bunun önüne geçmek için büyük bayramlaşmalar, büyük ailelerin toplanması gibi kutlamalardan uzak durmak lazım. Hele de kapalı ortam olursa. Eğer mutlaka bayram ziyareti olacaksa sarılmak, öpüşmek, el öpmekten, birbirimizin evinde yemek yemekten vazgeçmek en doğrusu. Ağız, el temasını azaltacak şekilde, maskeyle ve mesafeli oturarak görüşebiliriz."

Seyahat kısıtlaması olmadığı için örneğin İstanbul’da her gün toplu taşımaya binen, mesafe kurallarının olmadığı iş yerlerinde çalışan kişilerin farklı şehirlere gitmesinin tehlike yaratacağını anlatan Ergör, "Bir şekilde denetlenmesi lazım" diyor.

Bayram öncesi, kurban satış yerleri için bir dizi kural getirilmiş ve önlemler alınmıştı. Prof. Gül Ergör, salgın riski açısından kurban satış yerleriyle semt pazarı arasında bir fark olmadığı görüşünde:

"Hayvanlardan bize bulaşmadığını biliyoruz. Önemli olan kalabalıklarda nasıl davranıldığı. Buralarda toplananlar el sıkışırsa, maskesiz dolaşırsa tehlikeli."

En yakın yüzen kişi 3-5 metre uzakta olmalı

Bayramla birlikte sahil kesimlerindeki yoğunluk da arttı. En çok sorulan sorulardan biri deniz ve havuza girmek tehlikeli mi? Prof. Ergör, "Size en yakın yüzen kişinin 3-5 metre uzakta olduğunu görüyorsanız, gönül rahatlığıyla denize girebilirsiniz. Plajda da öyle, en yakın kişi 2-3 metre uzakta olsun" diyor. Tenha saatlerde denize girmeyi öneren Ergör, havuzlarda daha da dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.

20 ülkede ikinci dalga yaşanıyor

Prof. Kayıhan Pala da kamuya açık alanlar ve toplu taşımadaki riske dikkat çekerek bayramın etkisinin iki hafta sonra görüleceğini hatırlatıyor:

"Şunu hiç unutmamak lazım: Salgın bütün hızıyla devam ediyor. Bu hastalığın bir aşısı olmadığına göre, hangimizin hastalığı taşıdığı bilinmediğine göre mesafeyi korumaktan başka yolu yok."

Türkiye’de 1 Haziran’da başlayan açılım süreciyle birlikte, özellikle Temmuz ayında yoğun bakımdaki hasta sayısı arttı. Aktif hastalar içindeki yoğun bakım oranı da yüzde 10’a çıktı. Dünyada bu oran yüzde 1-2.

Sağlık Bakanlığı, 29 Temmuz'dan itibaren günlük vaka tablosundan yoğun bakım ve entübe hasta sayılarını çıkardı. Artık tabloda "hastalarda zatürre oranı" ve "ağır hasta sayısı" parametreleri yer alacak.

Pala'ya göre bakanlığın bu tutumu kuşku uyandırıcı:

"Bizi de şaşırtan bir durum bu. Neden entübe ve yoğun bakım hasta sayısını açıklamaktan vazgeçtiği konusunda bilgimiz yok. Sanıyorum yoğun bakımda yatan hasta sayısı bir türlü düşmeyince bunu açıklamamanın doğru olacağına karar verilmiş. Ancak insanların kafasında bir kuşku belirecek. Bu konuda Bilim Kurulu'nun tutumu nedir, onu da öğrenmek isteriz."
Yazının tamamını okumak için tıklayın.

SIRADAKİ HABER