Muharrem İnce Yenildim, yenilgiyi kabul edemedim, kapatın artık

Selahattin Demirtaş'ı ziyaret etmesine ilişkin gelen soruya, "Bütün adayları ziyaret ettim.

© AA
Muharrem İnce Yenildim, yenilgiyi kabul edemedim, kapatın artık

CHP'nin 24 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce, katıldığı bir televizyon programında 24 Haziran seçimlerine ilişkin "Yenildim, yenilgiyi kabul edemedim, kapatın artık" dedi. İnce, HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı ve 24 Haziran'da Cumhurbaşkanı adayı olan Selahattin Demirtaş'ı ziyaret etmesine ilişkin gelen soruya, "Bütün adayları ziyaret ettim. Hapisteydi. Yalova milletvekili sayın Şükrü Önder, 70 yaşın üzerinde adamcağız, kalp hastası. Bir tane AKP'li ziyarete gitmedi" ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı cezaevinde olduğu dönem neden ziyaret etmediğini de açıklayan İnce, "Zor koşullar yoktu. Kebap partisiyle 4 ayı geçirdi. O zaman etkili değildim. Bugün olsa ziyaret ederim. O günlerde ziyaret edecek konumda değildim" şeklinde konuştu.

Habertürk'te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Muharrem İnce, ​'CHP Kurultayı'nda aday olacak mısınız' sorusuna, "Doğmamış çocuğa don biçmem. Henüz süreç başlamadı, tarih bile belli değil" dedi. Ayrıca İnce, "Bence CHP lideri cumhurbaşkanı adayı olmalıdır" açıklamasında bulundu.

Habertürk'te gündeme dair soruları yanıtlayan İnce'nin açıklamalarından satır başları şöyle:

Didem Arslan Yılmaz: Çok tartışılan bir dönemde kayyumlar meselesinde Mardin'de Ahmet Türk'e gittiniz. Destek verdiniz. Neden ihtiyaç duydunuz?
Muharrem İnce: Seçilmiş bir belediye başkanını ziyaret ettim. AK Parti ile çizgim neyse HDP'yle çizgim o. Açılım sürecinde sayın Erdoğan, sayın Ahmet Türk'le görüşmüştü. Ve o gün 'Başbakan sıfatımla değil AK Parti sıfatımla görüşüyorum' demişti. Sayın Bülent Arınç'ın dün Ahmet Türk'ün terörle ilişkisi olamayacağını söylemişti. Ahmet Türk'ün terör yanlısı konuşmalarına tanıklık etmedim. Bu kişiler savcılığa gitmişler, halk tabiriyle konuşayım temiz kağıdı, sabıka kaydı almışlar. Sonra YSK demiş ki, 'sizin aday olmanızda sakınca yok'. Millet de yüzde 51'in üzerinde 'gel şehrülemin ol' demişler. Siz diyorsunuz ki, 'teröre yardım ettiği gerekçesiyle görevden alıyorum'. Eğer böyleyse mahkeme kararının olması lazım. İdare, yürütme, istihbarata dayalı görevden alma yapamaz. Savcı bir sürecis başlatmış olabilir. TBMM'de uzun süre bulunmuş birisi olarak konuşuyorum. Herhangi bir konu yargıya intikal etmişse o konu hakkında soru önergesi verilemez, meclis araştırması istenilemez. Yargı süreci beklenir. Belediye yönetimine el çektiriyorsunuz. Melih Gökçek'i de el çektirdiniz. Hangi gerekçeyle öğrenemedik. Ne yapıyorsunuz, belediye meclisi biraraya geliyor, bir seçim yapıyorlar. Ahmet Türk'e gelince 'olmaz ben valiyi atarım'. Sayın Erdoğan belediye başkanı iken belediyeden uzaklaştırıldı. O gün RP, ANAP, SHP'li meclis üyeleri vardı. Sayın Erdoğan'ın yerine gelen Ali Müfit Gürtuna'ya sadece RP'liler değil SHP ve ANAP'lılar oy verdi. Seçilmiş bir belediye başkanı el çektirildi, hak RP'nindir. RP'nin önerdiği isme biz de oy vereceğiz dediler.

"Oy kaybeder miyim diye bir kaygım olmadı"
İnce: Fransız devriminde Yahudiler için hiçbir şey, Salomon için her şey diyordu. Bir topluluğun hakkı olmaz, bireylerin hakkı olur. CHP'li belediye başkanı görevden alınırsa savunayım, ama HDP'li olursa Kürt olursa onu savunmayayım?

Nagehan Alçı: Neden Ahmet Türk?
İnce: Ahmet Türk yakından tanıdığım isim olduğu için gittim

Alçı: Kayyum meselesiyle ilgili Diyarbakır'daydım. Hem görevden alınan Selçuk Mızraklı ile hem vali ile görüştüm. Sizin pozisyonunuzla ilgili CHP içinde kendini ulusalcı olarak tanımlayan çevreler içinde birtakım rahatsızlıklar olduğu söyleniyor. Ne kayyum ne HDP diye bir manşet atmıştı Deniz Zeyrek'in de yazdığı gazete. Yılmaz Özdil, 2020 yılında yumruk yediğinde 'birçok insanın yüreğine su serpmişti' diye bir yazı yazmıştı.
Deniz Zeyrek: Ben o gazetede kayyumu savunanları sert bir şekilde yazı yazdım.
Alçı: HDP'ye verilen destekle ilgili rahatsızlıklar var mı?
İnce: Bu yaptığım hareketten kazanır mıyım, kaybeder miyim diye bakarsanız halk kaybeder. Fransız siyasetçileri bilim ve akılla tanıştılar ondan sonra Fransa ayağa kalktı. Acaba buradan oy kaybeder miyim diye kaygım olmadı. Ben partiye aykırı bir iş yapmıyorum. İnandığım bir şeyi yapıyorum. Ben bu kayyumları doğru bulmuyorum. Geçmişte dokunulmazlıkların kaldırılmasını doğru bulmadım. CHP yönetimi 'evet' verdi ben 'hayır' verdim. Ben ilkeli davranılmasından yanayım.'

"Bugün olsa Erdoğan'ı cezaevinde ziyaret ederdim"
Zeyrek: Siz Selahattin Demirtaş'ı da ziyaret etmiştiniz?
İnce: Ettim. Bütün adayları ziyaret ettim. Hapisteydi. Yalova milletvekili sayın Şükrü Önder, 70 yaşın üzerinde adamcağız, kalp hastası. Bir tane AKP'li ziyarete gitmedi. Ben İlker Başbuğ'u, Mustafa Balbay'ı da ziyaret ettim.

Sevilay Yılman: Erdoğan'ı ziyaret ettiniz mi?
İnce: Zor koşullar yoktu. Kebap partisiyle 4 ayı geçirdi. O zaman etkili değildim. Bugün olsa ziyaret ederim. O günlerde ziyaret edecek konumda değildim.

Yılman: O gün ne düşünüyordunuz?
İnce: Erdoğan'ın görevden uzaklaştırmasını da doğru bulmuyordum. İster AK Parti milletvekilinin haksız hukuksuz yere 28 kişiyi bir odaya doldurarak, o sıcakta kalp hastasının bulunmasını doğru bulmuyorum. HDP'li oldukları için 'teröre destek veriyor' diyor. Size bir soru. PYD terör örgütü mü Türkiye Cumhuriyeti'nin gözünde. ABD, PYD'ye silah veriyor mu? Evet. Ama 'dostum Trump' diyor.

"Yerel seçimde 85 miting yaptım"
Gökhan Hacır: Epeydir ekranlarda yoktunuz. Ne oldu da sessizliğini bozuyor Muharrem İnce? Mardin gezisi için de aynı şey akıllara geldi. İl başkanınız sayın Canan Kaftancıoğlu, geçtiğimiz günlerde 9 yıl 8 ay hapse mahkum oldu. Onun karar duruşması vardı. Oraya niye gitmediniz de Mardin'e gittiniz.
İnce: Bazılarına yetişemiyoruz. Sözcü'nün bir duruşmasına katılabildim.

Yılman: Bazılarına yetişememek mi, yoksa geçmişten gelen bir kırgınlık mı?
İnce: Asla, böyle düşünülürse üzülürüm. Daha yeni görüştüm kendisiyle, 9 Eylül günü görüştük. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında sayın Kaftancıoğlu bizim il başkanımızdı. Aynı minibüsün içinde 20 miting yaptık.

Yılman: Yeterli desteği gördünüz mü?
İnce: Bu başka konu. Bence 1 yıldır nerede olduğumu medyaya niye sormuyorsunuz?

Yılman: Sayın İnce'yi yayına ben davet ettim. Hatta bana 'bu yayını neden yapıyorsunuz, siyasi mühendislik mi yapıyorsunuz' diye soranlar oldu. Doğrusu üzüldüm.
İnce: Ben yerel seçimde 30 vilayete gittim 85 miting yaptık. Kaz Dağları'na gittim. Protokole oturmadım, Fazıl Say'ın önünde oturup toz toprak içinde konseri dinledim haber olmadık.

Alçı: Ekrem İmamoğlu siyasi rakibiniz mi?
İnce: Arkadaşım benim, siyasi akrabam benim.

Hacır: CHP kurultay sürecine hazırlanıyor. Doğu ve Güneydoğu delegasyonu var. Mardin'de o delegeye gül atmak, mesaj vermek mi istedi diye soranlar var.
İnce: 40 sene sonra yüzde 30'u geçtik, umudu tazeledik. Yenildim, yenilgiyi kabullenemedim, o geceyi iyi yönetemedim, özür dilerim, kapatın artık. İktidarı seçimle değiştirebileceğimize insanları inandırdık. İkinci tura kalacağımıza inanıyordum. CHP genel başkanlığının bilgisayarları çökmüşse hesabı niye ben veriyorum, CHP yönetimi verecek.

"Diyarbakır'daki analar için Öcalan'dan yardım istensin"
Hacır: CHP kurultay sürecine hazırlanıyor. Doğu ve Güneydoğu delegasyonu var. Mardin'de o delegeye gül atmak, mesaj vermek mi istedi diye soranlar var.
İnce: Bu doğru değil.

Alçı: Diyarbakır'da HDP il binasının önündeki anneleri ziyareti düşünüyor musunuz?
İnce: Benim gittiğimde böyle bir eylem yoktu. Giderim tabii niye gitmeyeyim. Bu akşam her konu dahil bir tanesini ayrı tutarım, anneyi. Ama Diyarbakır ama Cumartesi annesi ama şehit annesi. Çok dikkatli konuşmayı seçerim. Bu benim hem milli hem dini görevimdir. Asla o anneleri incitmek isterim. İster HDP'nin ister CHP'nin ister AK Parti ister Cumhurbaşkanlığı'nın önünde, hiç farketmez. Bir annenin evladını aramasından daha insani, vicdani şey olamaz. Benim kendi doğrularım vardır. Doğrularım benim vicdanımdır. Ana vatan diyoruz. Ana vatanımızda analara ağıt yaktırıyoruz. Ana haber diyoruz, ana haberlerde kadın cinayetlerini anlatıyoruz. Anayasa diyoruz ilkellikleri dolduruyoruz içine. Asla eleştirmem, haklarıdır. Ama şunu söyleyeceğim. Bu çocuklar kaçırıldı ya da gönüllü gitti. Nereye gittiler? PKK'ya. Kurucusu kim? Abdullah Öcalan. Nerede? İmralı'da. Peki Nevruz'da Öcalan'ın mektubunu okuttu mu Erdoğan? Okuttu. Seçimde bir akademisyeni gönderim oy istedi mi istedi? Kardeşini televizyona çıkartıp oy istedi mi? İstedi. Şimdi aynı şeyi analar için yapsınlar. Sen oy için  Osman Öcalan'ı televizyona çıkardın. Şimdi analar için yardım istesin. Binali Yıldırım'a oy isterken yapıyorsun bunu. Ben de böyle söylerim.

Alçı: Çözüm süreci doğru bir süreçti. Yıllardan sonra barış atmosferi sağlamıştı. Sonuna kadar götürülebilse Türkiye en önemli sorunu çözmüş olacaktı.
İnce: Bunu tarihiyle anlatmazsak eksik olur.

Yılman: CHP 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonra 31 Mart yerel seçimler derken sizinle beraber başlayan Kürt tabanı veya HDP'ye oy verenlere yakınlık devam etti. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçtiğimiz günlerde Kürt edebiyatçılarla bir araya gelip yaptığı konuşmayı çok önemsiyorum. Kürtçe'nin ana dil olduğunu, hak olduğunu söylemesi kıymetli değerli şeyler. Geçmişte çözüm sürecinde nasıl bir tavır sergilediğinizi biliyorum. Çok sekter, dik duruşunuz vardı, karşıt bir duruşunuz vardı. Aynı çözüm sürecini başlatırsa. Siz neresinde olursunuz?
İnce: O günlerde grup başkanvekiliydim. AKP'li Atatürk'e laf söylüyordu, HDP'li İnönü'ye laf ediliyordu. Tek partiye CHP'ye ortak saldırıyorlardı. Ben de bir ona, bir ona cevap veriyordum. HDP'lilere 'Ben sizinle Cudi dağına geleceğim, siz benimle milli maça gelecek misiniz' diyordum. Türkiye'de yüzde 5'lik kesim terörü lanetlemiyor, kınamıyor. Bir yüzde 5 de burada var. 'En iyi Kürt ölü Kürt'tür' diyor. Bunlarla uzlaşma, çözüm olmaz. Atatürk yine kırmızı çizgim.

"HDP Kürt meselesinde ortaya karışık bir tavır ortaya koyuyor"
İnce: Dokunulmazlıklar konusunda tavrımı biliyorsunuz. Demirtaş, Türk ziyaretlerimde tavrımı biliyor musunuz? Bir tavır alırken Alevi, Sünni, Türk, Kürt diye bakarsanız çözemezsiniz. Benim ilkelerim var. Hukuka, bilime, evrensel kurallara uygun mu, kamu yararı var mı, vicdanıma uygun mu? Oradaki kişi Roman, Ermeni benim için fark etmez. Benim için bir çocuğun ölümü bütün çocuklarla aynıdır. CHP'nin açılım yapmasına gerek yok. CHP Kürt sorunu konusunda kafa yoran bir parti. 1989'da o zamanki SHP rapor hazırladığında bize Kürtçü dediler. 1954'de Millet Partisi kapatılırken CHP itiraz ediyor 'irticacı' diyorlar. Açılım sürecinin başladığı gün 10 Kasım 2009'dır. Allah'ın bütün günleri kabağa girdi bula bula 10 Kasım'ı buldular. İş nerede değişti biliyor musunuz? 2015 seçimlerinde Erdoğan 'Bana 400 milletvekili verin bu sorunu çözeyim' dedi. HDP'nin seçime girmesini istemedi. Demirtaş ne dedi 'Seni başkan yaptırmayacağız' dedi. İşte Erdoğan'ın kafasındaki HDP orada başladı. Sayın Bahçeli'ye sesleniyorum, HDP Erdoğan'ın teklifini kabul etseydi, seçimlere girecekti ve 400 milletvekili ile anayasayı ne hale getirecekti?

Alçı: Açılım süreci yanlış mı diyorsunuz? Evet sonu yanlış bitmiş olabilir. Niyet olarak çok cesur, Türkiye'nin kronik sorununu çözmeye yönelikti.
İnce: Kürt sorunu AKP'yle birlikte başlamadı. 200 yıldır var. 1800'lerden beri var. Türkiye'nin demokratikleşme, terör ve Kürt sorunu var. Kürt sorununu çözmek ilerici bir eylemdir, gerici bir kafayla çözülemez. Bir kere demokrasiye inanmak lazım çözmek için. Çözüm yeri Büyük Millet Meclisi'dir. Halktan kaçırarak, Oslo'da 'İstediğinizi vali yaptık' diyerek bu sorun çözülmez.

Arslan: Kandırıldı mı diyorsunuz?
İnce: O süreçte kandırıldı. Kürt hareketi diyelim buna. Bu talepler üçe ayrılıyor. Bir bağımsız bir Kürt devleti kurmak isteyen ayrılıkçı bir grup var. Terörle çözmek istiyor. İki federasyon özerklik isteyen grup var. Üç 'Ben Kürdüm benim sorunlarım, sıkıntılarım, dertlerim var, bunları çöz, ama beraber yaşayalım' diyen bir grup var. Bu grubu ciddiye almalıyız.

Zeyrek: HDP hangisinde?
İnce: Ortaya karışık yapıyor. Olmaz tavır koyacak. Siyasetçiler şunu sormalı, beraber mi, yanyana mı yoksa ayrı ayrı mı yaşayacağız. Bunu çözeriz. Bir kere samimiyetle. Eğitim dili, eğitim hakkı, ana dil, bunları tartışmayacağız. Eğitim alma hakkı başka bir şey ana dilini öğrenme hakkı başka bir şey. AİHM kararları benim için esastır. Modern dünyada yaşamak istiyorsak. Ben Cumhurbaşkanı seçilseydim Türkiye'yi AB'ye sokmak için çalışacaktım.

"Resmi dil Türkçe'dir, ana dilini de devlet öğretecektir"
İnce: Aleviler için şöyle oluyor. Öğretmen diyor ki '4 mezhep haktır, diğerleri sapık mezheptir' diyor. Annesi 'Biz aleviyiz diyor' çocuk çelişiyor. Ben Türkçe eğitim aldım, ana dilim Türkçe olduğu için değil resmi dilim Türkçe olduğu için Türkçe eğitim aldım diyor. Eğitim alma hakkı başka bir şey, ana dilde öğrenim hakkı başka bir şey. Çocuğa resmi dilde eğitim yapmaya mecburuz. Büyük toplulukla ilişki kuracak. Ana dilini öğrenecek çocuk. Devlet öğretecek.

Hacır: Matematiği, fiziği hangi dilde öğrenecek?
İnce: Ben karşı değilim ama o Kürt çocuğuna yazık ederiz. Kürt çocuğu o zaman üniversiteyi Diyarbakır'da bitirir ama gelip Yalova'da doktorluk yapamaz. Fransa'da Fransızcayı yan dil olarak öğretmezler. Bir resmi dilimizi öğreteceğiz, iki ana dili hangisi ise o dili öğreteceğiz, üç uluslararası dil öğreteceğiz.

Alçı: Almanya'daki Türkler ile Türkiye'deki Kürtleri kıyaslayamayız değil mi?
İnce: Almanya'da Türkler işçidir, Kürtler bu memleketin sahibidir. Toplulukların hakkı olmaz, kişilerin hakkı olur. Diyarbakırlı Memo'nun hakkı vardır, Yalovalı Ali Aga'nın hakkı vardır. Resmi dilimiz Türkçe'dir. Herkes resmi dille eğitimini görecek. Ama Pazarlı Laz derse, 'çocuğuma Laz dilini öğretmek istiyorum, edebiyatını öğretmek istiyorum' derse hiçbir sakınca görmüyorum.

Zeyrek: Bir arkadaşım aradı dedi ki, CHP 1992'den bu yana Kürtler'den ve muhafazakarlardan ciddi bir şekilde uzaklaştı. Kürtlerle barışma süreci başladı mı şimdi?
"CHP 2011 seçim bildirgesini cuma namazında okudu"
İnce: Hatayı kendimi de dahil ederek CHP'de arıyorum ama bazen de karşı tarafta arıyorum. Rahmetli babamın cenazesinde mezarın başındayız. Defnettik, aşağı inerken birisi 'abi üzüntülüsün ama bir şey soracağım, ben seni kravatlı, şapkalı taziyeleri kabul eden birisi beklerdim. Oysa sen mezara indin, tahtaları koydun, üstün başında toprak oldu. Yahu CHP'lileri neden böyle tanıdık'. Dedim ki, 'Yanılıyorsun Kılıçdaroğlu Tuncelili bir babanın oğlu, Muharrem İnce kamyon şoförünün oğlu. Ben yer sofralarında büyüdüm, yer döşeklerinde yattım. Bizim halktan uzak neyimiz var anlamış değilim. Zaman zaman yanlışlar yapıldı. 2011 seçimlerinin seçim bildirgesini cuma namazı saatinde yaptılar. Bütün günler bitti, Cuma günü yapıldı. Olacak iş mi bu? Bu bilerek yapılmadı ama bu nedir? Bilerek yapılmadı ama böyle bir gaf olamaz. Böyle bi hata yaparsan halktan uzaklaşırsın. Türkiye'de erkeklerin yüzde 65'i cuma namazına gidiyor.

Zeyrek: Partinizde o dönemde başörtüsü meselesinde ciddi tavır ortaya konuldu. Başörtüsü aleyhinde sembolleşen isimler partiye taşındı, milletvekili yapıldı.
İnce: Ben dersane müdürüydüm. 28 Şubat'tan sonra bir subay geldi, 'Bir öğrenci başörtüsü takıyor, onu çıkartacaksın' dedi. 'Niye' dedim ve o çocuğu korudum. Doğru olduğunu düşünüyordum.

"Kürtçe eğitim alan Kürt çocuğu İzmir'de doktorluk yapamaz"
Alçı: Siz Kürtçe matematik dersi olmaz diyorsunuz, ancak öğretilebilir diyorsunuz. Bu temel insan haklarına aykırı.Ben mesela Almanca matematik okudum.
İnce: Hiçbir sakıncası yok da Kürt çocuklarına yazık edersiniz. Bir kere bunu eğitimcilerin tartışması lazım. AİHM'i referans alırım dedim. Diyor ki, 'bu devletin işidir ama sen resmi dilde eğitimini yap ama ana dilini, farklı dilini öğrenmek, geliştirmek isteyen varsa onu da öğret' diyor.

Alçı: Bu ülkede İngilizce, Almanca, Fransızca okul var.
İnce: Ben matematiğin İngilizce anlatılmasını istemiyorum.Sömürge ülkesi mi burası? Burası devlet pazar tezgahı değil. İnsanları kandırmak adına hoşlarına gitsin diye yapamayacağım şeyleri söyleyemem. Kürt çocuğu Dicle Tıp Fakültesi'ni bitirir ama İzmir'de doktorluk yapamaz. Kürt çocuk Kürt folklorunu, kültürünü, dilini öğrensin. Yanında İngilizce, Japonsa öğrensin.

Hacır: Fransızlar veriyor mu?
Alçı: Fransa'yı bilmiyorum ama Amerika'da ve Avrupa'da birçok ülkede mevcut.
İnce: ABD'de sizin o beğenmediğiniz andınız var ya, her sabah Amerikalı çocukla 'ABD'ye bağlılığımı bildiriyorum, bu cumhuriyet yaşayacaktır' diyorlar.

Alçı: ABD'de İspanyolca eğitim hakkı vardır, gidin bakın.
"Hesabı ben niye veriyorum? CHP Genel Merkezi verecek"
Yılman: Bir seneden fazla bir zaman geçmesine rağmen hala insanlar sizin ne söyleyeceğinizi merakla bekliyorlar. Şu an siyasetin biraz dışındasınız. Aktörler değişir, başka isimler gelir. Gündem şu anda CHP dediğinizde İmamoğlu üzerinden gidiyor, Kılıçdaroğlu üzerinden gidiyor. Ben sizi 24 Haziran'dan önce sıkı takip ettim. 24 Haziran gecesi hala birçok insanın kafasında soru işareti.
Yılmaz: Hala karanlık mı o gece?
Yılman: Evet hala karanlık. Mahallem olduğu için CHP. Şöyle bir şey duydum. O gece yanınızda bir sürü insan 'Çık sayın Başkan açıklama yap' demesine rağmen neden inat ettiniz?
İnce: Evet inat ettim. İlk turda 'Tayyip Erdoğan hapisteyken ziyaret ettiniz mi?' dediniz 'Ben de etkili değildim' dedim ama Erdoğan'ın siyaset yapması için oy verdim. Ahmet Altan'la Balyoz kumpasını konuşmak isterim. Ergenekon ve Balyoz'da nasıl yanlış yaptıklarını söylemek isterim. Bir tane hatam var. Vatandaş benden duymalıydı, İsmail Küçükkaya'dan değil. Hata yaptım. Bir futbolcu kırmızı kart gördü, ömür boylu futboldan mı yasaklayacaksınız? Yenilgiyi iyi yönetemedim, özür dilerim.

Hacır: 31 Mart gecesi Ekrem İmamoğlu'nun halkta popülaritesi oluştu. O geceyi iyi yönetti.
İnce: Ne güzel işte. Gayet güzel buldum.

Alçı: Birtakım dedikodular oldu
Zeyrek: Bir general tarafından tehdit edildiniz mi?
İnce: Deniz Zeyrek beni tehdit edecek adam anasından doğmadı. O gece sarhoştu, bir general tehdit etti, Tayyip Erdoğan'dan para aldı, NATO askerleri kaçırdı. Afgan askerleri kaçırdı, eşi kaçırıldı, odaya kilitlediler. Tam 11 senaryo var. Hadi biri doğru diyelim. Diğer 10'unu kim uydurdu? İtibar avcılığı. Birileri o gece düğmeye bastı. Benim hatam var, umudu tazeledik, kazanırız dedik. Meydanları doldurduk, iktidarı değiştirebileceğimize inandırdık. Partiden 8,5 puan fazla aldım. 40 sene sonra 30'u geçtik. O akşam birileri düğmeye bastı. O gece nerede kalacağım? İkinci tura kalacağımızı inanıyorduk. İkinci tura kalınca CHP'ye gidemezdim, çünkü rozeti çıkarmıştım. CHP'ye gidersem ikinci turda İYİ Partililere ne diyecektim? Üç hesabı vermesi gereken niye ben oluyorum? Benim örgütüm, bilgisayarlarım yok ki, CHP Genel Merkezi'nin bilgisayarları çökmüşse hesabı niye ben veriyorum. O mesajı ben attım, hata mı yaptım, onu da ben yaptım. Ben içki içen birisiyim ama o gece içmedim. Sorun şurada, umutlar çok yüksek olunca, hayal kırıklıkları da çok büyük oluyor. Evet kardeşim doğru. Ekrem İmamoğlu çıktı, İnce çıkmadı. Çünkü birisi bir il, birisi Türkiye. Elimde ıslak imza yoktu ki. Benden değil, partiden hesap sorsunlar.

Tuncay Özkan: İnce seçim gecesi içkiliydi demedim
Yayındaki ifadelere ilişkin açıklama yapan CHP'li Tuncay Özkan, "Nagehan Alçı yalan söylüyor. Ben hiç bir zaman M. İnce seçim gecesi içkiliydi demedim. Ben CHP Genel Merkezi'ndeydim. Tanık olmadığım bir şeyi nasıl söylerim. Bu zırvalarla CHP içinde kavga arayanlar benden sonuç alamazlar, başka kapıya" dedi.

"Doğmamış çocuğa don biçmem"
​'CHP Kurultayı'nda aday olacak mısınız' sorusuna yanıt veren İnce, "Doğmamış çocuğa don biçmem. Henüz süreç başlamadı, tarih bile belli değil" dedi. İnce, "Bence CHP lideri cumhurbaşkanı adayı olmalıdır" dedi.

Yılman: 2020'de Cumhurbaşkanlığa varım diyorsunuz ama...
İnce: Mahalle delegesi dahi seçilmemiş. Kurultayın tarihi belli değil. Şekillenmemişse konuşmak yanlış olur. CHP genel başkanlığına adayım dediğimde, 2014'de ne diyordum, CHP'yi iktidar yapacağım diyordum. Peki CHP iktidar oldu mu? Hayır. Belediyeyi yönetmek başka Türkiye'yi yönetmek başka. O zaman bu iddia geçerli demektir. CHP'ni genel başkanı Cumhurbaşkanı adayı olmalıdır, doğrusu, yakışanı budur. Genel başkan başka, Cumhurbaşkanı adayı başka bir sürü aksaklık çıkıyor. Sana yakın milletvekillerini MYK doğruyor. Genel başkan bir şey söylüyor, Cumhurbaşkanı adayı başka bir şey söylüyor. Doğrusu CHP'nin adaylarla birlikte çıkması. Delegeler 'gel buraya' derse gelirim, demezlerse yanlarına giderim salona. Bu kadar...

"4 ay önce aday gösterilseydim bugün Cumhurbaşkanı'ydım"
Hacır: Biraz parti yönetimine kırgın olduğunuz izlenimi edindim. Partinin etkinliklerine davet edilmiyor musunuz? Partiniz kuruluş etkinliğinde ön sırada göremedim sizi. Bir ihmal mi söz konusu mu? Sayın Kılıçdaroğlu'na ve parti yönetimine kırgınlığınız söz konusu mu?
İnce: Seçim geçti 58 gün sonra parti değerlendirme yaptı. O toplantıya ben çağrılmadım. Kampanyayı yapan benim, aday olan benim, yenilen benim. O kampanyaya çağrılmadım. 9 Eylül'deki etkinlikte ön sırada yanda, kenarda bir yer ayrılmıştı. Bunlara kızıyor musun, gülüyorum bunlara. Ben 40 yıllık CHP'liyim. Partiyi 40 yıl sonra 30'un üzerine çıkardım. Kazanırız iddiasını, Recep Tayyip Erdoğan kaybedecek galiba, dedirttim. Böyle bir hatam var benim. Sayın Kılıçdaroğlu'nun haberi var mıdır? Kesinlikle yoktur. Kraldan fazla kralcılar vardır. Altın yere düşünce değerinden bir şey kaybetmez. Onların beni öne koymaları önemli değil millet beni yüreğine koysun yeter. Onlar beni halkın gözünde kenara koyabilirler mi? Her gün sokakta 500 fotoğraf çektiriyorum ben. Halkın sevgisine engel olabilirler mi? Partileri yönetenler iki yıllığına seçilen kiracılardır. Asıl ev sahibi sokaktakilerdir. Kiracıya kızıp evi yakmam. Onlar kapıdan kovsa pencereden gireceğim.

Hacır: Delegeler teveccühte bulunurlarsa koşa koşa giderim dediniz. Bir yerel seçim zaferi var. Kılıçdaroğlu ve yönetimi bir zafer kazandı. İl ve ilçe kongrelerinde belediye rüzgarı esecektir. Yeni seçilmiş belediye başkanları var. Buradan esen rüzgar var. Muharrem İnce akıllara gelir mi diye düşündüğünüz oluyor mu?
İnce: Delegeler kapı kulları değildir. Özgür iradeli delegelerdir. 45 yıl önce söylendi bu. Savunduğum şey şu, CHP'nin genel başkanının Cumhurbaşkanlığına aday olmasının doğru olacağını düşünüyorum.

Yılmaz: 31 Mart'a kadar sayın Erdoğan'ın yenilebileceğini ben gösterdim dediniz. Biraz açar mısınız?
İnce: Türk siyasetinde Recep Tayyip Erdoğan diye bir adam var. 2018'e gelmiş, herkes umudunu yitirmişken, 'Bu adamı seçimde yenemeyiz' derken, herkes elini vicdanına koymuş. Muharrem İnce diye bir adam çıkmış karşısına. Muharrem İnce'yi de yenmiş ama yara alarak yenmiş, sendelemiş. Boks maçına benzetirsek kaşı açılmış, dizi kopmuş. İyi hazırlanılsaydı bu yenilirdi. Eğer beni 4 ay önce aday yapsalardı ben cumhurbaşkanıydım. Ben yolu açtım. İmamoğlu ile beni karşı karşıya getirmeye çalışmayın. Gelmeyeceğim kardeşimle, siyasi akrabamla.

"Benim Genel Başkan'a bal borcum var, vereceğim"
İnce: Ben sayın Kılıçdaroğlu'na aday olun ben size çalışayım dedim. Ben 51 gün kala aday gösterdiler. Fotoğraflarımı İzmir'de otel odasında çektirdim. Hiçbir hazırlık yapamadım. Zamanım yetmedi. Benim 1 ay daha sürem olsaydı, 81 gün olsaydı yüzde 37 alacaktım, ikinci tura kalacaktım ve cumhnurbaşkanı olacaktım. Beni geç açıkladılar. Kötü niyetle beni geç açıkladılar demiyorum. Yanlış yapıldı.

Yılmaz: En son Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu ile ne zaman görüştünüz?
İnce: En yakın zamanda 9 Eylül'de görüştük. Havaalanında görüştük. Zonguldak milletvekilimizin düğününde görüştük. Bir borcum var kendisine önümüzdeki günlerde ödeyeceğim. Bal borcum var. Arılarım var. Hiçbir ticari gerekçe olmadan. Bahçemde kovanlar var. Genel başkanımız 'bize düşmez mi' dedi. Genel başkana mutlaka düşer dedim.

Yılman: Seçimi kaybettiniz, yolu açtınız tamam. Seçimden sonraki tavrınız çok tartışıldı. Seçimden önce kaybedersem 'asla aday olmayacağım, genel başkanın karşısına çıkmayacağım' demiştiniz. Bu sözünüze sadık kalamadınız. Aday olmak istediniz. İmzalar toplandı. Bu toplumda tırnak içinde size karşı güvensizlik yarattı. Bu güvensizliğin farkında mısınız?
İnce: Sayın Baykal genel başkanlıktan ayrılınca sayın Kılıçdaroğlu da 'aday değilim' demişti. Sayın Erdoğan da yapmıştı. Niye ben de güvensizlik yaratıyor da başkalarında yaratmıyor. Siz Muharrem İnce'ye yakın diye listeye koymazsanız bir başarılı belediye başkanını. O zaman çıldırırsınız. Bu sözleri tutmamak karşılıklıdır. Mehmet Kesimoğlu'nun ne gühahı vardı. Özcan Işıklar 10 yıl belediye başkan yardımcılığı yapmış, ondan sonra 10 yıl belediye başkanlığı yapmış. Benim çocuklarım doğmamıştı. Sonradan dünür olduysak partiden mi istifa etsin. Dünür olduğu için siyasete girmemiş ki. Siyasetin ortasındayken dünür olmuş.

"Sayın Davutoğlu, sen zabıta çavuşu muydun?"
Alçı: CHP'nin içinde o süreçte size haksızlık yapıldığına ben de katılıyorum. Sizin yeni parti kurup yola devam etmenizle ilgili yazı da yazmıştım. Bu fikre nasıl bakarsınız. Kurultaydan mevcut sonucu değiştirmeyen bir tablo çıktı diyelim.
İnce: CHP benim için sıradan bir parti değil. İçişleri Bakanlığı'na dilekçe verilerek kurulan parti değil. Savaş meydanlarında kurulmuş, Atatürk'ün emaneti. Kamyoncunun oğlu olarak bu parti beni aldı PM üyesi, Grup başkanvekilliği, parti sekreteri, 16 yıl milletvekilliği yaptı. Partiden ayrılamam. Ellerini ovuşturanlar varsa çok beklerler. Ben CHP'nin başarılı olmasını istiyorum. Atatürk'ün emanetini iktidar yapmak istiyorum. Türkiye'nin 1600 okulunda tuvalet yok. Yüzde 18 gerilemişiz. Kişi başına 2 bin dolar kaybetmişiz.

Hacır: MHP'nin içinde İYİ Parti çıktı. 2 parti yolda. Doğum sancısı yaşıyorlar. CHP'de böyle bir durum konuşulmuyor. İttifakın diğer partilerini ve HDP'nin de oylarını aldı. Yakın vadede CHP'yi iktidara koşan parti olarak görüyor musunuz?
İnce: 17 yıl Türkiye'yi yönetmişler. Ali Babacan umut olacak öyle mi? Ekonomide senin sorumluluğun yok mu? Senin bunda payın yok mu? Sayın Abdullah Gül, 7 yıl Cumhurbaşkanlığı yaptın kaç yasayı veto ettin. Sayın Davutoğlu 'anlatırım ha' dedin. Sen afedersin ama zabıta çavuşu muydun? Kanunsuz şeyler yaptırdılarsa niye yaptın? Suruç'ta, Ankara Garı'nda olaylar olurken sen ne iş yapıyordun? Bu ülkenin tarımını sen mi çökerttin Ali Babacan. Muharrem İnce'yi kenara atarak, davet etmeyerek değil, herkesi bütünleşerek bu işi CHP yapacaktır.

"Baykal beni odasından kovdu, 2 saat sonra geri çağırdı"
İnce: Yanlış bulduğum başka bir şey var. Öyle ya da böyle kurabilirler mi? Evet. Kurmalılar mı? Evet. Ama şunu da yanlış buluyorum. Erdoğan'ın çıkıp 'sonucuna katlanırsınız' demesini yanlış buluyorum.

Yılman: Sayın Babacan ve Abdullah Gül kendileri istifa ettiler. Evvelki gün sayın Babacan röportaj verdi. Davutoğlu meselesinde iş ihraca kadar vardı. Sebep, basın ve kamuoyunda partiyi küçük düşüren açıklamalar yapmak, partiyi tartıştıracak ifadeler kullanmaka. Siz şu anda Davutoğlu'nun yaptığını yapıyorsunuz? O da partisinin politikalarını eleştirdi, isim vermeden bakanlara göndermeler yaptı. Siz de yöneticileri eleştiriyorsunuz. Orada ihraç sözkonusu, sekter bir tavır sergiledi AK Parti. Bunu demokrasi adına nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnce: CHP ile AK Parti yan yana getirilemez. Sayın Baykal'a karşı 30'lar hareketine imza attım, tekrar milletvekili yaptı. Sayın Kılıçdaroğlu'na karşı oldum, beni Cumhurbaşkanı adayı yaptı. AK Parti'de o kültür yok. Hiçbir dönemimde biat etmedim. Hep doğruları söyledim. Bir gün YÖK yasasıyla ilgili kapalı grup toplantısında itiraz ediyorum. Sayın Baykal, tabir yerindeyse beni fırçaladı. Odasına gittim, kovdu beni odasından. 2 saat sonra yeniden çağırdı, anlat dedi. Hak verdi. 'Ama beni kovuyorsunuz' dedim, sonra sırtımı sıvazladı 'Aile arasında olur böyle şeyler' dedi. Biz de böyle bir kültür var. Bize karşı çıkabilir, hemen onun kafasını koparmak, siyaseten bitirmek böyle bir şey olmaz. Onun için tek liste olmaz.

"Hak yerini bulacak, meydanlar dolacak, İnce aday olacak"
İnce: Erdoğan bakıyor, Babacan, Davutoğlu parti kurarsa kim gidebilir. Gel diyor, sen şu kurulun üyesisin diyor. Erdoğan yeni partiye gitmesinler diye tek tek bir yere yerleştiriyor.

Yılmaz: Davutoğlu'nun aldığı pozisyonu nasıl buluyorsunuz?
İnce: Suriye belasını başımıza kim açtı? Bu belayı stratejik derinlik diyerek sıfır sorundan sıfır komşuya bizi kim getirdi. Her Suriyeliyi görünce benim aklıma Davutoğlu geliyor. 3 saatte Şam'a gidecek. Otoban hızını bile bilmiyor. Bizim bir sürü sorunlarımız var. Eğitim, tarım, terör. Bunların hiçbirini başımıza AK Parti açmadı. Ama Suriye sorunu başımıza AK Parti, Erdoğan, Davutoğlu açtı.

Alçı: Öngörünüzde erken seçim var. Bu senaryo doğru olursa, Ekrem İmamoğlu'nun istifa etmesi. Nurettin Sözen örneği verdiniz. Sayın İmamoğlu istifa ederse AK Partili Tevfik Göksu'nun gelmesi gündeme girer. Siz aday olursanız, yeni sisteme göre adaylıkların ittifaklarla desteklenmesi gerekiyor. Partiniz Babacan veya Davutoğlu'nun partisiyle ittifak ederse ne diyeceksiniz?
İnce: Ankara'daki sloganımız çok güzeldi. Mansur Yavaş 5 sene önce kaybetmişti, aslında kaybettirilmişti. Hak yerini bulacak demişti. Ben de diyorum ki, hak yerini bulacak, meydanlar dolacak, Muharrem İnce aday olacak. Önümüzdeki seçimde ilk turda ittifak olmaz. Daha ortada kurulmuş bir şey yok. Siz kurulması muhtemel bir partiyi onun arkasına vagon olarak CHP'yi takarsanız ben bu eleştiriyi yaparım.

"Demirel'in Özal'ın köprüsü bedava, Erdoğan'ın köprüsü parayla"
Yılman: Ekrem Bey seçildikten kısa bir süre sonra tatile çıktı.
İnce: Türkiye'nin genel sorunlarını sorarsınız bana. Ben İstanbul Belediyesi'nin basın temsilcisi değilim.

Yılman: 24 Haziran'da Cumhurbaşkanı olarak seçilmiş olsaydınız tatile çıkar mıydınız?
İnce: Erdoğan eleştiriyor da Ekrem Bey'i. Sen 15 Temmuz'da neredeydin? FETÖ'cüler seni ararken neredeydin? Sen darbe olurken tatildeydin de sel olurken tatilde olsaydı ne olacaktı. Amaca uygun olmayan harcamadır israf. Yolsuzluk başka bir şey israf başka bir şeydir. Devlet milletten vergi topluyor bunu hizmete dönüştürmesi lazım. Devlet vergiyi alırken 'Sana köprü, yol, hastane, okul yapacağım, güvenliğini sağlayacağım' diyor. Polisin parasını nereden veriyor? Benden, vatandaştan. Bizden vergi alıyor. Ama biz sitelerimizde güvenlik görevlisi tutuyoruz, özel doktora gidiyoruz, köprüden geçerken para veriyoruz. Erdoğan 'kör müsün köprü yaptık' dedi. Ben de 'kör değilim ama sen nankörsün' dedim. Demirel'in, Özal'ın yaptığı köprü bedavaydı, Erdoğan'ın yaptığı niye parayla. Marmaris'te yazlık israftır, Etimesgut'ta bekleyen 12 Ocak israftır. Geçen yıl kağıt krizi yaşadık. SEKA, birini park, diğerini yandaşa sattık. Bir ceket alacaksınız, önce fiyata bakarsınız. Etimesgut Havalanı'nda 12 uçak var. Görgüsüzlük öyle bir hal almış ki. Köşkler, saraylar, TBMM Başkanlığı'na bağlıdır. Milli Saraylar Daire Başkanlığı vardır. Aldı bunları kendine bağladı. Saraylar, kasırlar, köşkler ona bağlı. Kendine saray yapıyor yetmiyor. Dolmabahçe, vahdettin Köşkü, Marmaris, Ahlat'ta istiyor, bu ne doymaz saray safasıdır.

Alçı: Bahsettiğiniz kasırlar özel işletmelerdi.
İnce: Marmaris'te 300 odalı saray var. Yaklaşabiliyor musunuz? Özal'a 4 odalık yer için haksızlık yapmışız.​

SIRADAKİ HABER