Rusya'nın 'Güvenli Bölge'ye ilişkin hesapları

Ankara ve Washington’ın Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge kurulması hususunda anlaşması

© AFP
Rusya'nın 'Güvenli Bölge'ye ilişkin hesapları

Ankara ve Washington’ın Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge kurulması hususunda anlaşması, Türkiye ile ABD arasında farklı ittifaklar ve bölgedeki son düzenlemelerdeki görüş farklılıkları nedeniyle uzlaşma şansının azaldığı görüşünde olan Rusya’nın planlarında karışıklığa neden oldu.

Rusya, söz konusu gelişmeye resmi düzeyde yanıt vermekten kaçınsa da diplomatik çevreler, ‘sadece ABD askerlerinin bölgedeki yasadışı varlığının yeni bir durum yaratmasının değil, aynı zamanda Suriye’nin siyasi süreci ile ilgili yol açabileceği sorunlar’ konusunda endişelerini dile getiriyorlar.

Ancak yakın bir zamana kadar ABD’nin Suriye’deki hareketlerini yakından takip eden Moskova, Washington yönetimine askerlerini geri çekme çağrısını yineliyordu. Bununla birlikte Rus yetkililerde, Washington’ın Suriye’de sürekli kalma niyetinin olmadığı kanaati vardı.
 
Rus uzmanlar, son dönemde ABD’nin attığı adımları, Washington’ın Suriye’ye yaklaşımındaki değişiklikler olarak görüyorlar. Bu adımlar arasında ABD’nin Suriye’nin doğu ve kuzey bölgelerindeki varlığını güçlendirmeye çalışması ve ABD-Türkiye uzlaşmasının yanı sıra Rusya’nın Suriye’de muhtemel bir uzlaşıya son şeklini verme yönündeki çağrıların Washington tarafından göz ardı edilmesi, Rusya’nın Astana’da verdiği çabalara karşı ABD’nin Cenevre’de ısrar etmesi ve Moskova’nın diğer bütün çabalarının görmezden gelinmesi bunlar arasında yer alıyor.

ABD’nin söz konusu yaklaşımının Moskova tarafından nasıl görüldüğüne ilişkin işaretler, Rusya’nın Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada görülebiliyor. Nitekim açıklamada, Suriye’nin kuzeydoğusunu ayırma yolundaki çabalara karşı uyarılar yapılırken, bu bölgedeki sorunları Şam ve Kürtler arasında diyalog yoluyla çözüme kavuşturulmasının gerekliliği vurgulanıyor.

Rus uzmanlar, Rusya’nın Suriye’nin kuzeydoğusunda olup bitenlere karşı sessizliğinin arkasında Moskova’nın Washington’ın ‘güvenli bölge’ fikrine onay vermesinde bazı hesapları olduğuna işaret etti. Uzmanlara göre bu hesaplar arasında, ABD’nin gelecek yıla kadar bölgeden çekilmeyi tamamlama çabasının bir parçası olarak, Türkiye’nin güvenlikle ilgili endişelerinin azaltılması, Kürtlere bölgelerinin büyük bir saldırıyla karşı karşıya olmadığı güvencesinin verilmesine imkan sağlanması olarak görülüyor.

Başka bir açıdan bakıldığında, Türkiye'nin güvenlik endişelerini gideren bu gelişme, Moskova’ya Türkiye ile yapabileceği yeni bir uzlaşıyla birlikte İdlib’de durumu çözüme kavuşturmak için daha geniş bir hareket alanı sağlayabilir. Bunun da İdlib’deki askeri gerilimin düşürülmesinde etkili olabileceğini söylemek mümkün.

Bir uzmana göre Astana sürecine duyulan ihtiyacın önümüzdeki dönemde, Suriye’deki nihai uzlaşı kapsamında Moskova ve Washington arasında diyalog kanallarını açılması ihtiyacının artmasıyla birlikte azalabileceğine dikkati çekiyorlar.

Putin, Türkiye ve İran’ı kaybetmek istemiyor
Rusya’nın doğrudan Suriye’ye müdahale ettiği dönemde Kremlin’den bir uzman, Rusya’nın Suriye’ye attığı adımın önemine ilişkin, bunun Moskova’nın etki alanını genişletmesi ve stratejik etki alanından daha geniş bir küresel düzeye çıkması için son fırsat olduğunu anladığını söylemişti.

Rus uzmanlar, Moskova’nın Ortadoğu’daki çatışmanın bütün taraflarıyla ilişki kurma noktasındaki ısrarının yeni ve çeşitli roller üstlenmesinde yardımcı olacağı görüşünde.

Öte yandan Moskova, diğer taraflarla kurduğu ilişkileri korumada giderek zorlanmaya başlıyor. Putin özellikle Türkiye ve İran ile kurduğu stratejik işbirliği kurması nedeniyle bu iki önemli ortağını kaybetmesine neden olacak anlaşmalar yapmak istemiyor.

Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2019, 12:35
SIRADAKİ HABER